Bir harf hassasiyeti

Aziz dostum Mustafa Ruhi Şirin, 8 Ocak’ta “Yedi Güzel Adamın Sözcüsü Var mı?” başlığıyla bir duyuru yayımladı. Duyurunun konusu, bir program kaydı için gittiği İstanbul Radyosu’nda karşılaştığı üzücü tabloya dairdi. Uzun yıllar görev yaptığı radyoya emekliliğinden sonra ilk defa gitmektedir ve ‘müze oda’ haline getirilen dostu Cahit Zarifoğlu’nun odasını görmek ister. Odanın dışında rahmetlinin fotoğraflı bir özgeçmiş levhası vardır ve oda bir danışmana tahsis edilmiştir. Bu vefasızlık, aymazlık üzerine TRT yönetimini eleştirir ve yaşayan “Yedi Güzel Adam” unvanını taşıyanların da bu husustan haberdar olmamalarına veya dile getirmemelerine duyurunun başlığındaki soruyla göndermede bulunur.

Bu yazının başlığına gelince… Ertesi gün duyuru tekrarlanır ve başlığın yanına bir not düşülür: “Dünkü gönderide bir harf hatası olmuştur. Özür dileriz.” Alkışlanacak bu dil hassasiyetine ilgisiz kalmak ve paylaşmamak olmazdı. İkinci duyuru okunduğunda harf hatasından ötürü sıkıntılı bir durumun ortaya çıkmadığı da anlaşılıyor. Dile özen göstermenin en ufak bir tavize yer vermeyen uygulamasına böylelikle şahit oluyoruz. Bu titizliği yazanlarımızdan beklemek hakkımız değil mi? Bu vesileyle yazılarımda harf hatalarını görmezden geldiğimi belirtmeliyim. Aksi halde zaten diz boyu olan hataları büsbütün arttırmış olurdum. Şirin duyurusunun son kısmında, benim de katıldığım, ‘Yedi Güzel Adam’ efsanesine de dokundurmada bulunuyor. Önemli bulduğum tespitini de aktararak bu bahsi kapatayım: “Yedi Güzel Adam konusunda TRT hiç iyi sınav vermedi. Aslında hiçbir somut karşılığı olmayan ve bir şiir imgesi üzerinden televizyon dizisi kotarılarak araçsallaştırılan bu şair ve yazarlar arasında yaşayan şair ve yazarların da bu durumdan memnun kaldıkları anlaşılıyor. Bu da yetmemiş gibi ‘ Sekizinci Güzel Adam ‘dan haberdar olduk. Sırada kimin olduğunu bilen var mı?”

***

Yine alkışlanacak bir tutuma değinmenin tam sırası. 21 Kasım tarihli bir habere göre, “Bülent Eczacıbaşı ‘plaza dili’ ne savaş açtı.” Haber kısaca şöyle: “Plazalarda Türkçe-İngilizce sözcüklerden oluşan bir dil konuşulmasından rahatsız olan Bülent Eczacıbaşı doğru Türkçe kampanyası başlattı. Eczacıbaşı’nda ‘uydurukça’ (kastedilen İngilizce olmalı) konuşan 5 lira cezayı kumbaraya atıyor.” Bu tutumun uygulaması nasıl olur bir tarafa, böyle bir duruş sergilemek başlı başına takdire değer. Üstelik dilimize sahip çıkma daha çok muhafazakâr etiketlilerden beklenirken, liberal eğilimli gerçek bir ‘burjuva’dan gelmesi, Türkçenin geleceğine dönük kaygılarımızı hafifleten önemli bir duyarlılık olarak görülmeli.

***

Keşke bu duyarlılık medya yöneticilerinde de olsa, yazı ve konuşmalarda yabancı dilde kelimeler kullanımına onay vermeseler. Ziya Gökalp’in “Güzel dil Türkçe bize” sözünü bir ilke haline getirseler. Ne yazık ki, öyle olmuyor! Olmadığına dair, cümleleri kısaltarak örnekler verelim:

A. Ömer Türkeş Hürriyet kitapsanat ekinde romanlar üzerine yazıyor. 18 Mayıs 2018 tarihli ekteki yazısından: “… sistemin karakteristiğini, banalliğini yakalamıştır.” 24 Mayıs tarihli Cumhuriyet Kitap’ta Metin Celâl’in yazısından: “… romanın avantürünün arka planında…”

Aynı ekte Samim Akgönül’ün Baskın Oran’ın Etnik ve Dinsel Azınlıklar kitabı hakkında yazısından: “Bu 500 sayfalık Opus Magnum’un…”

Bu konuda dünya görüşü farklı olanlar da aynı yabancılaşmanın esiri olmuş durumdalar. 12 Haziran tarihli Akşam gazetesinde Hümeyra Şahin’in “Okuma kültürü ve millet kıraathanesi “ yazısında bunu görüyoruz: “… okuma kültürü adına bir aura oluşturabilir.” “ Nitekim Epikurusçu Diogenes…”

Mirgün Cabas Yeni Türkiye’nin Hikâyesi adıyla Can Kozanoğlu ile bir nehir söyleşi yapmış. Kozanoğlu’na soruyor: “Bugün kullanılan plaza dilinin ilk ve önemli temsilcisinin Özal olduğunu söylemek mümkün mü? Ya da temsil gücü en yüksek kullanıcısı…” Kozanoğlu’nun cevabı ilginç ve düşündürücü: “Dilin deformasyonu,kültürel derinliği önemli değil. İş bitirirken, pazarlık yaparken asgari iletişimi sağlasın yeter.”

Sözü dilimizin cansiperane savunucusu Oktay Sinanoğlu’na bırakalım: “Türkçe konuşurken araya İngilizce laflar sokuşturmak marifet değil; kimliksizlik, haysiyetsizlik alâmetidir.”

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
2 Yorum