İran’ı fetheden(!) Trump ve ‘miyavlayan kedi’nin hikayesi…
Bir katliam çetesinin lideri olan Netenyahu’nun kuyruğuna takılarak İran’a saldıran Trump’ın, bir aylık haydutluğun ardından eli boş olarak evine dönmesi belki de insanlık adına bir kazançtır.
Haksızlık etmeyelim, kendini ‘İran fatihi’ olarak gören bu yalancı pehlivan İran’da, bir savaş suçu niteliği taşıyan alt yapılara sandırdı, öğrencileri, sivilleri öldürdü. Eğer bu bir başarıysa, evet insan öldürmeyi iyi biliyorlar…
Geriye dönüp bir aylık sürede Trump’ın hallerine baktığımızda, bu adam akıl sağlığı yerinde olmayan bir deli mi, yoksa ne yaptığını bilen insanlık düşmanı bir Tiran mı olduğu konusunda karar vermekte zorluk çekeriz. Her ne olursa olsun, insanlığa karşı suç işleyen zararlı bir varlık olduğu kesin.
Şu anda, pamuk ipliğine bağlı olsa da her şeye rağmen iki haftalık bir ateşkeste uzlaşılması önemli. Gerçi Netenyahu insan öldürmeden duramadığı için Lübnan’a saldırmaya devam ediyor. Maalesef katiller hep böyledir, kan kokusunu almadan duramazlar…
Kim ne derse desin, Netenyahu-Trump katliam ortaklığının insan öldürmek dışında bir meziyetleri yok. Kabul etmek gerekiyor ki birlikte çok manyak bir hikaye yazıyorlar, kendi halkları nezdinde madara olmuş durumdalar ama olsun, katillerin hikayesi böyle yazılır…
Savaşı kim kazandı, kim kaybetti tartışmalarının yapıldığı şu günlerde en çok hoşuma giden, İsrail basınındaki eğlenceli değerlendirmeler. İsrail’in önemli gazetelerinden Maariv’deki bir yazıda, Tel Aviv’in “kükreyen aslan” olarak tanımladığı operasyonlardan “miyavlayan kedi” olarak çıktığı yorumu yapıldı. Bu durumda ‘miyavlayan kedi’ Netenyahu oluyor herhalde.
Bu iki delinin madara olmasından mutluluk duyuyoruz elbette ama onlar aynı zamanda insan öldürmeyi de çok seviyorlar. Her ne kadar şu anda kağıt üzerinde de olsa geçici bir ateşkes süreci devam ediyor da yarın yeniden saldırı yapmayacaklarının bir garantisi yok.
Nitekim İran, İsrail’in Lübnan’a saldırı başlatması üzerine Hürmüz’ü yeniden kapattı. İran’ın “anlaşma ihlal edildi, ateşkesten çekiliriz” restinin ardından, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, İran’ın 10 maddelik planının Başkan Trump tarafından çöpe atıldığını söyledi.
Görüldüğü gibi, akıl sağlığı konusunda iddialar bulunan Trump ve ‘miyavlayan kedi’nin hikayesi henüz bitmiş değil.
Çünkü bu hikaye, geleneksel Amerikan devlet aklının aldığı bir kararla başlamadı. T24’te yer alan The New York Times haberi, Trump’ın Netenyahu’nun kuyruğuna nasıl bir yalan rüzgarı eşliğinde takıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Habere göre, Oval Ofis’te Netenyahu’nun da katıldığı çok gizli bir toplantı yapılıyor. Toplantıda Netenyahu dışında, sadece Trump’ın yalaka takımı var…
Netanyahu toplantıda, İran’ın “rejim değişikliği için olgunlaştığını” öne sürmüş ve ABD-İsrail ortak operasyonunun “İran İslam Cumhuriyeti’ne son verebileceği” inancını dile getirmiş. Hatta Netenyahu, Trump’a, sert çizgideki yönetimin devrilmesi halinde ülkenin başına geçebilecek potansiyel yeni liderlerin yer aldığı kısa bir video bile izletmiş.
Aslında gerek CİA gerekse askeri yetkililer, Netenyahu’nun anlattığı bu ipe sapa gelmez hikayelere inanmıyorlar ve bunu Trump’a açıkça söylüyorlar. Mesela CIA Direktörü Ratcliffe, İsrail başbakanının rejim değişikliği senaryolarını tanımlamak için “Farsvari” anlamına da gelen “gülünç, ciddiye alınamaz” ifadesini kullanıyor. Dışişleri Bakanı Rubio da “Yani başka bir deyişle, bu saçmalık” diye ekliyor.
Aynı şekilde Genelkurmay Başkanları Komitesi Başkanı Caine de Trump’a, “Efendim, bu benim tecrübeme göre İsraillilerin standart iş yapma biçimi. Abartırlar ve planları her zaman yeterince geliştirilmiş olmaz. Bize ihtiyaç duyduklarını biliyorlar, bu yüzden agresif biçimde pazarlıyorlar” diyor.
Şu hokkabazlığa bakar mısınız, Yahudi halkını dünya nezdinde adeta bir kötülük simgesi gibi gösterebilmek için elinde bıçakla dolaşan bir katliam çetesi lideri, Trump’ın ipini eline alıyor ve diyar diyar gezdiriyor…
Kaderin cilvesi işte… “Yakarım bu dünyayı, bir medeniyeti yok edeceğim, o prense kıçımı öptüreceğim” zırvalıklarıyla ‘dünya lideri’ halüsinasyonları göre bir deli, başkan oluyor ve yıllardır dünyaya nizamat veren Amerika’nın karizmasını bir kalemde yerle bir ediyor.
