Back To Top
İnsan haklarına saygının kültürel temelleri

İnsan haklarına saygının kültürel temelleri

 - Son Güncelleme: 27.02.2019 Çarşamba 09:41
- A +

Cemal Kaşıkçı’nın Suudiler tarafından canıyla bedeniyle yok edilmesi için Suudi rejimini eleştirmesi, Mısır’da dokuz gencin asılması için darbe karşıtı olmaları, bizde bir gösterici kadının taciz edilmesi rezaletini hafifletmek için FETÖ’cü babanın kızı olması yeterlidir. İnsan hakları düşüncesini içselleştirememiş toplumlarda bir grup kendine lazım olan hakları almışsa iş bitmiştir; ötekilerin canı cehenneme! Artık “Türkiye’de insan hakları ihlalinin olduğunu söylemek mümkün değil.” (Ahlakın çöktüğü böyle bir ortamda Yeni Akit’teki “Polis, ‘Taciz’ ve Adalet” [22 Şubat 2019] başlıklı yazısından dolayı Ali Osman Aydın’ı, Karar’daki “Bize ne oldu böyle?” [23 Şubat 2019] başlıklı yazısından dolayı Elif Çakır’ı ve mütedeyyin kesimi içeriden eleştiren diğerlerini saygıyla anmalıyım.)

***

1995-98’de Türkiye adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hükümet temsilciliği de yapmış olan merhum Prof. Aslan Gündüz, TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA) için yazdığı “İnsan Hakları” maddesinde (XXII, 323-327) bu kavramın muhtevasıyla insan hakları felsefesi ve doktrininin Batıdaki gelişim tarihini özetler. Buna göre, 16. yüzyılda modern devletin ortaya çıkmasıyla birlikte yöneticilerin istibdadına karşı felsefî olarak bireyin korunmasını amaçlayan bu anlayış John Locke, J-J. Rousseau ve Montesquieu gibi filozoflara çok şey borçludur. Batı dünyasında geliştirilen insan hakları düşüncesi, İngiltere’de krala kabul ettirilen 1215 tarihli Magna Carta ve sonraki belgelerden ilham almıştır.

Anlayacağınız Batı’da “insan hakları” düşüncesinin 800 senelik bir macerası var; hala da eksikleri bulunuyor.

Batının kültür tarihine baktığımızda insan hakları ve özgürlükleri gibi temel kavramların toplumsal taleplere dönüşmesine düşünce adamlarının öncülük ettikleri görülür. Dolayısıyla insan haklarıyla ilgili sürecin kaynağı aydınlardır. İşte bizde sorun, -bir insan hakları doktrini için uygun dinî ve kültürel kaynakların bulunmaması değil- bu kaynaklardan bir insan hakları düşünce ve pratiğini çıkaracak entelektüel yapının, bu yapıyı üretecek ve maşeri vicdanda hak bilincini oluşturacak bir eğitim felsefesinin geliştirilememiş olmasıdır. Bugün bile genel olarak İslâm dünyasında böyle bir eğitimin varlığından söz edemiyoruz. Az önce andığım maddenin Prof. Recep Şentürk tarafından yazılan “İslâm dünyasında (insan hakları)” bölümünde “İslâm dininde de bu haklara büyük önem atfedilmiştir” gibi retorik ifadeler kullanılmışsa da bugün dünyanın konuştuğu “insan hakları” modern bir kavramdır ve İslam âlimleri kendi kültürel damgasını taşıyan bu anlamda bir insan hakları öğretisini geliştirememişlerdir. Son yıllarda yazılan “İslâm’da insan hakları” tarzındaki yazıların da milli ve milletlerarası düzeyde insan hakları çalışmalarına katkı sağlayıcı nitelikte olmadığı görülüyor.

Esasen Kur’ân-ı Kerîm’den başlayarak temel İslâm kaynaklarıyla sonraki bilgi ve uygulamalarda bir insan hakları doktrinin kurulmasına uygun alt yapı bulunsa da özellikle 12. yüzyıl ve sonrasının Müslüman bilim ve düşünce dünyasında Batı’daki gibi kendi ilke ve değerlerinden ilham alan bir insan hakları felsefesi ve kültürünün gelişmesine öncülük edecek düşünce ve eserlerin üretilemediği ortadadır. Anılan maddede Recep Şentürk’ün bahsettiği, Cüveynî ve öğrencisi Gazâlî gibi Eş‘arî kelâmcılarınca oluşturulan “makasıdu’ş-şerîa” vb. kavramlar ise insan hakları ve özgürlükleri gibi bir vizyonu müjdelemekten ziyade, “İnsanlığın yararına olacak temel amaçlar, mevcut dinî naslarda zaten gözetilmiştir” diyerek, bir hak ve özgürlükler felsefesi geliştirmenin önünü kesen tıkaca dönüştürülmüştür.

***

Sözün özü: Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler apaçık göstermektedir ki, Türkiye bağlamında söylersek, İlahiyat ve Diyanet camiası başta olmak üzere, dinî ve kültürel yetkinliği ve duyarlılığı olan herkes ve her kurum, insanları, dinleri ile hakları arasında bir seçim yapmak zorunda bırakmayacak bir din yorumunu geliştirmek zorundadırlar.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
tunc ivedik 03 Mart 2019 16:47
reformist yazar evvelki yazidada faturayi gelenege kesmeye calismis bu arada somurge kurabilmek icin avrupanin yaptigi katliam tarihi es gecilmis gene bu arada her reformcu gibi bizim sadece asli kaynaklara baktigimizi saniyorsun biz o katliam tarihinede bakip vay be suslu laflar o magnalar cartalar curtalar bunun icinmi der aslimiza gene sariliriz
ZAFER KIRAN 28 Şubat 2019 00:21
mUHTEŞEMSİN SAYIN HOCAM SAYGILAR SİZE SENİN GİBİLERİ OKUYUNCA ÜMİDİM ARTIYOR
Karar okuru 27 Şubat 2019 20:47
Sayın Hocam “İnsan Hakları” konusunda batı dünyasının defteri simsiyahtır. İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Belçika, Amerika’nın sadece sömürmek için katlettiği insan sayısını öğrenmek için internette kısa bir gezinti yapın. Bu körü körüne hayranlık size hiç yakışmamış, yazık. Hiç bir araştırma yapmadıysanız, Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği kitabını okuyun, yeter. Batının geçmişi ki, hala öyledir, kan ve utanç doludur. Mesela İngilizlerin Hindistan’da yaptıklarını okuyun. Bugün de öyledir. Eleştirin elbette ama Batı
KARAR OKURU 27 Şubat 2019 22:17
0
Bu durumda ne yapıyoruz? Arabistan ve Hindistanı mı örnek alıyoruz. O kitabı okuyunca batıyı mat eder miyiz?
KARAR OKURU 02 Mart 2019 16:09
0
Müslümanlar neden batıya kaçıyor? Batıya gidenler neden ülkelerine dönmek istemiyor. Şu anki realite eksikleriyle beraber insanca yaşamanın hakkı ve adaleti aramanın yolu olarak batıyı göstermektedir. Konuyla alakalı dinlediğim çok hatıra var, sanıyorum sizin de bu konuda duyduğunuz çoktur.
Neyzen 27 Şubat 2019 18:06
2-Sosyokültürel ve ekonomik ortam,şartları,yetiştirilme tarzı farklı iki insanın aynı meselede farklı zihni ve fikri tavır sahip olması,rol aldığı siyasi,ekonomik, dini makam ve meselelere yaklaşımınıda belirler. Ebu Hanife ve diğer mezhep imamları asındaki görüş farklarında bunun etkisi yokmu! Bir Izzetbegoviç'e, Roger Garaudy bir de 57 Islam ülke din ve siyasi liderlerinin islam ve insan anlayışına bakın! Yobazlıklık alametimiz olmuş.
KARAR OKURU 27 Şubat 2019 13:55
Insan haklari bilinci gelisirse ve icsellesirse insanlarimizda yasamimizin kalitesi artar, kalitesiz yonetimler tutunamaz, yonetim kalitesi gelisir, her alanda dunya yarisabilen bir ulke ve toplum olabiliriz..
Neyzen 27 Şubat 2019 10:12
1-Psikiyatri Uzmanı, Kemal Sayar hoca anlatır.Hocası nezaretinde hasta muayenesi yapıyor ve teşhisini koyar.Tedavi için kendince gereğini yapıp hastayı(kendisi hastası için danışanım terimi kullanır, kibarca)gönderir.Hocası döner, buna "KEMAL KİM BU GELEN" der.Jeton o zaman düştü der. Hoca,Şeyh,İlahiyatçı,Siyasi KİM BUNLAR! biliyor muyuz!.İnsanın KİŞİLİĞİNİ;bakış açısı ve anlayışını yetiştiği ortam,şartlar inşa eder. Peki İmam Hatip öğrenci kaynağına bakın!Fakir,köy,kenar mahalle kökenli. Yetiştiği ortam ve şartları ile ürett
KARAR OKURU 27 Şubat 2019 09:54
Hocam en buyuk insan hakkı veda hutbesi değilmi niye gavurun sözde insan hakları ni yıllarca anlattılar halâ da okullar da öğretiyorlar bizim medeniyet islam medeniyeti niye putculuk oldu bize anlat uyandir hocam
Karar Okuru 27 Şubat 2019 08:32
Tesekkurler Mustafa Bey. Gene dort dortluk bir yazi. Islam ayrimciligi ve cikarciligi ve yalanciligi kendi icinden temizlemezse baskalari gelip temizleyecek degil. Arsizlik akillilik diye pazarlanmasin artik. En buyuk eksiklik durustluk ve adalet.
veysel 27 Şubat 2019 08:21
sayın yazar bütün bu yaşanan zulumlerin sebebinin mecut"din yorumu"olduğunu düşünüyorsanız size Kocaman bir YAZIK olsun . Hangi ayet ve Hadisin Kadim Ulema tarafından yanlış yorumlanmış ve yaşananlara mesnet olmuştur.Buğün ana problem İlk okuldan başlayarak meteryalist , laik bir düşünce sistemine göre yetiştirilen nesille karşı karşıyayız , Dinden , İmandan bir haber yetişen nesiller , İstisnalar kaideyi bozmaz lakin Diyanet ve İlahiyat camiası yaşamadıkları " Dini " anlattıkları için ortaya Bereket çıkmıyor .
M. Çağrıcı 27 Şubat 2019 10:48
0
Sevgili Veysel kardeşim. Yorumun için teşekkür ediyorum. Bahsettiğiniz "... laik..." eğitim sisteminin topu topu 80-90 senelik bir geçmişi var. Zaten yazımda bu sistemi de hariç tutan tek kelimem yok. Ama ondan öncesinde koskoca bir imparatorluk çatır çatır çöktü. Yüzlerce yıllık geçmişi olan medrese ne işe yaradı? Selamlar
Başka bir okur 27 Şubat 2019 12:02
1
Mustafa Hocam, geri kalmışlığımızın tek nedeni medreseler olsaydı 100 yıldır medrese yok. Seküler laik bir eğitim var. 100 sene az bir zaman değil, üç nesle tekabül eder. Dinin ve dindar geçinenlerin şu anki bozukluğunu 100 sene önceki eğitim sistemine bağlamak yanlıştır. Yüz sene önce şu sebepten geri kaldık demek, bu gün neden gerideyiz sorusunun cevabı değildir.
KARAR OKURU 27 Şubat 2019 12:43
0
Veysel kardeşim yanlış çıkarımda bulunuyorsunuz bence! Laik metaryalist eğitim olmayan diğer ıslam ülkelerinin durumunu neyle açıklayacağız.! AKP li yıllarda İlahiyat ve cemaatlarda ki yoz ve yobaz din anlayışına Islam etiketi vuran kim
KARAR OKURU 27 Şubat 2019 13:48
1
Konunun Medrese olduğunu anlayamamışım kusura bakayınız ! yazınızı sonuçlandırdığınız bölümde sorunun " Din yorumundan " kaynaklandığını yazmışşsınız . Gerek sahabe , gerek sonraki dönemlerden itibaren var olan 1.400 yıllık İlim müktesebatımızdaki hangi " yorumlar " Buğünkü zulumlere mesnetdir daha açık bir örneklendirme yaparmısınız.
KARAR OKURU 27 Şubat 2019 02:23
İnsanları renk,dil,kilo,din,iş,karakter vb şeyler ile ayrım olmadan yaşamak en iyi ve mutluluk verici olduğunu ifade edelim
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN