Üzücü ama gerçek: Türkiye’nin içinde oynadığı kum havuzu…
Geçen hafta Instagram’ıma ardı ardına Anthropic adlı yapay zeka şirketinin Claude adlı yapay zeka robotuna eklenen yeni fonksiyon olan Cowork’le ilgili paylaşımlar düşmeye başladı.
Ben daha profesyonel yapay zeka uzmanlarını ve gazetecilerini izliyorum; ilk paylaşımların onlardan gelmesi de normaldi. içlerinde güvendiğim isimler de vardı ve hepsi birden Cowork’ü çok beğenmişti.
Bilgisayarıma indirdim, ben de Cowork’ü kurcalamaya başladım. Kişisel olarak bana ve yaptığım işe katkısı sınırlı olacaktı ama gördüğüm kadarıyla büyük ofisler için çok kullanışlı olabilirdi. Elbette onlarca performans kriterine bakmak lazım böyle bir karar vermek için ve ben bu konuda kendimi yetkin görmüyorum ama dıştan bakınca bana en azından işe yarar izlenimi verdi.
Bu sabah, aynı anda hem Financial Times gazetesinde hem de The Wall Street Journal gazetesinde manşet aynı: Dün New York Borsası beklenmedik biçimde düştü, bu düşüş daha çok yazılım şirketlerinin hisselerinde oldu ve toplamda 300 milyar dolarlık değer buhar oldu.
Tek bir günden bu sonuç çıkarılabilir mi bilmiyorum, belki ihtiyatlı olup birkaç gün daha beklemek lazım ama tek başına Anthropic adlı henüz halka açık olmayan bir şirketin geliştirdiği bir yapay zeka aracı, yapabileceği işler nedeniyle yeterli sayıda yatırımcıyı korkutmuş ve onlar da bu yapay zekanın batıracağını düşündükleri şirketlerdeki hisselerini satmışlardı.
Yıllardır konuşuluyor, işte yapay zeka gelince şu meslekler yok olacak gibi şeyler söyleniyor. Bakın işte bu öngörülerin ilk sonuçlarından biri yaşandı belki de New York borsasında: Yazılım şirketlerinin hisseleri düştü. Düşenler arasında yapay zekaya ciddi yatırım yapan ama yine de geride kalanlar da var, mesela Microsoft ile Oracle.
Daha iki gün önce Elon Musk, kendisine ait olan ve rakiplerinin hayli gerisinde kalan xAI adlı şirketini bir başka şirketi olan SpaceX ile birleştirip garanti altına aldı.
Bu yaşananlar büyük bir depremin gelmekte olduğuna dair bazı belirtiler mi? Olabilir.
Dünyada bunlar olurken Türkiye’nin bu konuyla uzaktan yakından hiç ilgilenmemesine ne demeli? New York borsasındaki bu önemli gelişmeyi bu sabah 10Haber dışında hiçbir haber portalında görmedim.
Biliyorsunuz bir de İstanbul Borsası var. Bu borsa, New York borsasıyla kıyaslandığında içinde bebeklerin oynadığı kum havuzu bile sayılmaz. Bizim bütün borsamızın, burada işlem gören bütün şirketlerin toplam değeri 150 milyar dolar değil. Oysa New York’ta bir günde 300 milyar dolar, yani iki tane Türkiye sermaye piyasası bir günde buhar oldu, borsa bana mısın demedi.
Biz Türkiye’de mesela savunma sanayiinde geldiğimiz noktayla övünüyoruz. Türk savunma sanayiinin merkezinde Aselsan adlı dev şirketimiz var. Özel sektörden diğer dev kamu şirketlerine kadar savunma sanayiinde yer alan bütün yapılar şu veya bu kadar Aselsan’ın şemsiyesinin altındalar aslında.
Aselsan kabaca bizim borsamızın yedide biri tek başına.
Ama bu değeri dolara çevirdiğinizde ciddi bir hayal kırıklığıyla karşılaşıyorsunuz. Çünkü 50 yıldır var olan ve sadece Türk Silahlı Kuvvetlerine değil yurt dışındaki ordulara da yıllardır satış yapan Aselsan, daha birkaç yıl önce kurulmuş olan yapay zeka şirketi Anthropic’in değeriyle kıyaslandığında çok minicik kalıyor.
Aselsan yaptığı pek çok işin içinde savunma sanayii için özgün tasarımlı yarı iletkenler, yani çipler de yapıyor. Tek işi çip üretmek olan Nvidia, Aselsan’ın kim bilir kaç katı değerde. Nvidia’nın üç aylık satışları, Aselsan’ın on yıllık satışından fazla ciro getiriyor.
Geçen gün bir arkadaş WhatsApp grubunda örneği verildi. Son günlerde ardı ardına AVM binaları satın alan Kiler Grup’un borsa değeri 23 milyar dolara ulaşmış. Kiler Grubu’nun piyasa değeri Koç Holding + Sabancı Holding + Alarko Holding + Doğan Holding ve + Anadolu Grubundan daha fazla. Bu örnek de bize Türkiye’nin o minicik kum havuzunda oynayanların önceliklerini gösteriyor işte.
Kendi minik bebek havuzumuzda bazıları çok mutlu mesut oynuyor, istedikleri gibi at koşturuyorlar ama zaman zaman bunu hatırlamakta fayda var:
Türkiye, dünyada yaşananların çok ama çok gerisinde bir yerde kalma tehlikesi içinde. Koca ülkeden tek bir özgün yapay zeka modelinin çıkmaması, Türkiye’nin ABD’de ve Çin’de yaşanan gelişmeleri masal dinler gibi dinlemesi ve takip bile etmemesi bir tek bana mı tuhaf geliyor?
DEVLET BAHÇELİ’NİN SON ÇIKIŞI
MHP lideri Devlet Bahçeli dün son derece önemli bir konuşma yaptı partisinin grup toplantısında ve kısaca Abdullah Öcalan’a umut hakkını, Selahattin Demirtaş’ın tahliye olmasını, belediye başkanıyken görevden alınıp yerlerine kayyım atanan DEM partili Ahmet Türk ile CHP’li Ahmet Özer’in ise makamlarına geri dönmesini istedi.
Bahçeli bunları sizden benden istemiyor, sizden benden beklemiyor. Mesajlarının doğrudan muhatabı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun partisi.
Öcalan’a umut hakkı düzenlemesini reddeden Ak Parti ve Erdoğan’dan başkası değil. Bu talep daha önce Devlet Bahçeli tarafından dile getirildiğinde “Henüz zamanı değil” demişlerdi.
Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM kararı haftalardır uygulanmayı bekliyor ama yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Ak Parti’nin acelesi yok; hatta geçmişte olduğu gibi uygulamamayı da seçebilirler, zaten fiilen yaptıkları da bu.
Ahmet Türk ile Ahmet Özer’in durumu iyice çarpıcı. Ahmet Türk görevden alınma gerekçesi olan davadan beraat etti, Ahmet Özer ise mahkumiyet aldı ama hiç değilse tutuklanmadı. Bu mahkumiyeti de Bahçeli çok ağır bir dille eleştirdi.
Bahçeli ortağıyla böyle nutuklar ve medya aracılığıyla konuşmaya başladığında hep bir gerginlik oluyor. Bakalım bu son gerginlik nasıl giderilecek…
