Muhalefetin boğazını sıkmak

Sorun, bir partinin lehinde veya aleyhinde olmasının ötesinde, demokrasimizin saplandığı “ana muhalefet krizi”dir.

Krizin temelinde yargının “âdil hakem” görevini yapmaması veya yapamaması vardır. Partili Cumhurbaşkanının “yargı üzerinde güçlü etkisi” uluslararası hukuk belgelerine geçmiş bir gerçektir. Hakim ve savcıların tayininde, terfiinde ve rütbe tenzilinde kadir-i mutlak yetkisi olan HSK üyelerini de partili Cumhurbaşkanı ile iktidarın Meclis grubu belirliyor.

Bu yüzden zaten yeterince güven duyulmayan yargı, bir de bağımsız hukuk çevrelerinde şiddetle eleştirilen “mutlak butlan” kararını verince CHP’nin içi, planlandığı şekilde karıştı.

Yargı CHP’nin Kasım 2023’teki 38. kurultayını iptal etmişti.

Eylül 2025’teki Olağanüstü Kurultayını iptal etmişti.

Kasım 2025’teki 39. kurultayını iptal etmişti.

Bu kurultaylarda ‘değişimci’ ekip yani Özgür özel ve arkadaşları seçilmişti.

Yargı bu kurultayların hepsini iptal etti ve “2023 öncesi”ne, yani Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığına karar verdi.

KILIÇDAROĞLU’NUN MÜCADELESİ

Hangi parti tabanı olsa bu tabloya tepki duyar. CHP tabanı büyük tepki duyduğu gibi, muhalefetin zaafa düşmesinden demokrasi adına endişe edenler de tepki duymaktadır.

Yapılan, “silkeleme”nin ötesinde, ana muhalefetin boğazını sıkmaktır.

CHP tabanının, örgütlerinin, milletvekillerinin ve delegelerin büyük çoğunluğu “Değişim”i yani Özgür Özel ve arkadaşlarını destekliyor. Dünkü grup toplantısı bunu gösterdi. İki taraf arasında fevkalade çirkin fiili çatışmalar çıkabilirdi. Kılıçdaroğlu doğru bir kararla, ısrarından vazgeçti, kendi toplantısını parti genel merkezinde yaptı.

Kemal Bey’in bu doğru davranışı, CHP’nin bölünmesi gibi çok daha büyük bir olayı önlemenin de mümkün olduğuna dair değerli bir örnektir.

Kemal Kılıçdaroğlu 13 yılık Genel Başkanlığı döneminde partisini iyi temsil etti.

Kılıçdaroğlu’nun 15 Haziran 2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başlayıp 9 Temmuz’da Maltepe'de tamamladığı “Adalet Yürüyüşü”nü CHP’liler unutmamalı, bilhassa da Kemal Bey’in kendisi unutmamalıdır.

O yaşta, yaz sıcağında 420 kilometreyi 24 günde yürümek asla unutulacak bir hareket değildir.

O dönemde iktidarın Kemal Bey hakkında söyledikleri, onun kimliğini istismar eden konuşmaları, hele de onu terör işbirlikçisiymiş gibi gösteren “ama montaj, ama şu ama bu” tertipleri…

Bugün Kemal Bey’e yol açıyorlar ve destekliyorlarsa, bu CHP’nin “arınması” için değil, bölünmesi içindir!

ŞERİF MARDİN’İN UYARISI

Ben kendimi Terakkiperver Fırka’ya, Serbest Fırka’ya, Demokrat Parti’ye yakın hissederim. Fakat tarihten şu gerçeği de öğrendim ki, iktidarların aşırı güçlenmesi, “denetim ve denge”yi yok ediyor. Ülkede karşılıklı “bizden” kabileleri oluşuyor. Hukuk, siyaset altında eziliyor. Hepsinden önemlisi iş, üretim, bilim, sanat, tefekkür üretmesi gereken zihinlerimiz siyasetin istilası altında kalıyor.

Bizde sosyoloji biliminin en büyük ismi merhum Şerif Mardin Hocamız daha 1966 yılında şöyle yazmıştı:

“Türkiye’de sürekli muhalefetin boğazının sıkılmasının yol açtığı en önemli kayıp sosyal ve iktisadi yaratıcılığın engellenmesi olmuştur…” (Türk Modernleşmesi, Sf. 190, İletişim Yayınları)

Niye yüz yılda Japonya, elli yılda Güney Kore olamadık?

1960’lardaki iktidardan ve muhalefetten hiç kimse bugüne kalmadı. Fakat bu berbat siyasi gelenek devam ediyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN SORUMLULUĞU

Benim derdim şu veya bu parti değil, demokrasinin sandık kadar önemli unsurları olan “denetim ve denge”dir, bağımsız ve tarafsız yargının elinde “hukukun üstünlüğü”dür.

CHP’nin bölünmesi iktidarın daha da otoriterleşmesi, demokratik ve hukuki değerlerin daha fazla hasara uğraması olur.

İşte ülke bu durumdayken, perşembe günü, 2020 kadrosuyla CHP Parti Meclisi toplanacak. Kılıçdaroğlu’na büyük sorumluluk düşüyor. Mansur Yavaş’ın dediği gibi, “Milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.”

Sadece CHP’liler değil, demokratik hukuk devleti hassasiyeti olan geniş kitleler de beklentisidir.

Kılıçdaroğlu yargı kararlarının kendisine verdiği “resmi” gücün, toplumsal karşılığının olmadığını görmelidir.

Yeni seçilecek Parti Meclisinin terkibinde uzlaşarak Kılıçdaroğlu’nun da kabulüyle “Temmuz içinde olağanüstü kurultay” kararı alınmalıdır. Bu, hem Türkiye’yi bu krizden kurtarır hem Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık mücadelesine uygun bir davranış olur.

YORUMLAR (28)
28 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.