Tarihi fotoğraf kimleri endişelendirdi?

Ankara’da altı muhalefet partisi liderinin verdiği fotoğraf, Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntılı dönemden kurtulması açısından çok önemli bir fırsat gibi gözüküyor.

Her ne kadar şimdilik ittifak mutabakatını resmileştirecek nihai nokta konulmamış olsa da altı liderin, seçim sonrasındaki uygulama modeli dahil genel anlamda bir yol haritası oluşturma konusunda mutabakat sağladıkları muhakkak. Toplantı sonrasında yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere ittifakın ete-kemiğe bürünmüş hali bundan sonraki süreçte kademe kademe hayata geçirilecek.

Gerek liderlerin verdiği tarihi fotoğraf, gerekse açıklanan ortak metnin şimdiden geniş toplum kesimlerinde bir memnuniyet dalgası oluşturduğu kesin.

Muhalefet bloğunun yarattığı bu sinerji, ekonomik krizden bunalan, hukuksuzluklardan, özgürlüklerin daralmasından, adaletsizliklerden yorulan geniş kitlelerde ciddi bir değişim umudu yaratırken, Cumhur İttifakı çevrelerinde ise ilk kez iktidarı kaybetme endişesinin bariz bir şekilde ortaya çıktığını gösteriyor.

Bu konuda özellikle iktidar partisi ve küçük ortağının temsilcilerinin yaptığı açıklamalar absürt olduğu kadar, derin bir endişeye de işaret ediyor. Cumhur İttifakı’nın muhalefete yönelik ezberlenmiş cümleleri bu durumun özeti gibi sanki: “İktidarı yıkmak için bir araya gelen muhalefet derin planlar yapıyor…”

Nasıl yani… Yeni bir ‘vesayet’ sistemine geçtik de bizim mi haberimiz olmadı…

Bildiğimiz kadarıyla Türkiye, her ne kadar sağlıklı bir şekilde işlemese de hala demokratik bir sistemle yönetiliyor. Eğer Cumhur İttifakı demokrasi dışı bir sistem hayali içinde değilse, bilmeli ki bütün anayasal demokrasilerde muhalefet partileri iktidarı sandıkta yenerek kendileri iktidar olmak için her türlü meşru yolu kullanırlar. Nitekim AK Parti de 2002 yılında ortaya koyduğu söylemler ve vaatlerle o günkü koalisyon hükümetini sandıkta alt etmiş ve iktidar olmuştu. Dolayısıyla sandıkta millet iradesiyle gelen değişim, asla iktidar yıkmak değildir. Eğer bu durumu anlamakta zorluk çekenler varsa, Türkiye’nin çok partili hayata geçtiği günden bu yana yaşadığı tecrübelere bakmalarında yarar var.

Millet İttifakı’nın başlattığı değişim yürüyüşü öyle anlaşılıyor ki sadece iktidar cenahında değil, özellikle azınlıkta olan bazı ulusalcı sol çevrelerde ve kazanımlarını kaybetme endişesi taşıyan bazı dindar-muhafazakar kesimlerde de bir miktar tedirginlik oluşturmuş.

Demokratik değerler ve dini hassasiyetler konusunda sicilleri pek de parlak olmayan ulusalcı çevreleri anlamak mümkün, zira onlar yıllardır bu ülkede yasakları ve demokrasi dışı yöntemleri meşru gören bir zihniyet ikliminden geliyorlar. Doğal olarak Türkiye’yi değişime taşıyacak olan bu ittifak fotoğrafına farklı renklerin karışması biraz canlarını sıkmış olabilir. Endişeye mahal yok, bunlar da geçer...

Esas vahim olan dindar-muhafazakar kesimlerin Türkiye’nin selametini, hukukun üstünlüğünün hakim olmasını isteyen, özgürlüklere kimsenin sopa gösterme hakkının bulunmadığını, adaletin herkes için eşit tecelli etmesi gerektiğini savunan Millet İttifakı’nı adeta bir “fitne ve şer” odağı olarak görmesidir.

Evet bu ülkede yıllardır, dindar-muhafazakar kesimler ve Kürtler hep ‘vebalılar’ listesinde yer almış ve derin acılar yaşamışlardır. 28 Şubat tecrübesi bunun en bariz göstergesidir. Dolayısıyla dindarlar açısından kazanımlar elbette önemlidir.

Ama unutmamak gerekiyor ki 2021 Türkiye’sinde insanlar, bizzat AK Parti iktidarının sağladı hak ve özgürlükleri bugün kullanamaz bir noktaya gelmiş bulunuyorlar. Kısacası 2010 Türkiye’sinde var olan ifade hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakları bugünün Türkiye’sinde yok.

Ne yazık ki iktidar bugün elektrikten doğal gaza, sütten peynire kadar gelen ağır zamlara itiraz eden insanları ikna etmek, bir başka deyişle susturmak için “Bu muhalefet gelirse 28 Şubat geri gelir, kazanımlarınızı kaybedersiniz” benzeri söylemlerle dindarlar açısından çok kıymetli olan dini değerleri kullanmaktan çekinmiyor.

İşte bugün dindarların esas endişelenmesi gereken; dini değerlerin siyaset pazarına sürülmesidir. İktidarlar gelir, gider, zamlar da bir şekilde telafi edilir. Ama eğer iktidar uğruna dini değerler yıpratılırsa bu hepimiz için büyük bir kayıp olur.

YORUMLAR (150)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
150 Yorum