Başlatması kolay bitirmesi zor

Savaşları başlatmak genellikle kolay, bitirmek zordur. Evdeki hesap hemen hiçbir zaman çarşıya uymaz. Masa üstünde yapılan planlar, gerçeklikle karşılaştığında sınandığı kadar zorlanır da. Rusya gibi birkaç gün içinde “Ukrayna’daki kukla bir rejimi nasılsa deviririz?” diye yola çıkıp rejiminizin sarsıldığını, çıkarttığınız savaşın herkesten çok sizi yıprattığını ya da Amerika gibi İran’da rejim değişikliğinin liderlik kadrosunu yok etmekle sağlanamadığını görürsünüz.

Veya Hamas gibi İsrail’e karşı bir tür intihar saldırısı gerçekleştirir, karşılaşacağınız şiddetin Müslüman dünyayı birleştireceğini, sizin arkanızda bir bütün olarak duracağını varsayarsınız. Ama evdeki hesap yine çarşıya uymaz. Siyasi beklentiniz gerçekleşmediği gibi yüz bine yakın insanınızdan olup, siyasi açıdan da İsrail’e bir kez daha genişleme, topraklarını büyütme, soykırıma varan şiddetini umursamazca gerçekleştirme imkanı tanırsınız.

Evet, savaş hâlâ siyasetin başka araçlarla devamdır ama siyasetin savaşla başarıya ulaşacağının hiçbir garantisi yoktur. Elinizdeki askeri imkanlar orantısız ve eşsiz olabilir. Yanınızda müttefikleriniz de bulunabilir. Fakat yine de Vietnam’da 19,5 yıllık bir bataklığa saplanabilirsiniz. Afganistan’da 20 yıl kalıp, bütün ülkenin altını üstüne getirip aralarında 2 bin 459 Amerikan askerinin de olduğu 212 bin kişiyi öldürüp sonunda ülkeyi ilk sahiplerine teslim etmek, uçakların tekerleklerinden insanlar saçarak ülkeden ayrılmak zorunda kalabilirsiniz.

Çünkü güçlü olmak, her şart altında gücünüzü etkiye çevirebileceğiniz anlamına gelmez. Etkinizin en güçlü olduğu zaman gücünüzü fiilen kullanmadığınız, istediğinizi karşınızdakine yaptırdığınız ya da istemediğiniz bir şeyi yaptırmadığınız andır. Yani karışışınızdakinin eylemi yerine fikrini, aklını kontrol edebildiğiniz durumlardır. Savaşlar genelde taraflardan en az birinin bunun ötesine geçebileceğini sandığında başlar, özellikle son zamanlardaki savaşlar çıkartıcısının iradesinin ötesinde seyreder.

Şikago COW ve Uppsala UCDP gibi data setleri üstünden yapılan çalışmalar, 1816’dan bu yana savaşların başlatan tarafın beklentilerini karşılama oranının giderek düştüğüne, 19’uncu yüzyılda yüzde 80’lere varan oranın Soğuk Savaş sonrasında yüzde 20’lere indiğine işaret etmektedir. Günümüzde kolay ve hızlı bir zafer elde etmek amacıyla başlatılan savaşların neredeyse tümü 3-4 aylık eşik aşıldığı takdirde uzun sürmekte ve başlatanın çıkarına hizmet etmekten uzaklaşmaktadır.

İran’a karşı İsrail ve Amerika’nın iş birliğiyle açılan son savaş da bu eşiğin kıyısında durmaktadır. İsrail bariz bir şekilde savaşı uzatmak, mümkünse İran’ı bölmek, en azından rejim değişikliğini sağlamaya çalışmaktadır. Amerika’nın hedefi ise öncelikli olarak İran’ın nükleerleşme programını sonlandırmak, küresel istikrarı tehdit eder hale gelen enerji krizini bitirmektir. Hürmüz Boğazı’nın açılıp petrol akışının sağlanması karşılığındaysa İsrail’le ebedi barış önermektedir.

Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan bu teklifi kabul eder mi, etmezse İran’la savaş bitmez mi kestirebilmek zor. Ayrıca İran Hürmüz konusunda da ısrarcı. Belli savaş sırasında elde ettiği kontrolü savaş sonrasında Umman’ın da içinde yer alacağı bir yönetim rejimine çevirmek, geçişlerin güvenliğinin sağlanması karşılığında gemilerden geçiş ücreti almak, yani bir tür Montrö Rejimi kurmak, 1982 BMDHS kapsamındaki serbest geçiş hakkını kısıtlamak istiyor.

İki boğaz sistemi arasındaki coğrafi, morfolojik, siyasi ve tarihsel farklar da anlaşılan İranlı yöneticilerin çok umurunda değil. Eski Bakan ve hâlâ önemli insan Cevad Zarif’in Foreign Policy’de 3 Nisan’da çıkan makalesinde yeni geçiş rejiminden sağlanacak finansmanın ülkenin yeniden inşasında kullanılacağını söylemiş; bunun Amerika ve İsrail ödemeyeceği için Amerika’nın yanında yer alan ülkeler, petrol şirketleri ve tanker işletmecileri tarafından ödenecek bir tür savaş tazminatı olacağını yazmıştı.

Umarım savaş bu kez de Hürmüz nedeniyle tıkanmaz, istatistiki kritik eşiğe dayanıp kalmaz. Haftalardır ‘bugün olmazsa yarın’ denerek beklenen savaşın sonu bir an önce gelir, ateşkes ihlalleri sona erer. Trump da İran rejimi de kendince zafer ilan ederler, savaşın her şeye değdiğini kendi kamuoylarına anlatıp rahat bir nefes alırlar, hepimize de aldırırlar. İran biraz daha refaha ve istikrara kavuşur, İsrail maksimalist hedefine varamadan durdurulmuş olur. Biz de 4 küsur milyar dolarlık bir ekstra enerji maliyeti ödeyip kurtulduğumuza seviniriz. Her şeye rağmen iyi, mutlu ve huzurlu bir bayram dileğiyle...

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.