1930’lardan bugüne

Arkadaşımız İbrahim Kiras’ın bıraktığı yerden devam etmek istiyorum.

Mükemmel bir tarih araştırmacısı olan Kiras, Atatürk’ün 1930’daki sözlerini alıntılamıştı. İçte ve dışta görünümün “diktatör manzarası” olduğunu söyleyen Atatürk, miras olarak millete istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe öyle geçmek istemediğini söylemişti.

Atatürk, “hürriyet” kavramının tanımında fikirleri epey farklı olsa da karakter sağlamlığına tam güvendiği arkadaşı Fethi Bey’e bir muhalefet fırkası (partisi) kurduracaktı.

Biliyorsunuz, ‘Liberal’ demek olan ‘Serbest’ adlı muhalif parti böyle kuruldu, üç ay sonra kendini kapatmak zorunda kalacaktı.

Kiras bu fevkalade önemli tarihi tecrübeden bugün için sorular çıkarıyordu:

“Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, yönetici kadrolar ‘Bugünkü manzaramız’ hakkında ne düşünüyorlardır acaba?

2002’den bugüne kadar bu ‘manzara’nın nasıl şekillendiğini kendi kendilerince tahlil ediyorlar mıdır?

Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir otokrasi manzarasıdır’ diye bir özeleştiri yapıyorlar mıdır?

DEĞİŞİM DİNAMİĞİ

Artık adı resmen de “Kemalizm” olan rejime en itaatli kesimler 1930’larda Doğu ve İç Anadolu’ydu. Ege ve Akdeniz canlı muhalefet bölgeleriydi. Fethi Bey’in Eylül 1930’daki İzmir gezisinde tüm Ege’de yer yerinden oynamıştı.

Daima alkış görmüş olan rejim, muhalefetin bu kadarını beklemiyordu.

Ekim ayında belediye seçimleri yapılacaktı. Kadınlar ilk defa seçme ve seçilme hakkına bu seçimlerde sahip olmuşlardı.

Atatürk, kardeşi Makbule Hanım’ı Serbest Fırka listesinden belediye Meclis’ine aday yapmıştı. Bu bir güvenceydi. Dönemin önde gelen muhalif kadınlarından solcu Suat Derviş ve feminist diyebileceğimiz Nezihe Muhiddin de muhalif adaylar arasındaydı. Gayri müslim vatandaşların da bu partiden aday olmaları dikkat çekiyordu.

Toplumda sivil “değişim” dinamiği Serbest Fırka’da kendini gösteriyordu. CHP ise “devlet”le bütünleşmişti; kumandanlar, valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri, savcılar… Ve elbette vergi tahsildarları…

ANTALYA SEÇİMLERİ

Ekimdeki Antalya seçimleri olaylı geçti. Vali ile emrindeki zabıta (polis) ve jandarma, devlet partisini kazandırmaya ahdetmişlerdi.

Oy vermeye gidenleri durduruyorlar, CHP’ye oy vereceklerinden emin olmadıkça bırakmıyorlar, biriken halkla itişip kakışmalar yaşanıyordu.

Antalya Türk Ocakları Başkanı Dr. Burhanettin Onat’ı burada bir sivil toplum önderi, bir hürriyet mücadelecisi olarak rahmetle ve hürmetle anıyorum. Hem muhalefet ruhunun gelişmesinde büyük rolü olmuş, hem olayları yatıştırmaya çalışmıştır. Sonra belediye başkanı seçildi.

DP’de yer alacak fakat orada da Menderes’in otoriterleşmesine karşı çıkacaktır.

Antalyalılar en güzel caddelerden birine Burhanettin Onat adını vererek kadirşinaslıklarını göstermişlerdir.

Çatışmalarda üç kişi yaralanmış, 200 kişi tutuklanıp hapse konulmuştur.

‘YAŞASIN ADLİYE’

Tutuklananlar hakkında Antalya adliyesi tahliye kararı verdi fakat vali yargı kararını uygulamadı. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi Reisi Sadık Bey, gece yatağından kalkıp savcıyı da yanına alarak Adliye Binasına geldi. Soyadını bulamadım. Bakanlıkla da görüşerek tutukluların tamamının tahliyesini sağladı. Gecenin karanlığında “Yaşasın adliye” haykırışları yükseliyordu. (Son Posta, 22 Ekim 1930)

Başka yerlerde benzer hadiseler cereyan etti. İşte Son Posta gazetesinin 12 Ekim 1930 günlü manşeti:

goruntu-6-06-2026-20-12.png

Fethi Bey, 15 Kasım’da Meclis’teki konuşmasında bağımsız ve tarafsız hakimlere teşekkür etti.

Gerçi Samsun dışında her yerde sandıktan devlet partisi çıktı. Cumhurbaşkanı Atatürk, Genel Sekreteri’ne şöyle dedi:

Kazanan idare fırkasıdır, yani jandarma, polis, nahiye müdürü, kaymakam ve valiler. Bunu bilesin.” (Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, s. 418)

İbrahim Kiras’ın haklı sorularına ben de bir soru eklemek isterim. Bugünkü iktidar sahipleri, ‘yargıya güvensizlik bizde niye dünyadaki en alt sıralardadır?’ diye bir özeleştiri yapıyorlar mıdır?

Üstelik bugün 21. Yüzyıldayız.

YORUMLAR (6)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.