Modern mitolojiler, yerli ve milli anlatılar

CUMARTESİ YAZILARI

Mitoloji eskilerin hikayeleridir. Esatir’ül-evvelin. Bu hikayelerde evrenin, dünyanın, doğanın kökeni, yapısı, işleyişi hakkında eski toplumlardaki inanışların, kavrayışların, anlayışların metaforik anlatımları veya sembolik temsilleri yer alır. Bir anlamda mitoloji toplumsal değerlerin alegorik (temsilî) hikayelerin içinde somutlaştırılması demek.

Mitoloji insan yaratıcılığının en anlamlı ürünlerinin başında gelir. Çünkü bilimin, sanatın, hatta bugünkü şekliyle din kurumunun henüz teşekkül etmediği devirlerde insanoğlu yaşadığı dünyayı anlamlandırabilmek için ihtiyaç duyduğu kendi içinde tutarlı bir anlatıyı mitler aracılığıyla kurmuştur.

Böylece bilimin ve sanatın ilk şekilleri mitler olmuştur. Bu bakımdan kimi düşünürlere göre beşeriyetin gelişmesinde en önemli faktör dil yetimiz sayesinde edindiğimiz mit yaratma kabiliyetimiz olmuştur.

Aynı zamanda atalarımızdan tevarüs ettiğimiz inanç ve düşünce kalıpları demek olan mitler karanlık bilinçaltımızın aydınlatılmasında da işe yarayabilecek araçlar olarak görülmüştür. Freud mitleri kullanarak kişilerin bilinçaltındaki nevrozları, Jung ise toplumların ortak hafızasındaki arketipleri bulmaya çalışmıştı.

Peki, bugün “eskilerin masalları” tamamen hayatımızdan çıktı mı? Bilimin, sanatın, felsefenin ve dinin sistemleşmesi sonrasında mitlere ihtiyacımız kaldı mı? Daha doğrusu, yeni mitler üretmeye ihtiyacımız var mı? Galiba ihtiyacımız devam ediyor. Çünkü modern zamanlarda da modern mitolojiler ürettiğimiz bir hakikat.

Homo sapiens ırkı olarak bugün antik çağlarda yaşamış atalarımızın zihin dünyasından epeyce uzakta olsak bile insanı insan yapan özelliklerimizi koruyoruz. Mit üretimini de sürdürüyoruz. Ne bilim ne sanat ne felsefe ne de din engel olabiliyor buna.

Önce mitolojiyi oluşturan unsurlar tek tek üretiliyor. Siyasi liderler de popüler sanatçılar da yüksek edebiyatın temsilcileri de dini figürler de fani giysileri soyulup mitik kişiliklere dönüştürülüyor. Mesela, edebiyat okuru bile olmayan insanlarda gördüğümüz Nazım Hikmet hayranlığı veya Cahit Zarifoğlu sevgisi “kişileri mitleştirme” ameliyesinin ürünleridir.

Aşık Veysel, Ahmet Kaya, Hazreti Ali, Che, Atatürk, Hacı Bektaş, Yılmaz Güney posterleri olurdu eskiden bazı berber dükkanlarında. Şimdilerde ise sosyal medya mecralarında yüksek edebiyat temsilcilerinin posterlerine rastlıyoruz.

Daha da ilginci, bazı popüler mizah dergileri ilave olarak veriyor bu posterleri. İslamcı veya muhafazakâr denilen yayınlarda ise -tv dizisi de yapılan- Yedi Güzel Adam “efsanesi” yaşatılıyor. Poster düzenlemelerinde ise Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu gibi “yerli ve milli” figürlere Aliya İzzetbegoviç ve Cat Stevens gibi “ümmet büyükleri” eşlik ediyor.

Bunlar muhakkak ki kendi alanlarında çok değerli isimler. Ancak yan yana dizilen posterler üzerinde topluca ifade ettikleri anlam kendi değerlerinin ifadesini aşan bir mesaj içeriyor. Kapsamlı bir anlatının unsurlarına dönüşüyor her biri.

Aynı şekilde yan yana dizilen Menderes, Özal, Erdoğan resimleri bu isimlerin tek tek temsil ettiği anlamların ötesinde bir anlam kazanıyor; yerli ve milli liderlerin dış güçlerin hedefi olduğuna dair anlatının ifade aracı oluyor.

Peki, son zamanlarda adaylık tartışmaları bağlamında sıkça dile getirilen “siyasetçinin bir hikayesi olması” ne demek? Bizim gibi sıradan bir insanın mitik bir karaktere dönüştürülmesi demek. Kişilerin mitleştirilmesi için bütüncül bir anlatının kahramanı olmalarının gerekmesi demek.

Mamafih bu bütüncül anlatının aynı zamanda bir “büyük anlatı” içinde anlam ifade etmesi de lazım. Her şeyi açıklayan, her soruya cevap veren bir anlam setinin yani. Bu büyük anlatıya ister mitoloji ister ideoloji deyin, fark etmez. Çünkü ideoloji ve mitoloji birbirinden ayrı alanların kavramları değil aslında.

Günümüzün mitolojileri ideolojilerdir, desek yeridir. Biliyorsunuz, ideoloji günlük dilde çoğunlukla siyasi doktrin anlamında kullanılıyor olsa da sosyal bilimler terminolojisinde anlamı daha geniştir. Bir toplumun değerlerinin bütünü kastedilir ideoloji derken. Bu anlamda antik toplumların mitolojisi ile modern toplumların ideolojisi aynı şey değilse de benzer şeylerdir. Her ikisi de birtakım toplumsal ihtiyaçlara cevaben üretilen/inşa edilen yapılardır.

Fransız göstergebilimci Barthes’ın “Mitolojiler” diye bir eseri var. Rahmetli Tahsin Yücel “Çağdaş Söylenler” diye çevirdi. Yani modern mitolojiler. Birtakım popüler kültür ürünlerinin veya gündelik yaşayışımızdaki bazı rutinlerin toplumsal iletişim yapıları içerisinde kendi asıl anlamlarından daha fazlasını temsil edebildiğini anlatıyor o kitapta Barthes.

“Paris Match’ın bir sayısı. Kapakta, Fransız üniforması giymiş genç bir zenci, gözleri yukarıda, hiç kuşkusuz üç renkli bayrağın bir kıvrımına dikili, asker selamı veriyor” diyerek bir berber dükkanında yaşadığı deneyimi aktaran Barthes’ın düşüncesince, kapağına Fransız bayrağını selamlayan bir siyahi asker fotoğrafını koyan dergi, bununla bize şunu söylemektedir: “Fransa büyük bir imparatorluktur, renkli renksiz tüm oğulları bayrağının altında bağlılıkla hizmet eder, sözde sömürgecilik suçlayıcılarına, bu zencinin sözde sömürücülerine hizmet etme çabasından daha iyi bir yanıt olamaz.”

Bu dergi kapağında kullanılan fotoğraf gibi sıradan nesneler, bağlamına göre, kendi basit anlamlarının ötesinde ideolojik anlamlar (mitler) üretiminin bir parçası olarak işlev görebilirler yapısalcı göstergebilimciye göre.

Yapısalcı göstergebilimin kurucusu Saussure dildeki gösteren ile gösterilen arasındaki ilişkinin sebepsiz (rastlantısal) olduğunu ortaya koymuştu. Mit üretiminin dilsel göstergeye yeni bir katman eklemek olduğunu düşünen Barthes ise, kökleri dilin içinde olmakla birlikte, mitlerin birer gösterge sistemi olarak belirli bir amaç doğrultusunda yaratıldığını ve burada gösterilen ile gösterenin ilişkisinin sebepsiz olmadığını savunur. Mitlerin görevi bir dünya görüşünü doğal bir gerçek gibi görmemizi sağlamaktır. Yani fikirleri ve inançları insanlar tarafından yaratılmış şeyler olarak görmemize engel olur mitler. Barthes’ın kendi sözleriyle mit “insan eylemlerinin karmaşıklığını ortadan kaldırır, onlara özlerin basitliğini verir.”
Mitolojiler yazarına göre mitin gücü etkileyiciliğinde ve şaşırtıcılığındadır. Bu özelliği miti çürütebilecek her türlü rasyonel açıklamadan çok daha güçlüdür. Demek ki mit amacını gizlediği için değil, amacını doğallaştırdığı için iş görür.

Özetleyecek olursak, bazı kavramlar kendi başlarına ifade ettikleri anlama karşılık belirli bir anlatının içinde yer aldıklarında bambaşka bir anlam ifade edebilirler. Bugünlerde çokça kulağımıza gelen “İhalarsihalar”, nas, LGBT kavramları gibi…

24kirasss07.jpg

24kiras07a.jpg

YORUMLAR (47)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
47 Yorum