Ülkemizin ‘Bereketi’ neden kaçtı?
Hazine Nakit Gerçekleşmeleri verisine göre; yılın ilk 5 ayında 7,5 trilyon lira (170 milyar $) harcama yapılmış.
Bu 5 ayda 145,2 milyar dolarlık gelirin yüzde 19,3’ü olan 28 milyar dolar ise faize harcanmış.
Yıllık (son 12 aylık) olarak baktığımızda gelirimiz 344,5 milyar dolar. Faize harcanan para ise 56,7 milyar dolar. Gelirin %16,5’i faize gidiyor.
Mesela 10 yıl önceye, yani 2016 yılına bakalım: Gelirler 177,8 milyar dolar iken faiz gideri 16,4 milyar dolar (%9,2).
Ödediğimiz faizin borç stokuna oranını (borçlanma maliyeti) daha önce vermiştim. Yıllarca yüzde 6,0’larda seyreden borçlanma maliyeti şimdilerde yüzde 17,1’e çıkarak 2004 yılı değerine geri dönmüştür.
****
Bugün gelire oranla faiz giderini özellikle verdim. Çünkü devlet giderek daha çok vergi topluyor. Buna rağmen faiz ödemesinin oranını bir türlü düşüremiyor.
Gelirler nasıl arttı ise kamunun giderleri de aynı şekilde arttı. Hatta daha önemlisi faiz dışı giderlerdeki artıştır.
Mesela 2005 yılında koca Merkezi Yönetiminin devlet idaresi için faiz dışı harcaması 72,2 milyar dolarmış. Dolar enflasyonunu dikkate aldığınızda bu para 123,1 milyar dolara karşılık geliyor. Oysa şu anda faiz dışı harcamamız 344,3 milyar dolar.
Haydi diyelim ki, ülke ekonomisi büyüdü. Gelin oraya da bakalım:
2005 yılında GSYH 506,6 milyar dolarken faiz dışı kamu harcaması 72,2 milyar dolarmış. Devlet idaresi için GSYH’nın yüzde 14,25’i yetiyormuş. Bu oran şimdilerde yüzde 21-22 aralığında seyrediyor.
Kilit sorumuzu şimdi soralım: Hem mutlak rakamda hem tüm oranlarda devlet harcaması faizde ve faiz dışında AK Parti’nin ilk dönemine göre muazzam artmış durumda.
Peki, bu muazzam harcama artışına karşılık devletten memnuniyet artmış mı?
Mesela eğitimde kalite daha mı yükseldi? Sağlıkta kalite daha mı iyiye gitti? Emniyette durum daha mı güvenilir oldu? Ya da adalet???
Yaşam memnuniyeti anketleri, gelir dağılımı verileri, PİSA ve yolsuzluk endeksleri dahil tüm makro veriler kamuda büyük bir çöküşü ve çürümeyi gösteriyor.
Harcadığınızdan daha çok para harcıyorsunuz ama kamu memnuniyet oranınız hiç artmıyor. İşte buna tam anlamı ile bereketsizlik denir.
Sorun sadece faiz ödemesinde değil, faiz dışı ödemelerdeki bereketsizlikten de kaynaklanmaktadır.
Genel anlamda bir bereketsizlik durumu yaşıyoruz.
Burada sormamız gereken bir soru daha var: Bereketsizliğin nedeni faizin olmasından mı yoksa haramın karışmasından mı? Bence bereket sorununda asıl ayrıntı burada aranmalıdır.
***
Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın uyarısını gördüm.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu konuşmasını almış: “Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Faizin olduğu yerde bereket olmaz.”
Ve Mete Hocam şu uyarıyı eklemiş:
“Allah Saff Suresi 2-3 ayetlerinde ‘Ey iman edenler! Yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapamayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır.”
Diyanet tefsirinde Saff Suresini şöyle açıklıyor:
“Müminlere hitap edildiğini kabul edenlere göre ayetlerde, gerçekten iman etmiş olmakla beraber söz ve eylemleri arasında uyumsuzluk bulunan Müslümanlara bu hususta bir uyarı yapılmakta yahut Müslümana yaraşan tutumun söylenenle yapılan arasındaki tutarlılığına özen göstermek olduğu bildirilmektedir.”
Ben burada Metin Hoca’mın uyarısına birkaç ekleme daha yapacağım.
Nisa Süresi (Diyanet Tefsiri):
“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.”
“Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun. Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız, bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”
Cenabı Allah Maide Suresinde ise şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutun, adil şahitler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi asla adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun. Bu, takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Evet; Kuranı Kerim’de Allah (c.c.) böyle emrediyor.
***
Tekrar ekonomiye dönelim.
2017’de ülkemize Türk Tipi Başkanlık Sistemi geldi.
Yıllık faiz ödemesi 8 milyar dolardan 57 milyar dolara fırladı
Borçlanma maliyeti yüzde 6’larda yüzde 17’nin üzerine çıktı.
Faiz yükü ve maliyeti hızla artıyor.
Hatta kamunun faiz dışı harcaması da 150 milyar dolardan 350 milyar dolara çıktı. Ve kamudan memnuniyet artmadı, tersine azaldı.
Gelelim yeniden BEREKET konusuna...
Bereket sadece faizle mi ilişkili yoksa adalet ve liyakatin de berekette payı var mı? Bence var.
Adalet dediğinizde size sadece Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın dile getirdiği AK-MATİK konuşmasını hatırlatayım:
“İhaleye fesat mı karıştırdın? Sorun yok. Hakkında yolsuzluk iddiası mı var? Önemi yok. Usulsüzlükle mi suçlanıyorsun? Hiç dert etme. ‘AK-MATİK’ var. Bir yıkamada, bir rozet değişikliği ile her şey bir anda tertemiz oluveriyor. Şaka gibi ama maalesef gerçek.”
Ne diyordu Allah (c.c.) “Annene babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa…”
Peki AK-MATİK ne yapıyor? Bize gelince tertemiz oluyorsun. Ak Parti rozeti her şeyi temizliyor.
Liyakate hiç girmeyeceğim bile. Particilik ve akraba yakınlığı zaten sıradanlaştı.
Haram işine de girmeyeceğim. Sadece KÖİ ihalelerine bakın yeterlidir.
Ve böyle bir ülkede bereket bekleyeceğiz.

