Bak sen şu işe! Fon rezaletini de dış güçler tezgahlamış!

Fon skandalının patladığı ilk günden bu yana, zihnimde bir yere oturtamadığım bir şeyler vardı. Asrın skandalını planlayanlar, milletin cebine çökenler bizim çocuklar olamazdı. Çünkü onlar ‘yerli’ ve ‘milli’ydi, ayrıca dindar bir kimliğe sahipti. Bu yüzden sanki fotoğrafta bir eksiklik vardı.

Neyse sonunda fona para yatıran yüz binlerce insanın paralarına çökerek servetlerine servet katan, ekonomimizi çökertme planları yapan ve de iktidarın millet nezdindeki itibarını zedeleyen düşmanı bulduk; dış güçler…

Meğer İsrail, MOSSAD ve ABD destekli hain odaklar borsamıza sızmışlar, “milletin emanetine sahip çıkan, milletin paralarını, milletin kuruşlarını” gözleri gibi koruyan, bazı dindar insanların kalplerini teslim alarak, onları milletin emanetine göz diker hale getirmişler.

Bu kadarı da olmaz artık! Biz ki Türkiye’de bugüne kadar olup biten bütün karışık işlerin, kirliliklerin arkasında bizi çekemeyen ‘dış güçler’i aramış ve hiç zaman kaybetmeden de bu hainleri bularak halkımıza ilan etmiş bir milletiz.

Her ne kadar gelişmiş dünya ile bilimsel ve teknolojik alanda rekabet etme konusunda, yeterli sayıda bilim ve düşünce insanlarına sahip değilsek de bizim de bazı maharetlerimiz var yani.

Çok şükür, düşman icat etme konusunda yapay zekaya bile külahını ters giydirecek profesörlerimiz, ‘Milli Müslümanlarımız’ var ve onlar bu tür alengirli işlerde çok başarılıdır!

İşte bu ‘dış düşman’ mucidi profesörlerimizden birisi olan

Ahmet Akgündüz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda demiş ki: “Ulaşabildiğim bilgilere göre, fon fırtınasının arkasında İsrail, MOSSAD ve hatta ABD var. Cumhurbaşkanı ve bütün devlet erkânının çok dikkatli olması zaruridir. Hedef cumhurbaşkanımız ve dünya gücü haline gelen devletimizdir. Muhalefete akan kanalizasyonlar, bahsettiğim kanallardan gelmektedir. Dikkat!”

Ama ne hikmetse dahi profesörümüz(!), X hesabından yaptığı bu bilimsel (!) açıklamalarını daha sonra silmiş, muhtemelen birileri kulağını çekmiş olmalı. Doğrusu ben çok üzüldüm, böylesine dahiyane fikirler üreterek asrın icadını gerçekleştiren bir profesöre ayıp olmuş!..

İnanıyorum ki bu zatı muhteremin açıklamalarını da ‘dış güçler’ engellemiştir. Eğer böyleyse en kısa sürede, gerekli cevap sert bir şekilde verilmeli. Bu memleket sahipsiz değil.

Biz yedi kıtada at koşturan Kanunilerin, Fatihlerin, Yavuzların torunlarıyız, bizi durduramazlar. İsrail’e, MOSSAD’a, ABD’ye pabuç bırakmayız biz.

Bu trajikomik saçmalıkları bir tarafa bırakacak olursak, ülkede gerçekten akıllara zarar olaylar, vicdanları yaralayan görüntüler, haram-helal sınırı tanımayan ahlaksızlıklar yaşanıyor. Ama isimlerinin önüne hak etmedikleri sıfatlar ekleyen bazı kifayetsizlerin derdi başka.

Çünkü bu IQ fukaralarının kitabında, adalete, hakka-hukuka, ahlaka, vicdana, merhamete ve şefkate asla yer yoktur.

Onlar için önemli olan, 500 kişinin dolandırıldığı asrın en büyük skandalında başrolde olan kendi mahallelerine ait aktörlerin masum olduğunu göstermektir. Ve daha da önemlisi, hiç zaman kaybetmeden ‘bizim çocuklar’ın da içinde yer aldığı bu dolandırıcılık işinin, “ezan susmaz, bayrak inmez” hamaseti eşliğinde “dış düşmanlar”a fatura edilmesidir.

Bakın, skandalın üzerinden daha iki hafta geçmeden fon dolandırıcıları unutulmaya başlandı bile. Vurgun için fon kurumları oluşturanların bir bölümünün hapiste olmasına rağmen, fonlardan milyarlarca lira haksız kazanç sağlayanlar hakkında henüz bir suç duyurusu bile yok.

Bu arada, 450 bin fon mağdurunun parasını daha kaç imtiyazlı kişinin paylaştığını da henüz bilmiyoruz. İktidar tarafından yapılan ilk açıklamalarda, vurguna karışan kim olursa olsun sonuna gidileceği belirtilmişti. Oysa şu anda vurgunculara uygulanan şefkatli muameleler, olayın geçiştirileceğine dair işaretler veriyor sanki. Çünkü fon vurguncularının gözaltı süreçlerinde ‘lekelenmeme hakkı’na o kadar riayet ediliyor ki ya hiç kelepçe takılmıyor ya da kelepçeli fotoğraflar asla servis edilmiyor. Vurgunculara şefkatte sınır yok gibi yani.

Ama memlekette ‘lekelenme hakkı’na layık görülmeyen birileri var ve onlar her türlü kötü muameleyi hak ediyorlar. Mersin Belediyesi’ne yapılan şafak operasyonundaki vicdanları sızlatan görüntüler mesela… Gözaltı talimatı verilen evlerden birine sabaha karşı giden polise kapıyı gece kıyafetiyle bir kadın açıyor. Kıyafetinin müsait olmadığını söyleyerek fotoğrafının çekilmemesini rica ediyor ama polis bunun adli bir prosedür olduğunu söylüyor.

Baskınlar sırasında kötü muamele yapıldığı iddialarına rağmen çekilen görüntülerin birkaç saat sonra sosyal medyaya servis edilmesi ise kelimenin tam anlamıyla mahremiyete vurulan bir darbedir. Herhalde aileyi artık bundan sonra böyle koruyacağız.

Bu olup bitenler ‘dış güç’ tacirlerini de ilgilendiriyor mu acaba? Yoksa onlar ahlaklı ve erdemli insan olma işinden çoktan vaz mı geçtiler?

YORUMLAR (15)
15 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.