‘Dil fetihtir…’

Önceki yazımda Ezel Erverdi’nin Nurettin Topçu / Dünden Kalanlar Geleceğe Umutlar kitabından bahsetmiştim. Kitapta ilginç bir Türkçe bahsi var. Hareket dergisi ve yayınları 1973 yılına önemli bir yenilikle girer. Ezel Ağabey bu konuda şöyle yazmış: “Hareket’in en önemli açılımı herhalde, penceresiz küçük pasaj odasından Ankara Caddesi’ndeki dört odalı, mutfak ve tuvaleti olan bir daireye taşınmasıydı. Benzetme yaparsak barakadan saraya çıkmış gibiydik. Altı yıllık yayın hayatımızda telefonumuz olmamıştı. Katta telefon vardı.” Yeni yer için açılış davetiyesi basılır ve 13 Ocak’ta ikramlar hazırlanır ve heyecanla konuklar beklenir. Açılışa geleceği tahmin edilmeyen Cemil Meriç de gelir. Nurettin Topçu’nun yanı sıra Metin Erksan ve Halit Refiğ gelenler arasındadır. Topçu, Meriç ve Erksan ilk defa karşılaşıyorlardı. Dört önemli konuğun sohbetinin konusu daha çok Türkçe üzerine yoğunlaşır ve ilginç fikirler ortaya atılır. Tutulan notları kitaptan aktaralım:

“En çok ve uzun konuşan Cemil Bey’dir: ‘Kelime sestir, musikidir. Musiki tercüme edilemez. Bir dil başka bir dile tercüme edilemez. (Bu sözü tercümeleriyle de öne çıkan bir kişi söylüyor.) Türkçeyi meydana getiren kelimelerdir. Dil fetihtir, dil namustur. Hangimiz Türkçeyi öğrenmek için kaç lügat, kaç gramer kitabı okudu? Yeni harfler numarası çıktığında Türkiye’de namuslu adam yok muydu? Bu tarihle ilgimizi kesmektir. Üniversitemizi Yahudiler kurdu. Bunlar Türkçeyi bilmedikleri gibi Türk’e ve Türkçeye düşman idiler. Hiçbir aydın bizim kadar namussuz değildir. CHP’nin eliyle yapılan bu ihaneti suskunlukla karşıladık. Güzel Türkçemizi diriltmek için kanımızın son damlasına kadar çalışmalıyız. Dilin uydurması olamaz.’

Halit Refiğ: ‘Dil konusunda büyük zorluklar yaşıyoruz. Düşüncelerimizi tam aktaramıyoruz. Eski Türkçe ıstılahları kimse anlamıyor. Uydurma dil ise başka facia. Büyük devlet büyük birikimle olur. Otuz senelik dille büyük devlet meydana gelmez. İdrak seviyesi ve hayal kapasitesi çok düşüktür. Türkçeyi bu hale getiren devlettir.’

Metin Erksan yazılarında yeni kelimeleri de kullandığından yer yer itirazları vardır: ‘Bu dil bir Cumhuriyet politikasıdır. Hiçbir konuda aşırıya kaçmamak gerekir. Dillerde kelime alışverişleri olmuştur. İngilizcedeki Latince kelime ve ifadeleri görelim. Solcuların durumu da garip. Dâvalarını halkın anlayamadığı kelimelerle anlatmaya çalışıyorlar.’

En az konuşan Nurettin Bey’dir: ‘Dil satıhta değildir. O bir denizdir. Ne kadar derine inilirse o kadar muvaffak olunur. Türkçe tercümeler çok kötü. Devlet bu işte masum değildir. Devlet zavallıdır, bir şeyi koruyamıyor. Dile gönül veren ve bilen aydınların ilmî çalışmalar yapıp, gerçekleri halka ve talebelere anlatması lazım. Dilimizi muhafaza edemezsek, milleti de kültürü de koruyamayız.’

***

1970’lerde aydınımız öncelikli konu olarak Türkçeyi gündemine almışken, günümüzde dilimiz maalesef üvey evlat muamelesi görüyor. Dile en fazla sahip çıkması gereken edebiyatçılarımız bile eserlerinde Türkçe isimlendirmelerden uzaklaşır oldu. Bir zamanlar İsmet Özel’de örneklerine rastladığımız bu arızalı durum, farklı bir gösteriş merakı olarak edebiyatımızı bir kanser hücresi gibi kemirmekte. Bu yolla meramımızı ifade etmekle Türkçenin yeterli olmadığı gibi bir ‘dil yabancılaşması’ sergileniyor. Bu hâl yayın organlarını yönetenlerce bir mesele olarak görülmediği gibi, eleştiri konusu da olmuyor. Kitap ve dergilerden örnekler verelim:

Kitap isimleri: Latife Tekin, Manver City. Lale Müldür, Leonardo.

Dergilerdeki şiir isimleri: Hece dergisinin Kasım sayısından: Hasan Özlen Blue, Mehmet S. Fidancı Terdesyen, Burak S. Çelik Non Bis İn İdem Ellerimi Çöz Kardeşim, Kemalettin Bal Agnes Richter Ceketi.

Ay Vakti dergisinin Kasım-Aralık sayısından: Kâmil Eşfak Berki Shakesperaryn Draje, Nurşah Karaca Top Of The List Ölüm. Hurihan Yıldırım Kurtaran’ın Çikolata Ülkesi isimli çocuk kitabının kahramanları: Maria, Eric, Oliver, Pablo. Birgül Yeşiloğlu Güler’in oyununun ismi Dejavu.

Diğer sanat dallarında da aynı durumla karşılaşıyoruz. Bir örnek, Sezer-Ali Ak’ın Baret koleksiyonu sergisinin ismi Deus ex Machina. Yazıma Cemil Meriç’ten alıntıladığım “dil fetihtir” sözünü başlık yaptım. Alıntıdaki “Dil namustur” sözü ile bitireyim.

YORUMLAR (7)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
7 Yorum