Back To Top
Tunceli’ye Dersim, Güroymak’a Norşin demek!..

Tunceli’ye Dersim, Güroymak’a Norşin demek!..

- A +

Tarihin genellikle kazananlar tarafından yazıldığını kabul ederiz, elhak doğrudur da. Ancak, tarihi kaleme alanlar bize arada bazı açık kapılarda bırakırlar, kimi zaman isteyerek kimi zamanda farkında olmadan. Ve çoğu kez kıyıda köşede unutulmuş bir belge, bir şahitlik tüm doğru bilinenleri altüst edebilir. 

Tarihi bu şekilde okuduğunuzda gerçekten büyük bir zevk alırsınız ama bizde tarih genelde bir iman alanı gibi okunur. İman alanı derken tutumu kastediyorum. Muhafazakar-Milliyetçi çevreler ile Kemalist-Sol-Marksist çevrelerin tarih algısı arasında çok büyük bir fark yok. Sadece kutsal olanlar farklılaşır yoksa tutum aynıdır. Ve yine çoğu kez amaç hakikati görmek, olanı biteni kavramak değil bilakis kutsalın tahkimidir. İşin garibi bu kutsalın tahkimi meselesi olaylardan uzaklaştıkça daha da mühim bir hal alabilir ve siz çoğu kez gizlenen asıl gerçeği gözünüzün önünde de olsa göremezsiniz. 

O denlidir ki öğretilmiş milliyetçiliğin argümanları, en aklı başında bildiğimiz siyasileri, akademisyenleri bile etkileyebilir. İnsanların bu öğretilmiş çaresizlik karşısındaki tutumlarına en güzel örnek isimlerdir, özellikle yer isimleri. 

***

Tarih boyunca güçlü, kudretli ve kendine güvenen güçler çok nadiren isimlerle uğraşmıştır. Osmanlı Tarihi boyunca köy, kasaba, şehir ve bölgelerin isimleri ya aynen korunmuş ya da zamanla yeni ismi halka malolmuştur. Öyle ki uzun bir zaman her iki isim de belgelerde kendisine yer bulmuştur. İstanbul ile Konstantinapolis birlikte arzı endam edebilirken, herhalde Adrianapolis de bir günde Edirne’ye dönüşmedi… 

Cumhuriyet’in milliyetçilikler çağının bir çocuğu olduğunu unutmamak lazım ama nedense bizler bunu hep unutuyoruz. Cumhuriyet, Osmanlı’nın bir devamı olduğu kadar bir ölçüde de reddi mirasçısıdır. Bu da aslında doğal, Osmanlı klasik bir imparatorluktu ve maalesef miadını doldurmuştu. Mevcut hali ile devamı da çok mümkün gözükmemişti Cumhuriyeti kuran kadrolara. 

Cumhuriyeti kuran kadrolar ve İttihatçıların ezici çoğunluğunun Balkan göçmeni olduğu kavrandığında aslında neler olduğu biraz daha anlaşılabilir olur. 

Okullarda aldığımız tarih eğitimi hep fütuhatlar üzerine olduğu için Osmanlı’nın Balkanları kaybının aslında Anavatanın kaybedilmesi anlamına geldiğini göremiyoruz. Osmanlı Anadolu’da kurulmuş ama Balkanlarda kök salmış bir devletti. Anadolu’ya hakim olması çok daha sonradır. 

Ve imparatorluğun son yüzyılına üç büyük yenilgi (1829, 1877-78 ve 1911-12) sığmıştır. Bu faciaların ardından Osmanlı adım adım Balkanlardan sökülüp atılmış, “Evladı Fatihan”ın torunları birer mülteci olarak Osmanlının kalan son topraklarına sığınmak zorunda kalmıştı. 

Her yıl Ermeni Tehciri nedeniyle yaşanan kısır tartışmaları, Kürt sorununu, Alevi sorununu bu arka planı unutarak ele aldığınızda sadece havanda su dövmüş oluruz. 

Yaşananlar yaşanılacak olanlara maalesef zemin hazırlamaktadır. Yaşananlar tarihte çok az daha iyi şeylerin yaşanmasına vesile olmuştur. Amerika’yı kuranlar geldikleri yerdeki gibi bir düzen kurmayı tercih etmemişlerdi. Bu da Amerikan tarihinin hayranlık uyandırıcı bir kesitidir. 

Bizim hikayemizde ise kayıplar ve yenilgiler peşimizi bırakmadığı için geldiğimiz nokta milliyetçiliğin kucağına düşmek oldu. Balıklama daldığımız I. Cihan Harbinden sağ çıkamayacağımızı anlayınca da radikal kararlar alarak Türk ve Müslüman bir çekirdek inşa edilmeye çalışıldı. Ermeni Tehcirine biraz da bu gözle bakmak lazım. 

***

Geçmişte yaşananlar, yaşanacaklara birer referanstı ve İttihatçı kadrolar başka çıkar yol bulamamışlardı. Anadolu’dan Ermeniler ve de Rumlar uzaklaştırılmadığı takdirde yeni bir göç ve katliamın yaşanabileceği endişesi böyle bir tedbire sevk etmişti. Bu refleks Cumhuriyet kadrolarına da geçti doğal olarak, Kürt sorununa da Aleviliğe de hep bu arka planın getirdiği ruh hali ile sert bir yaklaşım benimsendi. 

Haklı mı haksız mı sorusunu sormaktan çok, dönemi anlamaya çalışmak olmalı bir tarihçinin asıl görevi. Anlamak demek hala aynı yerde durmayı gerektirmez, tam aksine, daha iyiye gidebilmek hedef olmalı. 

Unutmamalıyız ki, bunları anladıktan sonra hala Tunceli’ye Dersim, Güroymak’a Norşin denmesine bozulabiliyorsa bir insan, hala içinde o yenilgiyi yaşıyor demektir. 

Bölünmek, parçalanmak… 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Yılmaz Çakaloğlu 20 Mayıs 2019 08:55
Kimse Filibe'ye Filibe demiyor. Plovdiv diyor. Ne yani sen şimdi bize İstanbul'a Konstantinopol dememizi mi öneriyorsun. Düşündüklerini daha açık ve net yazarsan anlaşılabilir olursun. Belli ki kafanızın içi bulanık. Milli (ulusal) devlet fikrine alışamamış birisi gibi yazmışsın. Muhtemelen "Türkiye'li" olmayı "Türk" olmaya tercih eden bir düşünce yapın var. Liberal olmak illa kimliksiz olmayı mı gerekli kılar, vesselam...
KARAR OKURU 15 Mayıs 2019 23:21
Sayin Kaluc istev olay tamda „hala Tunceli’ye Dersim, Güroymak’a Norşin denmesine bozulabiliyorsa bir insan, hala içinde o yenilgiyi yaşıyor demektir. Bölünmek, parçalanmak… „ bu korkunun ürünü kör zihniyettir.
Habib 15 Mayıs 2019 17:47
Alalım Balkanları bitsin bu ayrılık!
karar 15 Mayıs 2019 03:46
"..., “Evladı Fatihan”ın torunları birer mülteci olarak Osmanlının kalan son topraklarına sığınmak zorunda kalmıştı.".biz 93 ve mübadele ile gelenlerin torunları olarak gelenlerin asla mülteci olduğunu kabul etmez,gerçek anlamda muhacir olduğumuzla iftihar ederiz.bizim Suriyeli sözde muhacir,mültecilerle bir tutlmamız bu anlamda mümkün değildir.ayrıca nasıl bu ülkede ermeni ve rumlardan daha doğrusu hıristiyanlardan arındırılmış bir toplum,yurt meselemiz olmuşsa bırakıp geldiğimiz coğrafyadaki topraklarda da türk,arnavut,boşnak vb ,daha doğrusu m
KARAR OKUR 15 Mayıs 2019 17:40
4
Bizde bu ülkenin 700 senedir burada olan Osmanlı torunlarıyiz ve Suriyeli Arap kardeşlerimize hoş geldin der bagrimiza basaris biliriz ki bu insanlar Peygamberimizin bize emanetleridir ve biliriz ki her yer Allahindir
karar 16 Mayıs 2019 20:49
1
okuma ve okuduğunu anlama özürlülerele konuyu uzatmak boşa zaman harcamak olur.bu edebiyat kısmıydı,matematiksel kısmına bakarsak elmayla armutlar toplanmaz.
musto 15 Mayıs 2019 01:24
Doğduğum köy halen ermeni ismi değişmedi 10 yıl önce kadastro gelene kadar tapular tehcire gönderilen ermeniler adına kayıtlı bunlar yaşanacaktı iç içe girmişiz balkan ülkeleri farklı ve bölgelerinde çoğunluktu keşke savaşa girmemiş olur diri kalırdık.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN