Sivil toplum ve deprem

Depremin üzerinden iki haftadan fazla zaman geçti ve genelde hep eksikleri konuştuk. Asıl icra makamında iktidar olduğu için elbette eleştirilerden en büyük payı o aldı. Özellikle bu ölçekteki bir afetten sonra iktidarın eleştirilmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Herkes kendi mahallesine kulak kesildiği için iktidar ve muhalefeti bir kenara koyarsak yaşanan depremde herkesin içine işleyen tüm acılara rağmen sınıfı geçen, üzerine düşeni değilse de elinden geleni layıkıyla yapan bir kesim vardı. O da Sivil Toplum Kuruluşları (STKlar).

Aslında STK'lar demek bir yerde toplumun tümü. Anadolu Ajansı depremde arazide çalışan STK’ları bir görsele sığdırmaya çalışmış. Elbette o listenin de eksikleri vardır ama günlük hayatta ne ortak bir bildiri altına imza atacak ne de başka herhangi bir platformda yan yana gelecek birbirinden farklı STK’ları aynı yerde görmek hepimize iyi geldi.

Depremde birçok ilde faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi’nin yardım standındaki yine yardım için Ülkü Ocakları’ndan giden gönüllünün fotoğrafı muhtemelen bu duyguyu en iyi sembolize eden kare idi. Bozkurtla orak çekicin yan yana kavga etmediği tek an dense yeridir.

AA’nın listesinde de arazideki gözlemlerde de öne çıkanlar genelde muhafazakâr vakıflar ve derneklerdi. Bunda şaşıracak bir şey yok aslında.

Her şeyden önce Malatya-Adıyaman-Maraş aksında muhafazakâr yapılar eskiden beri çok etkinler ve deprem sonrasında alanda örgütlenmekte zorlanmadılar. Merkezi Adıyaman olan Menzilcilerin Beşir Derneği biraz da bu nedenle en etkili olan kuruluşlardan biri idi.

İsmailağa Cemaati, Hayrat Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği ve daha birçok İslami vakıf ve dernek bölgenin toplumsal kodları ile de uyumlu yapıları ile hem hızlı örgütlendiler hem de geniş alanlara ulaştılar. Cemevleri de özellikle Antakya ve çevresinde yardımın koordine edildiği merkezler haline geldiler.

Özellikle dini cemaat ve yapılanmaların devlette bir kariyer planlaması için değil de birçok ülkede görüldüğü gibi sivil yardım kuruluşları olarak faaliyet göstermesinin önemini Maraş depremi bir kez daha gösterdi. Türkiye’de cemaatlerin konumu ayrı ve geniş bir yüzleşme konusu. O nedenle burayı sadece depremle sınırlı tutalım.

Muhafazakâr kuruluşların depremde daha etkin olmalarının ikinci sebebi ise organizasyon yapıları. Zaten aşevleri ve yardım faaliyetleri konusunda tecrübeli olduklarından deprem sonrasında da hızlı tepki gösterebildiler.

Mali yardımların büyük miktarlarda yöneldiği AHBAP gibi STK’lar ise uzun vadede alanda yeniden inşa çabalarında kritik rol oynayacak durumdalar. Toplumda depremle ilgili oluşan psikolojinin ortak bir zeminde buluşmasında AHBAP ve benzerlerinin duruşu önemliydi.

Depremin ölçeği o kadar büyük ki LÖSEV, Eğitim Gönüllüleri gibi kuruluşlar vasıtası ile acil yardımın ötesinde eğitim, çocuklar ve sağlık alanında da yapılacak çok şey var.

Depremin ilk anlarında sivil toplumu kamu kurumlarına göre daha avantajlı kılan özellikleri esnek ve hızlı yapıları idi. Burada ayrı bir başlığı İnsani Yardım Vakfı (İHH) için açmak gerek.

İHH depremden hemen sonra o an en önemli ihtiyaç olan arama kurtarma ekiplerini yola çıkarmıştı. İlk sarsıntıdan saatler sonra mücavir illerdeki ekipler herhangi bir talimat beklemeden enkazlarda çalışmalarına başlamıştı.

AFAD’ın ilk dakikalarda hareket geçen bazı ekipleri merkezi koordinasyon ve Ankara’dan gelecek talimata takılmışken sivil topluma ait arama kurtarma timleri kendilerine dur diyen olmadıkça çalışmalarına devam ettiler.

İHH 1500 kişilik eğitimli arama kurtarma kadrosu ve bölgede 10 bin kişiye ulaşan gönüllüleri ile deprem bölgesinde çok önemli bir fonksiyon icra etti. İHH zaten uzun yıllardır Suriye’de gösterdiği fedakâr çalışmaları ile takdiri fazlasıyla hak ediyordu.

Ve tabii ki herkesin arkalarından dua ettiği madenciler bulundukları her yere hem güven verdiler hem de birçok canın kurtarılmasına vesile oldular.

Sivil toplumun eksikleri yok mu elbette var. Özellikle küçük yapıların hatta beş on kişilik yardım ekiplerinin bazıları kimi zaman kendileri yardıma muhtaç hale geldiler.

Bir mühendis yaklaşımı ile toplumun kimi zamanda yeteri kadar organize olamadan ve gerekli verimlilik kriterlerini karşılamadan araziye koşması eleştirilebilir. Ama yardımlara sadece bu açıdan bakmak da yanlış.

Sonuçta İzmir’den İstanbul’a Artvin’den Tekirdağ’a kadar birbirini tanımayan milyonların kimi zaman istedikleri kadar faydalı olamasalar da ortak acı için harekete geçmeleri matematiksel fayda-zarar hesaplarının çok ötesinde bir anlam ifade ediyor. Ortak bir kimliğin asgari şartları ortak acılar karşısında kenetlenebilmekten geçiyor.

Depremin ilk dört günü kendileri enkaz altında kalan ve yıllarca unutulmayacak bir başarısızlığa imza atan cep telefonu operatörleri Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom üç gün boyunca sivil toplumun da faaliyetlerini kelimenin tam anlamı ile felce uğrattılar.

Acil yardımın birinci şartı iletişim, ikinci şartı koordinasyon iken iletişim çökünce arkasından koordinasyon çöktü.

Son deprem sivil toplumda özellikle arama kurtarma alanındaki yetişmiş personel açığını da gözler önüne serdi. Bugünden başlayarak gücü yeten her STK’nın arama kurtarma alanında kendi kadrolarını yetiştirmesi gerekiyor.

Aslında bunu yapması gereken AFAD ama daha depremin ilk iki-üç günü çok sayıda gönüllüsünü bölgeye gönderip sonra da onları sahipsiz bırakan mevcut yapısı ile bu yükü tek başına üstlenmesi zor.

Sivil toplum kuruluşlarının hem kendilerine duyulan güven hem de zor zamanlarda yerine getirdikleri ile ne kadar hayati olduklarını gördük. Erdoğan iktidarının sivil toplumun alanını daraltan uygulamalarının aksine şeffaflık, hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde her alanda dernek ve vakıfların daha da güçlenmesi gerektiği bir kez daha ortaya çıktı.

Günün sonunda acılar hala taze. Ama sivil toplum devletin de iktidarın da muhalefetin de önünde olduğunu bu depremde net bir şekilde ispatladı.

Hepsi iyi ki oradalardı.

YORUMLAR (15)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
15 Yorum