Back To Top
Nursel Duruel veya Türkiye’nin bitmez mutluluk arayışı

Nursel Duruel veya Türkiye’nin bitmez mutluluk arayışı

 - Son Güncelleme: 10.09.2019 Salı 12:55
- A +

Her yıl verilen Mersin Kent Edebiyat Ödülü’ne bu kez Nursel Duruel layık görüldü. Bu vesileyle onun yazarlığını bir kez daha düşündüm. Yakınlığını, dostluğunu, anıları, ömürlük yol göstermelerini hatırladım. O, her bakımdan benim güven duyduğum insanlardan birisi. Estetik beğeni ile saf vicdan, merhamet ile kültürel derinlik, fedakarlık ile hasbi çalışmayı kişiliğinde mayalandırmış örnek yazarlarımızdan. Uzun erekte, jüri üyesi olarak bulunduğu edebiyat ödülleri için yazdığı raporların ders niteliği taşıdığı öngörüsündeyim. Umarım kaybolup gitmezler.

Ondan kendimce şikayetlerim de var. Az yazdı. Öz yazdı ama yine de az yazdı. Daha yazmalıydı. Hala ısrarcıyım bunda. Ne var ki bu şikayetimin şiddetini düşüren sebepler de var. Şimdilik iki kült hikaye kitabı yayımladı Duruel; Geyikler, Annem ve Almanya, Yazılı Kaya. Her iki kitap da popüler kültürün didiklediği bir nesneye dönüşmekten kurtuldu. Edebiyat dünyası ise üzerlerine düşünmekte, haklarında yazmakta, onları yerli yerine oturtmakta cimri davranmadı. Türkiye’deki nitelikli her yazar ve şair haberdardır Nursel Duruel’in değerinden. Kitaplarını okumuş, onlardan beslenmiş, bir şekilde dünyasına katmıştır. Bu da sevinilecek bir durum.

YKY, yazarın Geyikler, Annem ve Almanya eserini bu ay yeniden bastı. İlk kez 1982’de Adam Yayıncılık tarafından yayımlanan kitap o zamandan bugüne farklı yayınevleri tarafından da okurla buluşturulmuştu. Hem bu yeni baskı hem de ödül vesilesiyle Annem, Geyikler ve Almanya öyküsünü yeniden okudum. Sevgi ve yakınlık insanın mesafesini elinden alır. Daha ilk cümleden kilitlenirsiniz. Bir duygu mıknatısı sizi kendisine çeker. Ne yönden koptuğunu kestiremediğiniz toz duman sizi nefessiz bırakır. Vapurdaydım, sağımda solumda çeşit çeşit insanlar vardı. İki adam arapça konuşarak yanlarındaki kadına bir şeyler açıklıyorlardı. ‘Ayasofya, Haydarpaşa’ isimleri geçiyordu. Onların yanlarındaki başka bir adam anlamadığım dilde bir şey sordu. Türkçe cevap verdi: ‘Biz yurtdışında yaşıyoruz.’ Adam gülümsedi. Kadın upuzun uzaklara baktı. Ben, Geyikler, Annem ve Almanya’nın henüz ilk cümlesindeydim. ‘O gece İstanbul’da üçüncü gecemizdi.’ Devamına gücüm yetmedi. Boğazımda bir şeyler düğümlendi. Kadına ve yanındaki esmer adamlara baktım. Neden? Her şey açıklanamıyor ki. O yüzden cevabı yok. Tamam dedim kendi kendime, sakince, aradan çıkarak, yazarı, kendimi düşünmeden, bir yabancı gibi okuyacağım. Ama sonra. Şimdi değil.

Bunu başardım mı? İçerdiği görsel örgü ve duyuruşlar üzerine daha önce yazmıştım. Belki de konuştum da. Bu kez, başka bir şey fark ettim. Nedense, ülkeyle, Türkiye ile birleştirdim onu. O küçük kız çocuğunu yurduma benzettim. Ayrılığın kaçınılmaz çatalında durmaksızın huzur ve mutluluk arayışının dolaylı hikayesi saydım. Yetişkinliklerini çocukluklarında yaşamak zorunda kalmış, kızlı erkekli nice insanın, o duygudan bu arayışa savrulduklarını, ama umut kadar yaşama isteklerini nasıl da ayakta tuttuklarını düşündüm. Ülke de bir ev gibidir. Bir aile gibi. Onun içinde nice çatışmalar, istenmeyen ayrılıklar ve bütün bunlardan etkilenen nice insanlar... Ve her olay iz bırakır yüreklerde. Ruhu yaralar. Ve yine ruh her vakit ayağa kalkmak, dik durmak ister. Işık istiyoruz çünkü. Nefes almak.

Bir düştür belki bu. Gerçeğin sert ve acımasızlığından kaçıştır. Öyküde olduğu gibi, küçük bir kız çocuğu, annesinden ayrılığa nasıl dayansın? Yetmedi yaklaşmakta olan bir aile parçalanışında nerede yer alsın? Dahası bunlar yokmuş gibi nasıl davransın? İnsanın asıl gücü en zayıf olduğu yerde açığa çıkar ve Nursel Duruel bunu sergilemekte ustadır. Sadece o gece ve üç gündür evlerinde misafir kaldıkları Mihriban hanım teyze dışında kimsenin ismini bilmediğimiz bu harika hikayede, yazar bilerek özneleri isimlerden sıyırır. Böylece her biri, en çok da, olayı bize anlatan kişi öne çıkar, kendi şahsında bütün psikoloji ve kişileri birleştirir. Ülke hikayesi sayışım bundan.

Öykünün Türkiye sosyolojisi ile kurduğu temas bir yana, asıl içerdiği, insanca ve hep insandan yana duran dilsel yaklaşım hala öykücülüğümüzde canlılığını koruyor. Ve daha da koruyacağı, diğer öykülerle birlikte Nursel Duruel kişiliğini belirleyeceği açık. Minnet ve saygıyla Nursel Duruel. Size bir kez daha teşekkür ederiz.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
okur 10 Eylül 2019 13:11
anday ın dediği gibi olmalı aşk da sevgi de diyor ki nefes gibi olmalı aşk nefes gibi kendiliğinden emeksiz duruyor insan durduruyor bu söz bu anlam insan oluveriyor evren bir nefes süresi anı zaman büyüyor çoğalıyor sanki onca şey onca insan bir karga belki bir serçe bir tebessüme dönüveriyor sevinç oluyor sevgi oluyor içine girdiğin kitapta bir yıldız rüzgarına okyanus nefesine ulaşıyor yaşıyor insan güzel insanlarla insan oluyor
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN