Rönesans veya yağma

Geçen hafta Citibank, müşterilerine yönelik yayınladığı bir raporda Türk TL piyasalarını “bir Rönesans anının eşiğinde” olarak tarif etti.

Sadece Citibank değil Bank of Amerika da neredeyse her on beş günde bir Türk Banka hisse senetlerinin ne kadar iyi bir yatırım aracı olduğuna dair raporlar yazıp sızdırıyor.

HSBC 2024 yılsonu dolar tahminini 36 TL olarak açıkladığında herkes “mümkün değil” kıvamında itiraz etmişti. Şimdi aynı kişiler 36 bile olmayabilir diyorlar.

Yabancı bankaların raporlarını okuyan Türkler de “aptal yabancılar gelecek ve hangi fiyattan olursa olsun elimizdeki hisse senetlerini alacak” anlayışıyla yabancılardan önce her fiyattan, başta bankalar olmak üzere, büyük şirketlerin hisse senetlerini toplamaya başladılar.

Bazı hisselerin fiyatı bir yıl sonrası için öngörülen hedef fiyat seviyelerini daha şimdiden aştı; sonuçta bazı hisse fiyatları şişti.

Citibank’ın dikkat çekmek için kullandığı “Rönesans Eşiği” kavramı aslında “yağmalama eşiği” anlamında kullanılmış fakat yağmalarken de nazik ve kibar olmak gerektiği bilindiği için, Rönesans.

Yurtiçinde ve yurtdışında pek çok para sahibi, dövizlerini bozup TL’lerini mevduat veya tahvillere yatırarak bu yağma sofrasına oturmak istiyor.

Türkiye’nin, yıllık getirisi %8-9 civarında olan döviz varlıkları var; fakat yabancılar bu varlıkları değil artık mümkün olan %20 getiriyi hedefliyorlar.

Son köşe yazısında KKM sahiplerine, derhal KKM hesaplarını kapatmalarını, dövizlerini satmalarını ve elde ettikleri bu TL’lerle mevduat hesabı açmalarını, bir bakıma yağma sofrasına oturmalarını önerdim.

Belki bu sayede yabancıların yağmalayacakları Hazine kaynaklarının bir kısmı yurtiçinde kalır.

Fakat bir Türk vatandaşının %50 faiz geliri elde etmesiyle, bir yabancının %50 faiz geliri elde etmesi aynı sonuçları doğurmaz. Türk için hem enflasyon hem de faiz oranları %50 civarında olacağı için sadece parasının değerini korumuş olur fakat bir yabancı için bunun matematiği farklıdır.

YAĞMANIN MATEMATİĞİ

Yağmanın nasıl işlediğini basit bir örnekle anlatayım.

Varsayalım ki bir yıllık mevduata bugün net %50 faiz önerildi. Bir doların da bir yıl sonra 40 TL olacağı varsayıldı.

Bu varsayımlar altında bu yatırımcının 100 doları yani 3.200 TL’si bir yıl sonra %50 artışla 4.800 TL’ye çıkacak ve aynı tarihte de bir dolar 40 TL olacağı için parası da 120 dolara yükselmiş olacak.

Bu durumda TL’ye yatırılacak her 100 dolar net bir şekilde 20 dolar veya %20 kazanacaktır.

Buna rağmen bazı yabancılar gelmekte tereddüt ediyor.

Hükümet gelmekte tereddüt eden yabancılara, kısa vadede, kârlılık (yağma) deneyimini yaşatmak için bankaların swap limitlerini artırabileceğini bile ifade etti.

2003 - 2013 döneminde de bir yağma dönemi yaşanmıştı. Yabancılar o günkü şartlarda Türkiye’ye borç verdiklerinde, varsayalım ki yıllık %5 kazanıyorlardı fakat paralarını TL’ye çevirip Hazine tahvillerine yatırdıklarında, yıllık getirileri %15’e yani üç katına çıkıyordu. (Rakamlar kurgusal fakat oranlar olguya uygun)

2013’e gelindiğinde dünyadaki bütün carry trade fonlarının yani sıcak paranın bir Trilyon dolar olduğu tahmin ediliyordu; bu sıcak bir trilyon doların 250 milyar doları da Türkiye’deydi.

Karlılığı gören yabancılar, hırsla Türkiye’ye geliyor ve TL varlıklara yatırım yapıyordu.

Fakat 2003’te 130 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borçları, 2013’te 400 milyar dolara yükselmişti. Bazı yabancılar Türkiye’ye, sıcak paranın “madendeki kanarya”sı demeye başlamışlardı.

Gerçekten de 2013 yılından itibaren işler tersine döndü. TL’de değer kayıpları arttı ve yabancı yatırımcıların karlılığı her geçen gün azaldı hatta zarar etmeler başladı.

İnat edip 2013’ten sonra da Türkiye’de kalanların hiç biri, Türkiye’ye getirdiği paraları tam olarak geri götüremedi.

Yabancılar 2003 - 2013 döneminde Türkiye’de kazandıkları astronomik kârların neredeyse tamamını belki de daha fazlasını 2013’ten sonraki dönemde kaybetmiş olabilirler.

Yabancıların, Türkiye’deki bu “yağma sofrasına” gelmekte hala tereddüt etmelerinin temelinde, geçmişte uğradıkları bu zararları unutmamış olmaları yatıyor olabilir.

Fakat kâr hırsının hafızası zayıftır; yağma niteliğindeki kâr oranları karşısında kamaşan gözler hafıza falan dinlemez.

Doğrusu yabancılar için önümüzdeki 24 ayda oluşabilecek pek çok risk minimuma seviyeye indi ve inecek çünkü neredeyse alınabilecek her tedbir alındı.

Geliyorlar ve gelecekler.

YORUMLAR (21)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
21 Yorum