Back To Top
Çaresizliğin resmi: Eğitim

Çaresizliğin resmi: Eğitim

 - Son Güncelleme: 04.09.2019 Çarşamba 10:30
- A +

Bir espri vardır bilirsiniz; “Abidin mutluluğun resmini çizsene?” diye. Mutluluğun resmini bilemem ama çaresizliğin resmini çizin desem çok fazla şeye gerek yok ülkemizde.

Mesela her hangi bir okulun kapısında sıra olmuş çocukları çekseniz de olur, sıkışmış trafikte yol açılsın diye bekleşen şoförleri de. Köprüdeki bir intihar pozu, sokak ortasında dövülen, vurulan bir kadın ya da sokak hayvanı da olabilir. Bir düğünde çalınan yerel bir dildeki türkü için –elbette Kürtçe olmalı yoksa diğerleri çok da tehlikeli değil- asılan duyarlı insan suratları, Araplara hizmet eden bir mekanın tabelalarına tiksinti ile bakan bir yüz…

Çaresizlik her tarafımızdan akıyor ama sorsan Osmanlının mirasçılarıyız. Tahtını geri isteyen ‘ellere var bize niye yok?’ diyen bir şehzademiz de var ve o da çaresizliğin bir başka resmi. Keşke Payitaht yapımcıları rol verse de Abdülhamit Han Hazretleri ellerini uzatıp başını okşasa.

Zaman akıyor, Herakleitos “aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” demiş ama biz aynı nehirlerde yıkanmanın yolunu hep buluyoruz.

2 Eylül itibariyle eğitim-öğretim yılı öğretmenler için resmen başladı ve eğitimin önündeki dağ gibi sorunlar aynı şekilde duruyor. Bizler yazmaktan bıktık ama icra makamındakiler de çaresizce aynı şeyleri tekrarlıyor.

Talim Terbiye Kurulu Başkanının görevden alınmasının konuşulduğu kadar atılması gereken acil adımları kimse konuşmadı. Daha doğrusu bu konularda gündem yaratabilecek olanlar hep sustu. Ama sorun kişisel olunca nedense herkes papağana dönüyor.

Bir başkan için kıyamet koparanlar “Elemesiz bir eğitim sistemi olur mu, kardeşim?” diyemediler mesela. Hakikaten anlamıyorum bu mantığı siz bir sistem kuruyorsunuz ve bu sisteme girenlerin asgari bir takım kazanımlara sahip olmasını istiyorsunuz ve sonra bu asgari kazanımlara da yok hükmünde davranıyorsunuz.

Her sınav döneminde istatistiklere bakıp çekirdek çitler gibi “Efendim matematikte durum vahim, fen blg. berbat, Türkçe hak getire, din bile ortanın altı…” diye boş boş konuşup duruyoruz.

Dünyanın neresinde var sırf kapıdan girdiğiniz ve Allah da ömür verirse 12 yılın sonunda mezun olduğunuz bir eğitim sistemi?… Giriş çıkış kalitemizin maşallahı var. Okulun amacı öğrencinin kabiliyetlerini ortaya koymaksa bizim bunu başaramadığımız ortada…

Ama biz işi öyle bir noktaya vardırdık ki artık yüksekokul ve üniversiteleri de bu 12 yılın üzerine eklemiş durumdayız.

Normal bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 6 yaşından 20-25 yaşına kadar hayatının 14 ila 18 yılını öğrenci olarak geçiriyor. İşin kötüsü sonunda yine çoğu baba evine dönecek ve ana-baba parası yemeye devam edecek. Allahtan aile düzenimiz eski kalıplarından henüz sıyrılmadı.

Hadi diyelim ki ilkokulu anladık, biraz zorlayalım ortaokulu da ekledik. Ya kardeşim lisede de mi eleme olmaz? Toplama, çıkarma yapamayan, problemi anlayacak kadar Türkçeye hakim ol(a)mayan öğrencimiz de el insaf sınıfta kalsın!  Başka bir yol çizsin…

Dünyanın neresinde, hangi sektörde görülmüş giriş çıkışın zayiatsız olduğu bir süreç. Çocuklar okul değiştirmese, kafalarına göre takılmasa en gözdesinden en pespayesine üniversite kapısından giren öğrencilerin tamamına yakını mezun oluyor, yuh artık!

Talebenin olmadığı yerde milyonlarca öğrencimiz var. Bakın şimdi bu kısa cümledeki ayrımı dahi kavrayamayacak milyonlarca üniversite mezunu var bu ülkede. İçlerinde siyaset yapan ve okuyanı da var.

Talebe, talep etmekten geliyor. Soruyorum size bugün okullarımızda kaç tane talebe var? Çocukları şunları bunları öğreneceksiniz diye tıkmışız zorla dört duvar arasına… Çocukların çoğu bunları öğrenmek istemiyor. Okullarda öğrettiklerimizin %90’nından fazlasının günlük hayatta bir karşılığı yok.

Okul yönetimleri bugünlerde yeni yılı nasıl çıkarabiliriz derdinde, niye? Çünkü devletin verdiği ödenek temizlik için bile yetmiyor.

Sayın Ziya Selçuk hocamız yarın bir açıklama yapsa da “Bizim çocuklarımızın Japon çocuklarından ne eksiği var… Bundan böyle okulların temizliğinden öğrenciler de sorumlu, her gün derslere başlamadan önce sınıfların ve ortak kullanım alanlarının temizliği öğretmenleri ile birlikte öğrencileri tarafından yapılacaktır.” dese ne olur? Hem çocuklarımız iyi bir alışkanlık ve şahsiyet kazanır hem de okullar biraz rahatlar ama bizde burnu büyük pek çok veli çocuğunu sırf bu uygulama nedeniyle okula geç bırakır…

Çözüm mü demiştik? Kimsenin umurunda değil tıpkı diğer çok ciddi meselelerimizde olduğu gibi…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 21:35
Öğretmen"Aklı hür, irfanı hür, vicdanı hür."nesilleri yetiştirmekle mükellef. Ne yazık ki bizatihi öğretmenin aklı, irfanı ve vicdanı mevzuatla prangaya vurulmuş. Bu haldeki bir öğretmen:" Aklı hür, irfanı hür, vicdanı hür."bir nesli nasıl yetiştirsin?Öğretmen devletin bordrolu mahkumudur vesselâm.Kirasınımı düşünsün, çocuğunun okul masraflarınımı düşünsün, kabarık faturalarımı düşünsün? Kaliteli bir eğitime harcanan para israf değildir. Devlet öğretmenlerin asgari maddi sorunlarını çözmelidir.Öğretmenden görev bekliyorsa onu mevzuatla boğmasın. Plan, program, rapor, analiz ve karmaşık işler.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 21:22
Özellikle lise düzeyinde eğitim gören gençler tünelin ucunu göremiyorlar ve sükutu hayale uğruyorlar.Öğretmen olarak gençlere umut olamıyoruz, umut veremiyoruz. Çünkü öğretmenlerin toplumdaki saygınlığı yerlerde sürünüyor.Ne toplum ve nede devlet öğretmenine sahip çıkmıyor, çıkamıyor. Bazı otoriter ve makamına tutkalla yapışmış okul müdürlerinin gözünde öğretmenin bir veli kadar değeri yok maalesef. Görevinin ve makamının hakkını veren idarecilerimizi tenzih ederim.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 21:10
Herkesin okuma ve yazması olmalı. Temel matematik vb.bilgileri olmalı. Herkesi diploma sahibi yapmak zorunda mıyız? Ya da herkes diploma sahibi olmak zorunda mı? Bu iş Nasrettin Hoca Merhumun kavuğuna benzedi maalesef. Keramet kavukta ise iş kolay. Ama öyle değil işte.Herkes üniversite mezunu olunca mesele çözülüyor mu? Çözülmediği ayan, beyan ortada. Mesleki eğitim teşvik edilmeli ve bu konuda çekirdekten yetişme formülü sorunu büyük ölçüde halledecektir.Gençlerin hangi iş ve mesleğe yatkın oldukları titizlikle üzerinde çalışılması gereken bir konudur.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 20:58
Eğitim ciddi bir iştir.Ciddiye alıyormuyuz? Ciddiye alırmış gibi yapıyoruz, ama hakikatte ciddiye almıyoruz. Ben öğretmenim. 25.yılımı çalışıyorum. Beş, on sene önce mezun bir öğrencim(mesleki eğitim alan):"Hocam öğretmenlerimiz bize hayatı öğretmedi." diye dert yandı.Maalesef okullarda verilen bilgilerin %90'ının hayatta karşılığı yok. Verilen bilgiler karşılıksız çek gibi.Bu durumda öğretmenler aldatan, öğrenciler ise aldanan konumunamı düşüyor acaba? Burada suçun faturasını öğretmene yükleyemeyiz. Sistemin sakat olduğu bir müessese de, elde edilen mamülün sağlam olmasına imkân var mı?
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 17:36
Herkes bu sorunların farkında ama kimse çözmek istemiyor. Ben umudumu tükettim artık
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 15:19
"Mutluluğun resmini çizsene" diye bir espri yoktur. "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" sorusu Nazım Hikmet'in "Saman Sarısı" şiirinde Abidin Dino'ya yönelttiği sorudur. Abidin Dino da yine bir şiir ile bu soruya cevap vermiştir.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 14:06
İlk okul 5 sene olmaliİlkokulda temel değerler, trafik ,çevre bilinci, sosyal kuralları ,okuma,yazma ve temel matematik toplama çıkarma vb.sekiller olmalı kesinlikle sınav olmamalı.Sinav olmamali ve zorunlu 5 yıldan sonra çocuklar akademik ortaokul ve mesleki ilkokul olmak üzere bir elemeden geçirilmeli.akademik okullarin kontenjanı %25 mesleklerin %75 olmalı.herkes ortaokulda ki durumuna göre liselere devam etmelidir.
Thales 04 Eylül 2019 16:11
0
Okulları akademik ve mesleki olarak ayırmak kast sistemine yol açar, sağlıklı değil. Onun yerine kampüs-liseler olsun. Bu liselerde bir çok seçmeli akademik ve mesleki dersler verilsin. Ders geçmek zorlaşsın. Herkes ilgisine/becerisine göre ders seçsin. Çok erken yaşta insanları meslek seçmeye yönlendirmeyelim. İnsanlar "eleman" değildir. İnsandır. Eğitimin amacı ekonomiye/devlete eleman yetiştirmek değildir. İnsanın kendi potansiyelini gerçekleştirmesini sağlamaktır.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 13:15
Bir öğretmen olarak okulun temizliği konusundaki görüşünüze tam olarak katılıyorum. Sonuçları da harika olur. Temizliğe duyarlı nesiller yetişir.
Emekli Öğretmen 04 Eylül 2019 12:53
Geçenlerde Abbas Güçlü de yazdı, terk ettiğimiz sistemimiz daha iyiydi. Okumayan beşinci sınıftan sonra çırak verilir meslek sahibi olurdu. Şimdi çekirdekten yetişme usta kalmadı. Yabancı dil öğreten Anadolu Liseleri vardı. Öğretmenler de zor sınavlarla oralara alınırdı. O sistem biraz revize edilerek rahatlıkla şimdiye uyarlanabilir ama aklını her mahalleye bir imam hatip açmakla bozmamışsan.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 15:40
1
Bir gecede bütün genel liselerin tabelalarındaki isimlerin başına Anadolu kelimesi ekleyerek hepsini Anadolu lisesi yaptık. Ama içi aynı tas aynı hamam. İşte Ortadoğulu kafası böyle çalışır.
KARAR OKURUMürsel 04 Eylül 2019 12:48
12 yıllık öğretim bir kışla/asker mantığı.Gençleri ana baba eğitemiyor bari okul ve hocalar zaptetsin!
Çerkez Ethem 04 Eylül 2019 11:45
..."Okullarda öğrettiklerimizin %90’nından fazlasının günlük hayatta bir karşılığı yok"... En azından sistem onlara kolpayı öğretti, kolpa yaparak mutlu bir şekilde yaşarlar! En büyük diploma t.c. de kolpa. Baksana elit, politikacılar bu konuda uzmanlar, gül gibi geçinip gidiyorlar ve şikayetleri yok!
musto 04 Eylül 2019 10:48
Milyonlarca kadırga, kasımpaşa kültürü almış genç yetiştirdik sıkıysa trafikte çarşıda, pazarda yan gözle bir bak başına neler geliyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN