Kemal Bey ne yapacak?

Genel Başkanlığı döneminde Kemal Kılıçdaroğlu, yargı bağımsızlığının kaldırıldığını defalarca söyledi, eleştirdi. 2017 referandumundaki temel eleştirilerinden biri yargının bağımsızlığının kalkıyor olmasıydı.

Türkiye’nin hukuken üye olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi camiasının bütün kurumları, başta Venedik Komisyonu olmak üzere bu görüştedir.

Kılıçdaroğlu 27 Şubat 2018’de CHP grubunda yaptığı konuşmada, hukuk tarihine önemli bir belge tevdi etmişti, HSK’nın eğitim kitapçığında hakim ve savcılara Tahliye konusunda Hâkimler Savcılar Kuruluyla mutlaka istişarede bulunulduktan sonra irade oluşturulacaktır” deniliyordu. Kılıçdaroğlu, kitapçığın 6. sayfasında bu ifadenin yer aldığını belirterek “bu ülkede yargı yok, adalet yok, hak yok ve hukuk yok” demişti.

Aynı sorun, CHP’ye yönelik soruşturma ve kararlar için de geçerlidir.

HUKUK GÜVENLİĞİ

Türkiye’de yagının bağımsızlık ve tarafsızlığı konusundaki güvensizlik, muhalefetin algısından ibaret değildir. Yargıya güvensizlik beyan edenlerin oranı Türkiye’de yüzde 71.6’dır. AK Parti tabanın yüzde 59’u güvenirken yüzde 38’i güvenmediğini bildirmiştir. (PanoramaTR, Mayıs 2026)

Kamuoyunun yargı hakkındaki kanaati son derece önemlidir. Hemen bütün hukuk sistemlerinde “yargının bağımsız ve tarafsız olması yetmez, bu konuda inandırıcı olmalıdır” kuralı geçerlidir. Bu, “adil yargılanma hakkı”nın temel unsurlarından biridir. (AYM Başvuru No: 38406/97)

Dahası, Adalet Bakanı Akın Gürlek, “yatırım gelmesi için hukuk güvenliğini sağlayacaklarını” söylemekle bu güvensizliğin varlığını dolaylı olarak kabul etmiştir.

CHP hakkındaki soruşturmalarda da yargı aynı müteahhitleri soruştururken sadece CHP dönemindeki ihale dosyalarını araştırıyor. Bu da yargının tarafsız olmadığı gösteren bir olgu olarak uluslararası belgelere geçmiştir.

MUTLAK BUTLAN KARARI

CHP hakkındaki “mutlak butlan” kararı konusunda hukuk akademisyenlerinin suskunluğunu anlamak, bugünkü şartlarda mümkündür. CB sistemi hakkındaki referandumunda da hukukçu akademisyenlerin çoğu yine susmuştu. Prof. Kemal Gözler bu durumu tarihe tescil etmek üzere “Anayasacıların Suskunluğu” başlıklı bir makale yazmıştı.

Son “mutlak butlan” kararını siyaset dışı hukukçuların pek çoğu eleştirdi.

Türkiye’de YSK da dahil yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi tartışmalar ve güven sorunu vardır.

İstinaf en azından, delege yolsuzluklarını yargılayan Asliye Ceza mahkemesinin kararını beklemeye karar verebilirdi. Çünkü kaç delegenin sorumlu tutulabileceği konusu hukuken son derece önemlidir. Fakat, İstinaf, ceza mahkemesinin yetkisini gasp ederek, bu konuda kendisi karar verdi. Ardından tutuklamalar yapıldı. Asliye Ceza’nın da ne karar vereceğini öngörmek mümkün değil ama en azından bu usul kuralına uyulabilirdi.

Bu soruşturmaların ve “mutlak butlan” kararının, Kılıçdaroğlu gelsin CHP’yi tertemiz yapsın ve fabrika ayarlarına dönsün diye verilmediği bir gerçektir.

İktidar 2012’den beri Siyasi Etik Yasasını, 2015’ten beri de Avrupa Birliği’nin talep ettiği Yolsuzlukla Mücadele Kanununu çıkarmıyor. Son soruşturmaların hedefi de belli ki ana muhalefeti “silkelemek”tir.

DENETİM VE DENGE

Ana muhalefet başka bir muhafazakâr parti olsaydı da başına aynı şeyler gelecekti.

Bu bakımdan benim endişem, muhalefetin daha fazla zaafa uğramasının ülkemizdeki hukuk ve demokrasi sorularını çok daha ağırlaştıracak olmasıdır.

Çünkü iktidarın, evrensel hukuk yönündeki reformlarla başlayan icraatı, güçlendikçe otoriterleşme yönünde oldu.

İşte bu noktada Kemal Bey’e, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmakla ölçülemeyecek derecede şerefli bir görev düşüyor: Mevcut delegeyle ve süratle olağanüstü kongreye gitmek... Böylece iktidarın hesabını boşa çıkarmak.

Ben meseleye CHP’nin meselesi olarak bakmıyorum. “Denetim ve denge” ilkesini, insanlığın büyük mücadelelerle kazandığı bu yüksek felsefi değerin daha fazla zaafa uğraması endişesiyle bakıyorum.

Muhalefetin zaafı, bu ilkeyi büsbütün zayıflatır çünkü.

Ukalalık saymazsanız, Kennedy’nin “Fazilet mücadelesi” adlı kitabını tavsiye edeceğim. Siyasette insanlar bazen feragatle büyümekte, tarihin takdirini kazanmaktadır.

Bizim siyaset tarihimizde de böyle örnekler vardır. “Takrir-i Sükûn Kanunu”nu kabul etmeyerek Başbakanlıktan feragat eden Fethi Bey, böyle fazilet örneğidir.

NOT: Değerli okurlarımın mübarek kurban bayramını kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim. Sağlıklı, mutla nice bayramlar temenni ederim.

YORUMLAR (11)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.