Yerli ve milli muhalefet nasıl olmalı?

Türkiye gibi henüz demokratik anlamda rüştünü ispat edememiş ülkelerde iktidarlar, genellikle muhalefetten şikayet ederler. Oysa iktidarların işi eleştiri değil icraattır, eleştiri muhalefetin işidir.

Normal demokrasilerde iktidarlar hem sorumluluk makamında oturdukları hem de icraat yapmakla yükümlü oldukları için doğal olarak eleştirinin de tek muhatabıdırlar.

Ancak eleştirel düşünce fitne-fesat üretmekle eşdeğer görüldüğü için Türkiye dahil, hemen bütün Müslüman ülkelerde iktidar eleştirisi tehlikelidir, memleket için ‘beka tehlikesi’ oluşturmaktadır!..

Türkiye’de epey bir süredir kendi icraatlarını anlatmaktan çok, karşısında yerli ve milli bir muhalefet olmamasından yakınan iktidar, muhalefeti proje üretmemekle ve de icraat yapmamakla suçluyor. Oysa demokratik toplumlarda, icraat yapmak iktidarların işidir. Muhalefetin en asli görevi ise iktidarların icraatlarını denetlemektir. Çünkü muhalefet, eleştiri makamında bulunmaktadır.

Ama biz normal bir demokratik sistemde yaşamadığımız için iktidarla muhalefet bir bakıma yer değiştirmiş bulunuyor. Çok absürt bir durum ama sanki ülkeyi 24 yıldır muhalafet yönetiyormuş gibi, AK Parti iktidarı muhalefeti icraat yapmamakla suçluyor.

Mesela önceki gün AK Parti’nin Ankara teşkilat buluşmasında konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, muhalefet aktörlerine, çalışmayı, proje geliştirmeyi, hizmet etmeyi, yerli ve milli duruş sergilemeyi öğretemediklerini belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin muhalefet açığı kapanmak bir yana giderek daha fazla büyüyor. İnanın ülkemiz adına biz üzülüyoruz. Biz karşımızda iç karışıklıkla malul bir muhalefet değil hizmette, vizyonda, eserde, fikirde yarışacağımız bir muhalefet görmek istiyoruz. Kalitemize ve kalibremize uygun bir muhalefet arayışımız dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kalitemize ve kalibremize uygun bir muhalefet arıyoruz” sözlerini duyunca, Türkiye dahil bütün Müslüman toplumlarda, “yerli-milli muhalefet” özleminin nasıl bir zihin dünyasına tekabül ettiğini yeniden düşünme ihtiyacı hissettim.

Doğrusu izaha muhtaç bir durumla karşı karşıyayız. Henüz iktidara gelmemiş bir muhalefetin ‘eser’ üretmesi, yani icraat yapması nasıl mümkün olacak mesela…

Bu arada “hukukun üstünlüğü”nün esas alınmadığı, kurumların şeffaf bir şekilde işlemediği bir ülkede “yerli-milli” bir muhalefetin nasıl olması gerektiğini birileri açıklayabilirse, çok makbule geçer doğrusu…

Gelin, yerli ve milli muhalefetin faziletleriyle ilgili şöyle kısa bir analiz yapalım…

İnsanların yalan beyanlarla, iftiralarla sorgusuz-sualsiz hapse atılmasına, hukukun askıya alınmasına, adaletin terazisinin bozulması yüzünden vicdanların yaralanmasına karşı çıkan muhalefet, asla yerli ve milli olamaz mı?

Nepotizmi adeta bir icraata dönüştürerek devletin kurumlarını eş-dost- akraba ile dolduran, ideolojik mülakatlar yoluyla Anadolu çocuklarının devlette yer almasının önüne barikatlar kuran iktidara karşı muhalefet, en küçük bir itiraz sesi bile yükseltmese yeterince ‘milli’ olabilir mi?

Ekonomik kriz yüzünden hayatta kalma mücadelesi veren emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirli esnafın, çiftçinin, işçinin feryatlarını duymazdan gelerek sessizce iktidara destek olsa muhalefet gerçekten “yerli-milli” olabilir mi?

Her gün farklı kesimlerden uyuşturucu kullananların toplanarak hapse atıldığı ama ne hikmetse ülkeye tonlarca uyuşturucu sokan baronlardan hiç haber alınamadığı bir ortamda muhalefet, iktidarı hiç sorgulamasa “yerli milli” olmayı hak eder mi?

Ekonomik krizin dayanılmaz boyutlara ulaştığı dönemlerde bir türlü çözüm üretemediği için bazen “patates-soğan çeteleri” icat eden, bazen marketçileri yeterince “milli” olmamakla suçlayan bazen de enflasyonu düşüremedikçe tavuklara kayyım atayan iktidarı övseler, “yerli-milli” muhalefet olabilirler mi?

Biliyoruz ki Gelir vergisi ve tüketim vergileri gibi dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV) yükü büyük ölçüde maaşlı çalışanlar ve halkın omuzlarına yüklenirken, bazı imtiyazlı şirketlere getirilen vergi aflarıyla toplumsal adalet zedeleniyor.

Tıpkı Necip Fazıl’ın “Destan” şiirindeki şu dizelerde olduğu gibi…

/Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!/

Galiba iktidarların hasretini çektiği “yerli-milli” muhalefetin kısaca tarifi şu; adaletsizliğin adeta zirve yaptığı dönemlerde bile iktidara itiraz etmeyen, vicdanları dikkate almayan, halkı umursamayan, her zaman iktidarı alkışlayan ama hep alkışlayan…

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.