Hayal olan hedefler kaybolan yıllar

Bugün artık hayal olsa da geriye dönüp bakınca, “Türkiye 2023 hedeflerini tutturabilir miydi?” sorusunu sormak gerekiyor. Soralım da sadece hedefler mi kayboldu ya da ülkenin yılları mı yoksa çok daha fazla şeyi mi, görelim…

Neydi o hedefler? 

Birkaç maddesi yeter… 2023’te Türkiye 2 trilyon Dolar Gayrı Safi Milli Hasıla’ya ulaşan ve kişi başı geliri nüfusa göre en az 20 bin ile 25 bin Dolar arasına oturan bir ülke olacaktı. Bunu destekleyen ihracatı 500 milyar Dolar’a ulaşacaktı. Böylesine üretken bir ekonomide işsizlik tabiatıyla yüzde 5’e inecek ve enflasyon da inecek, bu rakama demirleyecekti. Bu hedefler bilindiği gibi 11. Kalkınma Planı’nda yarıya indikten sonra, önceki hafta açıklanan Yeni Ekonomik Program (YEP)’da  bir kademe daha geriledi. Rüya bitti gerçekle yüzleşildi ki birçok uzman yarıya inmiş hedeflerin bile tutturulamayacağını tahmin ediyor. Ki tahmine de gerek yok aslında… Kalkınma Planı ile YEP aynı şey değil ama ortak hedefleri bulunuyor. Ve nitekim YEP’in kur ve enflasyon hedefleri birkaç gün içinde -negatif yönde- aşıldı. 

AK Parti’nin 2023 vizyonunu ilan ettiği dönem olan iktidarın ilk yıllarında bu hedefler cesur, güçlü ve umut vericiydi. Kimileri inanmasa de yüksek oranda gerçekleştirilebilirdi. Türkiye bugünkü gibi kırılgan ve istikameti belirsiz olmak yerine güvenilir yatırım coğrafyası ve vatandaşlarının endişe taşımadığı bir ekonomi olabilirdi. Ağır borç ve ağır faiz yükü taşımayan, kur riski ile kabus görmeyen ve işsizlik, enflasyon gibi rakamları kontrolden çıkan bir ülke durumuna düşmeyebilirdi. Olabilirdi çünkü, 2013/14’ten beri sadece rutin yürüyüş sağlanabilseydi dahi bugün kişi başına gelir 15 bin Dolar’ı aşacaktı. Kayıp bu kadar açık ve dramatiktir. 

2023 hedefleri artık mümkün değil ve böyle olduğu için 2053 hedefleri ilan edildi bile. 

Türkiye’yi hedeflerinden uzaklaştıran sadece ekonomideki kötü ve içe kapanan yönetim olmadı. Elbette, merkezileşen, gerçekle bağını koparan, komplo teorilerine teslim olan ekonomi anlayışı problemi büyüttü. Bilgiye, liyakate ve bilhassa tecrübeye dayanmayan ekonomi idaresi kaçınılmaz sonu hazırladı. Kötü yönetim derinleştikçe müdahale enstürmanları işe yaramaz ve kötü gidişi durduramaz hale geldi. Sadece son haftada faz artırımıyla başlayan art arda üç önleyici girişime rağmen kurun dizginlenememesi bunu gösteriyor. 

Ancak ülkeyi 2023’ten uzaklaştıran ve sadece geride kalan uzun yılları değil, geleceği de kaybettiren kötü yönetim sadece bununla sınırlı değildir. Ekonomideki makro hedeflerin beraberinde Türkiye’nin bir hukuk devleti olması mecburiyeti ve vaadi de vardı. Kamu idaresinin şeffaf ve denetlenebilir olmasından, temel hak ve özgürlüklere kadar bütün alanlarda gelişen, dünyayla iyi ilişkiler kuran ve hepsinden önemlisi kendiyle barışık bir ülke olmak hedefimizdi. Bütün yargı dibe vurmuşken bir de Anayasa Mahkemesi’nin zaten gerilemiş gücüne göz dikilen ülke olmak değil.  Sivil toplum, kaliteli bir eğitim, yarışan üniversiteler, özgür basın olacaktı. Güçlü, büyük, mutlu, müreffeh; adını ne koyarsanız koyun, o Türkiye’de iki büyük hedef el ele, kol kola yürüyecekti. Olmadı… Bu yürüyüşün ömrü çok kısa sürdü demokrasi bir yöne, ekonomi başka yöne yürüdü ve ikisi de yolunu kaybetti.

YORUMLAR (60)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
60 Yorum