Vasatlık hapishanesi ve fon vurgunu
Günümüzde ülkemizdeki en büyük suçlardan biri de “Yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” oldu.
Yanıltıcı bilgi…! Çok önemli.
Mesela “Dünya dönüyor ve evrenin merkezi Dünya değil Güneş’tir” diyen Galileo’ya ne oldu? Elbette ev hapsine mahkum edildi. Ya da Antik Çağ’ın büyük düşünürü Socrates neden idam edildi?
Tarih büyük düşünür ve bilim adamlarının idamları ya da sürgün cezalarıyla doludur.
***
Toplumların geneli orta bölüm yığılmasıdır, yani vasattır. Bu seviyenin altındakilere ‘deli’ denildiği gibi üstündekilere de deli gözüyle bakılmıştır.
Mesela Einstein, öğretmenleri tarafından geri zekalı ve tembel olarak görülüp dışlanırdı.
Toplumun orta yığılması olan genelin doğru kabul ettiğinin dışına çıkmak hiç kolay olmamıştır.
Düşük zekalar ile üstün zekalar genel açısından hep aynı muameleyi görmüştür.
Mesela; vasatlar dünyayı düz görürken “Dünya yuvarlaktır” demek büyük isyandı. Ya da “Evrenin merkezi Dünya değil Güneş’tir. Dünya, Güneş’in etrafından dönüyor” demek…
Bu uç örneklere bakıp hiç kendinizi kenara çekmeyin. Bugün ülkemizde vasatlık hapishanesinin en müdavim konukları bizim aramızdan çıkıyor.
***
Toplumun orta yığılması dediğimiz vasatlık hakimiyetinde hapsolunduğunda genel kabullerin dışına çıkamazsınız.
Çıktığınızda da “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan ya zindana atılırsınız ya da ev hapsine…
Haydi kendimize soralım: İşin uzmanları Türkiye’de fon saadet zincirini dile getirirken ne kadar ciddiye alındık?
O dönem YARGI neden uyaranları gözaltına alıyordu? Galileo “Dünya dönüyor” derken ev hapsine gönderilirken Türkiye’de de “Dolandırılıyorsunuz” demek aynı şekilde gözaltına alınma nedeniydi.
Ne farkı var şimdi bunun vasatlık hapishanesinden?
Öyle küçümsemeyin bu süreci. Emre Tezmen “İthal ekonomik modellerle Türkiye’nin sorunları çözülmüyor” mesajı ile Mehmet Şimşek’e bile gönderme yapabilmişti. Oysa Emre Tezmen o esnada en büyük ponzi sistemi içinde en büyük dolandırıcı durumundaydı.
Hatta öyle kabul görmüştü ki; 400 milyar liraya yakın bir yatırımcı, Emre Tezmen’in ponzi sistemine para yatırmıştı.
10 Ekim 2025 günü bu ponzi sistemini yazmış ama isim verememiştim. Nitekim Kasım 2025’te de Mehmet Şimşek bu ponzi sistemini söylemiş ama işlem yapamamıştı.
Neden acaba?
***
Gelelim bugüne.
Sistem çöktü ve enkaz altında kurtarma çalışmaları yürütülüyor. Ama nasıl?
Cevdet Yılmaz sistemin çökeceğini anlayıp paraları alıp kaçanları açıklamayacaklarını ilan etti. “Lekelenmeme hakkı” varmış.
Abdullah Güler de “Yüksek getiri elde ettiğini düşünen varsa bunu kendi muhasebesini yapsın, kendi vicdani manada gelsin iade etsin” açıklamasında bulundu. Kısaca “vicdan hukuku” demiş oldu.
Ben bu iki yaklaşıma “Şefkat Hukuku” diyorum.
Oysa şu anda muhalif kesime bir başka hukuk işliyor. Tabiri caiz ise “Her canlı ölümü tadacaktır” ayetine benzer şekilde “Her muhalif zindanı tadacaktır” mottosunu yaşamıyor muyuz?
2 milyar lira vurgun yapan, sessiz sedasız kimse görmeden adliyeye gidebiliyor. Oysa Mersin’de muhalif kadın, sabahın köründe kapıyı polislere açtığında gecelikli hali ile topluma sunulabiliyor.
İktidarın çevresine lekelenmeme hakkı işlerken muhalif kadınlar bile teşhircilikle karşı karşıya kalabiliyor.
İkili hukuk sistemi tam gaz devam ediyor.
Fon vurguncuları ellerini kollarını sallayarak dolaşırken bu soygunu dile getirenler, ya zindana atılıyor ya da evlerinde hapsediliyor.
HEM FAİZCİ HEM FONCU
Yıl 2016…
Hazine nakit geliri 177 milyar 796 milyon dolar. Faiz gideri ise 16 milyar 422 milyon dolar. Faiz giderinin gelire oranı %9,2.
Eylül 2026 (Son 12 aylık-Yani yıllık)
Hazine nakit geliri 361 milyar 164 milyon dolar. Faiz gideri ise 57 milyar 508 milyon dolar. Faiz giderinin gelire oranı %15,9.
2016 yılında borç stokunun GSYH’ye oranı %27,0 iken şimdi bu oran %22,3.
Borç stoku GSYH’ye oranla düşerken faiz gideri nasıl patlıyor?
Bir tarafta fon vurguncuları cirit atarken diğer tarafta faizciler balayı yaşıyor.
Soralım kendimize. Bu tabloyu kim yarattı? Ya da bu sonuca neden olan süreçleri kim yaşattı?
Sonuç karşımızda: Hem foncu hem faizci bir yönetimle nasıl buralara geldik?

