Kalbimizi örten perdeleri kaldıran şarkı

Sonbaharın altın sarısı günlerinin yağmurlarla solduğu şu günlerde, kasvetli şarkılar dinlemenin sanki hayatımıza daha iyi geleceği gibi bir hisse kapılıyorum. Yaşama sevincimizi solduran, hayatımız üzerine kâbus gibi çöken mevcut Türkiye tablosu, bu kasveti her gün biraz daha çoğaltıyor sanki.

İnanıyorum ki insanlığın kendi sonunu hazırlayışını ve teknolojik yıkımı sorgulayan King Crimson’ın efsanevi “Epitaph” şarkısının zamansız hüzünlü tınıları, sonbahar hüzünlerimizi daha da katmerli hale getirecektir; çivi çiviyi söker misali…

Bu distopik ağıt, bir bakıma modern zamanlardaki insanın teknolojik hırsına ve savaş manyağı delilere dair çarpıcı bir okuma yapıyor. Greg Lake’in epik sesinde hayat bulan bu karanlık şarkı, etik değerlerle bağını kaybetmiş teknoloji çılgınlığının nasıl bir felakete dönüşebileceğini melodik bir dille hepimizin yüzüne haykırıyor.

Bir başka ifadeyle bu şarkı, insanlığın kendi elleriyle hazırladığı kaçınılmaz sona dair sarsıcı bir uyarı niteliği taşıyor adeta.

Çok uzak olmayan bir zamanda, yapay zekanın şekillendireceği yeni dünyada, bizi bekleyen muhteşem düşlerimiz hiç olmayacak ve belki de hiçbir zaman yeni şarkılar söyleyemeyeceğiz.

Öyleyse bir kez olsun yüreklerimizi özgür bırakalım, sevgiden sarhoş olalım. Hayatımızın bütün mumlarını, düşlediğimiz şölen için aynı anda tutuşturalım.

Bir kez olsun, sahte hayatlarımızı “düş tüccarları”na emanet edelim ve Van Gogh’un çıldırtan sarısına kardeş olalım.

Bunca kanın aktığı, bunca canın yok olduğu, bunca yoksulluğun, bunca yağmanın, bunca pespayeliğin ve bunca utancın üzerimize çöktüğü bir dünyada, durmak üzere olan kalbimizin üzerindeki bütün örtüleri kaldıralım.

Bir kez olsun, gözyaşlarımızı özgür bırakalım. Ve yerle gök arasında “ölümün gelini” son kez veda etsin, dünyanın bütün çocuklarına…

Çünkü, bu vadide özgürlüğün şarkıları duyulmaz oldu. Aşk vadilerinde biriktirip, dağlardan, tepelerden aşırdığımız şarkılarımız öksüz kaldı.

Eğer, özgürlüğümüzü kaybedersek, bütün düşlerimiz bozguna uğrar yıllardır bir sır gibi sakladığımız aşk sahillerimizde…

Eğer “sevginin şafağı”nda verdiğimiz söze ihanet edersek, aşk ilahilerinden bize kalan o muhteşem sese de hasret kalırız.

Eğer “yeryüzünün doğusu gülümsediğinde” şarkılarımıza yeni umutlar ekleyemezsek, geleceğin ilahilerini ebediyen kaybederiz.

Şimdi düşlerimizi yenileyip, yeni şarkılarla aşka yürüme mevsimindeyiz. Bize ne yapsın keder? Kimseye sesimizi duyuramasak da Şeyh Galip’in dizeleriyle yeni denizlere açılıp yeni şarkılar söyleyebiliriz.

/Aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır

Koyma kadehi elden söz pir-i muganındır/

Artık “düşler vadisi”nde yalnız değiliz. Eğer kalbimize ihanet etmezsek, yarın belki de dualar ve ilahiler karşılayacak sesimizi. Ve karanlıktan çıkmak için yanmaya bile razı olduğumuz zamanlarda King Crimson’ın efsanevi “Epitaph” şarkısı eşlik edecek hepimize.

/Peygamberlerin üzerine yazılar yazdığı o duvar

dikişlerinden çatlıyor şimdi.

Ölüm aygıtlarının üzerinde

güneş ışığı parlıyor canhıraş

her bir insan kabuslar ve düşler arasında

parçalandığında

hiç kimse de mi koymayacak o defne çelengi

Sessizlik çığlıkları boğduğunda?

Mezar kitabem benim “Karışıklık” olacak

sürünürken çatlak ve kırık bir yolda

başarabilirsek, hepimiz oturup gülebiliriz.

Korkarım yarın ağlayacağım

evet, korkarım yarın ağlayacağım

eminim, korkarım ağlayacağım yarın.

Kaderin demir kapıları arasında

tohumları ekildi zamanın

ve sulandı o kişilerin amelleriyle

ve onlar bilinirler ve bilirler ki

bilgi, ölümcül bir arkadaş

eğer kimse koymazsa kuralları.

Görüyorum ki bir avuç aptalın elinde

tüm insanlığın kaderi.

Ağlayacağım

ağlayacağım.

Korkarım yarın ağlayacağım

evet, korkarım yarın ağlayacağım./

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.