Adalette ceza ve merhamet dengesi

Adalet; kamusal yaşamda, iş hayatında, sosyal ilişkilerde ve aile içinde uyulması gereken en temel ilkedir.

Adaletin olmadığı yerde huzurdan söz edilemez. Nasıl ki beslenme ve barınma bedenimizin vazgeçilmez ihtiyacıysa, adalet de toplumsal varlığımızın vazgeçilmezidir.

Toplumsal hayat, kurallar üzerine inşa edilir. Bu kurallar ihlal edildiğinde devreye adalet mekanizması girer. Adalet, ihlali değerlendirir ve suç sabit olduğunda önceden belirlenmiş yaptırımları uygular.

Kamusal alanda bu yaptırımlar kanunlarla belirlenir. Bu yüzden “kanunsuz ceza olmaz” ilkesi hukuk devletinin temelidir. Kamusal alan dışındaki yapılarda ise kurallar; yönetmelikler, tüzükler ve teamüllerle şekillenir.

Ancak şu da bir gerçektir:

Yaptırımla desteklenmeyen kurallar zamanla anlamını yitirir. Kuralların işletilmediği ortamlarda güçlüler imtiyaz kazanır, zayıflar ise korunmasız kalır. Bu da sosyal barışı zedeler.

Cezaya niçin ihtiyaç duyulur?

Cezalandırma; caydırma özelliği ile, suçun önlenmesi, suçun aleniyetinin ve yayılmasının engellenmesi, mağdurun hakkının teslim edilmesi ve intikam hissinin dindirilmesi, suçlunun ıslah edilmesi amacıyla başvurulan bir araçtır (1).

Bu yönüyle ceza, adaletin ayrılmaz bir parçasıdır. Nitekim kısasta hayat olduğuna işaret edilmesi ve Hz. Peygamber’in cezanın toplumsal düzen için taşıdığı önemi vurgulayan beyanları, bu çerçevede anlam kazanır.

Ancak cezalandırmanın bir amaç değil, zaruri bir araç olduğu unutulmamalıdır.

Cezanın ölçüsü

Cezanın varlığı kadar ölçüsü de önemlidir.

Cezalar, ancak zaruret ölçüsünde ve işlenen fiille orantılı olarak belirlenmelidir.

“Bir kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülüktür; ama kim bağışlar ve düzeltirse onun mükâfatı Allah’a aittir.” (Şûrâ, 40)

Bu ilke, adalet ile merhamet arasında kurulan hassas dengeyi ifade eder.

Caydırıcılık ilkesinin sağlanması için, kötülüğü yapan kişi o eylemin kötülüğünü kendisine hissettirecek nitelikte ve ona denk bir karşılık görmelidir (2).

Salt cezaya dayalı bir düzen ise insanı ihmal eder. Böyle bir sistemde hukuk vardır ama vicdan eksiktir. Kurallar işler, fakat kalpler ıslah olmaz.

Cezada ölçüsüzlük: Zulüm

Cezalandırmada sınırların dışına çıkılması, güçlülerin güçsüzleri haksız yere ve ölçüsüzce cezalandırması zulümdür.

Yönetim alanında “güç zehirlenmesi” riskinden sıkça bahsedilir. Denge ve denetim mekanizmalarıyla kontrol altına alınmayan “güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır.” Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Güç zehirlenmesinde gücün büyüklüğüne göre zulüm de büyür. Küresel güce sahip olanlar insanlığa karşı küresel zulüm, lokal güce sahip olanlar lokal zulüm yaparken, mikro güce sahip olanlar da kendi etki alanlarında zulmederler.

Merhamet duygusunu yitiren zalimlerin kalpleri, zulüm sebebiyle karanlığa gömülmüş, hakkı ve hayrı anlayamaz hale gelmiştir. Bu sebeple zalimler bu yazının muhatabı da olamazlar.

Merhamet ve affetme

Merhamet; insanı başkasının acısına duyarlı kılan, onu yardım etmeye sevk eden en temel ahlaki erdemlerden biridir.

Hz. Peygamber’in, “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez” ve “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” şeklindeki uyarıları, bu değerin İslam ahlakındaki merkezi yerini açıkça ortaya koyar (3).

Yine, cezaların mümkün olduğunca düşürülmesini tavsiye eden ve şüphe durumunda sanık lehine hareket edilmesini öğütleyen yaklaşım, merhametin hukuk içindeki yerini gösterir.

Kur’an’da kısas hükmünün ardından affın teşvik edilmesi ve bunun “bir hafifletme ve rahmet” olarak nitelendirilmesi de aynı dengeye işaret eder (Bakara, 178). (1, 4)

Merhamet soyut bir kavramdan ibaret değildir. Tarihte zulümlerin yanında merhamet uygulamasının somut örneklerini görmek de mümkündür.

Bedir Savaşı'nda esir alınanlara, son derece insani, şefkatli ve adil davranılması, esirlerin Müslümanlar arasında paylaştırılarak aç bırakılmamış, giydirilmiş ve iyi muamele görmüş olmaları, fidye karşılığı veya 10 Müslümana okuma-yazma öğretme şartıyla serbest bırakılmaları devrine göre, hatta günümüze göre olağanüstü güzellikte bir merhamet göstergesidir.

Merhametin sınırı: cezasızlık tehlikesi

Merhamet elbette yüce bir erdemdir. Ancak ölçüsüz merhamet, adaleti zedeleyebilir.

Sadece suçluya yönelen merhamet, mağdura karşı merhametsizliğe dönüşebilir.

“Şefkat toplumu” ideali, adaletle dengelenmezse zamanla güçlülerin lehine işler. Çünkü cezasızlık, en çok gücü olanın işine yarar.

Bu sebeple adalet, merhametin karşıtı değil; onun doğru yerde tecelli etmesini sağlayan bir pusuladır.

Ceza ve merhamet dengesi

Ceza ve merhamet dengesinin kurulması için, “merhamet mi ceza mı?” sorusundan ziyade, “Hangi durumda hangisi öne çıkmalı?” sorusunu sormalıyız.

Toplumsal düzeni tehdit eden ağır suçlarda cezanın caydırıcı yönü öne çıkar. Çünkü burada korunması gereken sadece birey değil, toplumun bütünüdür.

Buna karşılık bireysel hatalarda, özellikle telafisi mümkün durumlarda merhametin kapısını açık tutmak, insanı yeniden kazanmanın en etkili yoludur.

Bu dengeyi kuramayan toplumlar iki uçtan birine savrulur:

Ya aşırı sertleşir ve merhameti kaybederler veya aşırı gevşer ve adaleti zedelerler.

Oysa sağlıklı bir toplum ne korku üzerine kurulur ne de sınırsız hoşgörü üzerine. Sağlıklı toplum, adaletin güvencesi ile merhametin sıcaklığını birlikte taşıyabilen toplumdur.

(1)Ali Bardakoğlu. Ceza maddesi. İslam Ansiklopedisi.

(2)https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/%C5%9E%C3%BBr%C3%A2-suresi/4312/40-43-ayet-tefsiri

(3)Mustafa Çağrıcı. Merhamet maddesi. İslam Ansiklopedisi.

(4)https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/185/178-ayet-tefsiri

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.