Meclis raporundan çözüme bir yol var, ama nasıl var?

Çözüm Süreci’nin önemli bir aşaması geçildi. Meclis’in Komisyon -Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu- raporu yayınlandı. Rapor yayınlandı diye sürecin önünde engel kalmadı, demek mümkün değil elbette. Ancak, çözümden ne kastedildiğini anlamak belki de en önemli meseleydi; raporla bu aşılmış oldu. Başarısızlıkla sonuçlanan birinci ve ikinci çözüm süreçleriyle kıyaslandığında ilk kez sürecin arkasında bu kadar geniş bir siyasi katılım da oluştu. Sadece iktidar ortağı partiler değil. CHP, Gelecek Partisi, DEVA, Saadet Partisi, Yeniden Refah ve Hüda Par da çözümün yanında saf tutuyor. Elbette DEM Parti de… Bu katılım, sürecin nihayete ermesi için başlı başına bir sermayedir.

Komisyon süreçte en kritik eşik olarak, “PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi”ni görüyor. Doğru… Devamında da en çok merak edilen koruyu cevaplıyor: “Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”

Yani örgüt üyeleri ve mensuplarının hayata karışması için yasal düzenleme yapılacak. Gerekli. Bunun için gereken kanuni düzenleme şöyle tarif edilmiş: “Kanun, ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun; kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır.”

Toplumda cezasızlık algısı olmasın diye şu şerh de düşülmüş: “İlgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.” Yani, “mutlaka”dan kasıt her bir örgüt üyesinin mahkeme göreceğidir. Makul.

Devamında da komisyon, örgüt üyelerinin “Silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir” diyerek geri dönüşsüz bir yol öneriyor. İsabet.

Meclis Komisyonu, genel olarak demokrasi ve hukuk standartlarını yükselmesinin çözüm sürecinin bir gereği olduğunu düşünüyor ve bu yolda adımlar atılmasını öneriyor. Ki, bu sadece çözüm süreci için değil akla gelecek bütün süreçler için gerekli bir husustur. Enflasyonun düşmesi bile buna bağlıdır, o kadar gerekli.

Şu cümleler de komisyon raporundan: “Hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği; karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde, zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır... Bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi bireylerin tek tip düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir. Ortak demokratik değerler zemininde farklı görüşlerin bir arada var olabildiği, çoğulculuğun korunarak siyasal rekabetin sürdürüldüğü bir yapıda toplumsal bütünlük güçlenir.” Buna kim “hayır” der? Ama asıl soru şu: “Bugüne kadar bu ortamın oluşmasını engelleyen iktidar engelleri kaldırır mı?” Buna da “evet” demek zor galiba…

Rapor, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi Kararları Anayasa’mıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır… AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli; ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir” diyor. Buradan Öcalan’ın “umut hakkı”na da bir yol olduğu anlaşılıyor. Demirtaş’ın tahliyesine de…

Zaten anayasal hak olan ama siyasi mühendislik yapabilmek için uygulanmayan AİHM ve AYM haklarının artık bir engel olmaksızın yerine getirilmesine karar verilmesi ve yargıdan kaynaklı engellerin kaldırılması niyeti de iyi haber. Keşke…

Ve kayyum yanlışı… Kürt meselesini son dönemde en canlı tutan ve yanlış olduğu tartışma götürmez kayyum uygulamasının -eksik de olsa- kaldırılması da isteniyor. Şöyle: “Anayasa’dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması; başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.”

Meclis komisyonu raporu çok güçlü mü, değil. İktidar yerine müzakere görevini yer yer üstlenmiş mi, üstlenmiş. Daha cesur olabilir, miydi, olabilirdi.

Ancak, ülkede demokrasinin en iyi dönemlerini yaşamadığını hesaba katarsak, hiç de fena bir çalışma sayılmaz. Metinden açıkça, “Demokrasi ve hukuk eksik, bunlar olmadan ne çözüm olur ne de huzur” mesajı çıkıyor.

Siyasi parti liderleri bu ağır baskı ortamında çözüme odaklanarak sorumlu davranarak kesinlikle iyi bir şey yaptılar.

Liderlerin yanısıra, çalışmaları sabırla ve ustalıkta yürüten Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile sürecin yükünü taşıyan MİT Başkanı İbrahim Kalın da tebriği hak ediyor.

Meclis iktidarın işini kolaylaştırdı. Umarız iktidar da Türkiye için bu son fırsat kapısından geçerek, herhangi bir siyasi kaygıya teslim olmadan ülkeyi çözüme ulaştırır.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.