Back To Top
Milli tarih ve Malazgirt

Milli tarih ve Malazgirt

 - Son Güncelleme: 28.08.2019 Çarşamba 08:42
- A +

Türkiye temel konularda mutabakat sağlayamamış parçalı bir toplum olduğu için tarihe bakışımız da parçalıdır. Bilgi ve yoruma dayanmayan tarih tasavvurlarımızda siyasi önyargılar ve komplo teorileri büyük rol oynuyor.

“Malazgirt’i unutturdular” lafı bunun bir örneğidir.

Halbuki sorun Malazgirt’in “unutturulması” değil, Malazgirt’i çok gecikerek “keşfetmiş” olmamızdır.

Bu milletin çocukları 1940’lara kadar Malazgirt’in ne olduğunu, “vatan” kavramında Malazgirt’in kurucu rolünü bilmiyorlardı.

Malazgirt’in vatan kuran bir zafer olduğunu, modern tarihçilik çalışmalarıyla gördük, ondan sonra Malazgirt kutlamaları başladı.

 

OSMANLI’DA MALAZGİRT

Osmanlı asırlarında bütün dünyada “hanedan tarihçiliği” geçerliydi. 19. Yüzyılda, Abdülhamid döneminde bile “Malazgirt”i bilmiyorduk!

Şemseddin Sâmi’nin “Kamûs’ül Âlam” adlı fevkalade değerli ansiklopedik eseri Abdülhamit zamanında yayımlandı. “Malazgirt” maddesinde sadece Malazgirt ilçesi hakkında coğrafya ve nüfus bilgileri veriliyordu.
“Alb Arslan” maddesinde ise Bizans ordusunun mağlubiyeti anlatılıyor, ama bunun Anadolu kimliğinde değişime yol açmasından bahsedilmiyordu.

Çünkü o zaman tarihçiliğin ufku o kadardı. Osmanlı ile Selçuklu arasındaki bağlar yeterince araştırılmamıştı. Hele de Bizans zamanında ıssızlaşmış Anadolu’ya, Malazgirt’ten sonraki Türkmen aşiretlerinin “dağları, ovaları dolduran” göçleri bilinmiyordu.

Zaferin böyle tarihi değiştiren bir sonuca yol açacağını büyük kumandan Alp Arslan da bilmiyordu; Malazgirt zaferinden sonra Isfahan’a gitmişti.

Bizler modern tarihçiliğin araştırmalarıyla ortaya çıkarılan büyük süreçleri izleyerek, bilincimizi bugünden geçmişe yönelterek Malazgirt’in vatan kuran bir zafer olduğunu biliyoruz artık.

 

ATATÜRK DÖNEMİ

Bu yönde İttihatçıların rolü çok önemlidir. Abdülhamid’i tahttan indirdikleri için muhafazakarların hain dediği İttihatçılar, bugünkü Malazgirt şuuruna giden yolu açtılar: Kasım 1909’da ilmi bir heyet olarak “Tarih-i Osmanî Encümeni” kuruldu. Bu encümendeki tartışmalar, Fuat Köprülü ve Yusuf Akçura’nın öncülüğünde, “umumî Türk tarihi içinde Osmanlı tarihi” anlayışına yol açtı…

Encümen, Cumhuriyet döneminde Türk Tarih Encümeni, sonra da Türk Tarih Kurumu’na dönüştü.

Atatürk döneminde çelişik iki eğilim vardır: Osmanlı ve Selçuklu tarihleri bilinçli olarak çok kısa geçilmiş, arkeoloji ve antropolojiye dayalı bir tarih-öncesi kurgulanmak istenmiştir.

Bu konuda Zafer Toprak hocamızın “Cumhuriyet ve Antropoloji, Darwin’den Dersime” adlı değerli eserini tavsiye ederim. (Doğan Kitap)

Kafatası ölçmelerinin amacı, ırkçılık yapmak değil, bütün Anadolu halkının aynı antropolojik özelliklere sahip “tek millet” olduğunu göstermekti.

Bu ideolojik tarih kurgusuyla çelişen ikinci çalışma, yine Atatürk’ün emiyle Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde “Orta Çağ Türk-İslam Tarihi” kürsüsünün kurulmasıydı.

Bizde gerçek ve ilmi tarihçiliğin esas hamlesi buradan gelecekti. Selçuklu döneminin büyüt tarihçisi Osman Turan ve Osmanlı döneminin büyük tarihçisi Halil İnalcık buradan yetişeceklerdi. İkisi de büyük hoca Fuat Köprülü’nün talebesidir.

 

1940’LARDAN BUGÜNE

Antropoloji fantezileri uzun ömürlü olamazdı. Milli Şef İnönü, 28 Temmuz 1942’de İstanbul’da tarihçi Mükrimin Halil Yinanç Hoca’dan Selçuklu tarihi yazmasını istedi. Hoca’nın “Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri” adlı öncü eseri 1942’de yayınlandı. Bildiğim kadarıyla, Malazgirt’le Anadolu’nun vatanlaşmasını anlatan ilk ilmi tarih kitabı budur. Kürtleri de anlatır.

Merhum Mükrimin Halil Yinanç, diğer bütün öncü tarihçilerimiz gibi Batı’da okumuş, tarihçiliğe de Tarih-i Osmanî Encümeni’nde başlamıştı.

Büyük şair olduğu gibi büyük bir tarih mütefekkiri olan Yahya Kemal, Mart 1942’de İstanbul’da verdiği “Türk İstanbul” konulu konferansta, Malazgirt’le Fetih arasındaki bağı anlatarak “milli tarih şuuru”nun belki en veciz ifadesini ortaya koydu.

Şerif Mardin’in dikkat çektiği gibi, İnönü dönemi Osmanlı tarihi üzerine araştırma ve yayınların yoğunlaştığı bir dönem oldu. 1940’larda İslam Ansiklopedisi’nin “tercüme ve tashih”le yayınlanması tarihçiliğimizin ulaştığı yüksek düzeyi gösterir.

Tarihçiliğimiz 1950’den sonra hızla gelişti. Bugün Osmanlı ve Selçuklu tarihçiliğimiz artık o asırları “dünya tarihi içinde” değerlendirecek düzeydedir.

Yeter ki hamaset ve komplo teorileri zihnimizi uyuşturmasın, okuyalım, okuyalım.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Hasan 29 Ağustos 2019 15:02
Medrese eğitim geleneğinde nakli ilimlerin, Arap edebiyatının gördüğü önemi akli ilimler ve tarih ilmi neredeyse hiç görmedi. Dinin temel metinlerinde insanın ibret alması için tarihe ve akli melekeleri çalıştırmaya dönük yığınla karine ve delil bulunduğu halde bu ilimlere neden önem verilmedi? Neden sarf, nahiv okunduğu kadar tarih okunmadı? Bu ilimler neye gebeydi? Yüzlerce nahivcimizin yanında on tane İbni Haldun, İbni Sina yetişseydi ne olacaktı? Dar ufuklar, önyargılar aşılacaktı değil mi...?
ali namlı 28 Ağustos 2019 22:32
Benim oldum olası aklımın ermediği bir konu var: (Biraz konu dışı oluyor ,özür dilerim )Neden zaferleri büyük coşkularla kutlarken mağlubiyetlerimizi yadetmiyoruz ; onlar bize ait değil mi , savaşın galibi olduğu gibi mağlubu da olur, utanıyor muyuz ,neden !! Geleceğe ışık tutacak şekilde niye analizini yapmıyoruz ! O savaşlarda ölen askerlerimiz şehit değil mi !!! Tarihe mal olmuş bir olayın enine boyuna analiz edilmesinde ne mahzur var aksine bir çok faydası var ! Bu deve kuşu gibi davranmaktan vazgeçelim ,yeter artık !
Hasan 29 Ağustos 2019 17:46
0
Ali Bey, yorumunuza katılıyorum. Mağlubiyetlerimiz aklımıza gelmiyor çünkü özgüvenimizi yetirmişiz. Tarihimizin mağlubiyet yüzüne bakamıyoruz, diğer yüzüne de ders çıkarmak ya da geleceğe ışık tutmak için değil, daha çok özgüven bulmak için bakıyoruz. Oysa özgüvenimizi tarihte kaybemedik ki orada bulalım. Onu kendimizde kaybettik, yine kendimizde bulmayız. Sorunlarımızı tarihe yansıtarak okuduğmuz şey, tarih değil, sorunlarımızdır. Onun için tarihe bakışımız da sorunlarımızın bir parçasıdır...
İbrahim Erdoğan 28 Ağustos 2019 22:28
Hocam, Sayın Akyol, Niye okuyalım. Biz her şeyi biliyoruz zaten!.. Böyle olduğu halde, okumak bizi bozar... Belki de önkabullerimiz 7 şiddetinde zelzeleye tutulmuş hale gelir... Mazallah!.. Hem "ne çektiysek okumuşlardan çektik" şeklinde nutuklar atan profesör düzeyinde ilim adamlarımız varken!.. Tövbe diyin...
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 21:54
Bütün arşiv ve teknolojiye rağmen secere kaydımızı dedemizin babasına kadar biliyoruz.Osmanlı da bütün bilimler gibi tarih bilimide yoktu denilecek düzeydeymiş.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2019 02:50
3
21.54, Bari sus da cahilliğin anlaşılmasın.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2019 19:14
1
02:50 Bak seninki anlaşıldı.
Kaan 28 Ağustos 2019 15:59
Belirli zamandan sonra arşivler açılsa,tarihten ibret alsak,aynı doğru noktaya yakın buluşsak,beeen beeen ciler kenara çekilse,biiiz biiz ciler belki çözüm olur.Tarihi doğru okusak, yudumlasak bir ibret,çözüm üretir.Sosyal bilim geliştirilmeli....bazı şeylere takılıp kalmamak lazım.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 18:43
1
Arşivler zaten sonuna kadar açık.
KARAR OKURUMürsel 28 Ağustos 2019 14:30
Kafatası ölçümlerinin amacı; Türk'ün Anadolu dışı bağını kesip; Hitit Asur Yunan Roma( bizans) ile imtizaç ettirip Batılı millet yapmaktı.Adı Oktay Mete'den ibaret bir Türk.Gagauz, Yakut, hıristiyan Bulgar, Macar gibi.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 15:28
1
Kafatasımızı ölçmeden de uzaklarla çok bir ırki bağımız yok gibi. Kazak, Kırgız, Özbek, Yakut hepsi de çekik gözlü. Ya onlar saf Türk değil ya da biz. Ben Anadolulu olmayı tercih ederim.
Muhtefi. . 28 Ağustos 2019 13:26
Selçuklu , Osmanlı ve Cumhuriyetimiz 30 ağustos Zaferimiz birbirinin alternatifi değil Devamıdır. Eskiler şöyleydi, böyleydi diyerek Zaman kaybetmeye değmez. ..Bizim Sülalede'de var böyle lakirdilar.:)) Yok o Dede oylemis, sonraki boyleyemiş falanda, filanda Hepsi ayrı değerdedir ,degerlidir...Milli Tarihimizde öyledir. Kim bir çakıl taşına sahip çıkıp, Hak Adına Ter Dökmüşse Rahmetler olsun. Yolları Yolumuzdur. .Ayırmayız hiçbirini Adalet, Ahlak, Edep ile Hak adına Torunları olarak Yolumuza devam ederiz.etmeliyiz! . İnşallah. .
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 12:33
Beyin yikamaya Cumhuriyetin zaferleri(!) yetmedi, tarihi tahrife devam! Yakinda Nuh (a.s.) Tufani da bundan nasibini alir artik.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 16:24
1
Nuh tufanının olduğuna dair elinde bir kanıt var mı?
Hüseyin TUNÇ 28 Ağustos 2019 12:20
Sayın yazar bütün dünyada hanedan tarihçiliği geçerliydi cümlesi meseleyi izah etmekten oldukça uzak.Hanedanlar o günün dünyasında yönetici sınıftı.Hanedanların haremine girmek başka amaçlara yönelikti.Osmanlının Malazgirt'i hatırlamaması çok doğaldı.Çünkü önünde Kosova,Varna,Budin ,Viyana vardı.Biz süreç içinde Malazgirti hatırladık.İnşallah Dandanakanı,Talas savaşını hatırlamayız.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 11:29
Taha Akyol'dan daha bilimsel bir yorum beklerdim ama heyhat. Bizim komünist Nazım bile meseleyi 'Dörtnala gelip uzak asyadan' şiiriyle anlatınca Türki münevverlere bunun 'tarihleştirilmesi' kalmıştı. Bi kere Alpaslan 'cengaverlerimle gidip şu Anadolu'yu ele geçirip türkleştireyim' dememiş. Ki zaten adamın türk olduğundan haberi bile yok, resmi dili farsça; onu konuşuyor.. Mısır'ın ele geçirilmesi için toplanan ordu Bizans tarafından tehlike addedilince savaşılmak durumunda kalınıyor ve Bizans yeniliyor.. Sonrası gaza ve talan..
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 11:21
Evet sayın yazar iyi bir araştırmacısınız. Lakin kelime oyunlarında üstünüze yok. Bir önceki tarih bilinmeden diğer tarih nasıl bilinir? Osmanlı Selçuklu yu bilmeden mi yaşadı. TC .Osmanlı'yı bilmeden mi yaşıyor. Ama doğru Osmanlı eserlerini turistlere çok güzel sunuyoruz.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 16:40
1
Osmanlı'nın Selçuklu ile pek alakası yok. Daha çok Bizans'ın devamı. Bizans devlet kurumlarını, sosyal yapısını ve bürokrasisini devralmış. Hatta Osmanoğulları'na, Palaiologos'lardan sonraki Bizans hanedanı desek başımız ağrımaz.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 11:14
Liseyi bitireli 39 yıl olmuş. Okulda Emin Oktay okuyorduk, evde ise Mustafa Müftüoğlu, Kadir Mısıroğlu, Necip Fazıl. İki uç arasında kalınca objektif bir tarih bilinci edinemedik. Şahıslar ya göklere çıkarılıyor ya da yerin dibine sokuluyordu. İkinci grup kitapları atalı çok oldu ama Emin Oktaylar sandıkta duruyordu. Geçenlerde çıkarıp biraz inceledim. Yine de diğerlerinden daha bilimsel ve insaflıymış.
Anatolyan 28 Ağustos 2019 11:06
Tarihi olgular objektif olabilir. Bu olguların hikayeleşmesi (hi-story) kaçınılmaz olarak sübjektif. Bence Anadolu hep vatandı, hiç bir zaman vatanlaşmadı, ama "Türkleşti". O da 11. yy'dan ziyade 13.yy'da oldu. 13. yy'dan önce Türkçe metin yok. "Bizim" tarihimiz Türkiye tarihidir. Türk tarihi değildir. Zaten bir "Türk Tarihi" yoktur. Türki diller konuşanların tarihLERi vardır. Hint-Avrupa dilleri konuşanların farklı tarihleri olması gibi. Türkçe diye tek bir dil de yok. Türki diller var. Anadoluca (Anatolyanca) bu dillerden biri.
Anatolyan 28 Ağustos 2019 16:50
0
Birleşik Krallık'ta Angıl ya da Germen tarihi okutulmaz. Britanya tarihi okutulur. İngiliz, Britanyalı Kelt'i de, Latin'i de, Anglosakson'u da, Viking'i de, Norman'ı da kendi tarihinden sayar. York'ta imparator ilan edilen Latin Konstantin'in heykelini dikmekten gocunmaz. Fransız, Fransa tarihi okur. Latin ya da Frank/Germen tarihi okumaz. İspanyol, İspanya tarihi okur. Keltleri, Latinleri, Vizigotları hepsini kendinden sayar. Biz ise soya bağlı bir tarih anlayışındayız. Türkiye tarihinden değil, Türk tarihinden bahsediyoruz. Yanlış...
Anatolyan 28 Ağustos 2019 17:00
2
Türkiye'yi askerler kurdu. Kurucu askerler 1. DS sırasında Almanlar tarafından eğitilmişlerdi. Komutanları da Alman'dı. Onların fikirlerinden etkilendiler. O dönemde bütün Dünya'da ırkçı/milliyetçi fikirler hakimdi. Bu fikirler onlardan bize geçti. Ama 2. DS'dan sonra bu yaklaşım Dünya'da terk edildi, bizde baki kaldı. TSK kurum olarak tutucu bir kurum, evrimleşemiyor. Ülkeye "Devlet" hakim. Devlete de TSK. Dolayısı ile TSK'nın özellikle tarih konusundaki tutuculuğu tüm topluma yansıyor.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 10:48
Doğru tesbitler, sayın yazar. Keşke günümüze de sarkarak Kürt sorunu da dahil birçok problemin kaynağı olan kaba Türkçülüğün çıkış noktası olarak Güneş dil teorisi türünden saçmalıklardan da bahsetseydiniz biraz..,
Türk-İslâm tarihinin yeniden bilimsel ve İslamî kaynaklarla ele alinarak kronolojik olaylar yaninda bunlarin geri planındaki sebeplere de egilinerek tarihsel kırılma noktalarinin belirlenmesi gerekiyor. Özellikle bikimsel-ilmi gerçeklerden (sırat-ı mustakim=dosdoğru, sapasaglam yoldan) sapma ve geri kalma anlarinin ve süreçlerinin tespiti gerekiyor. Bunun yapilmasi İslam dünyasının birlik ve beraberliginin saglanmasi ve kalkinmasi için de şarttır. Hurafeler, bağnazlık, fitne nereden çıkmış ve nasil yayılıp kalıcı hale gelmistir? Bu belirlenmeli. Bu çok önemlidir. Haydi bilim adamlari göreve.
Tarih Öğretmeni 28 Ağustos 2019 08:42
Taha bey, Malazgirtle ilgili en doğru tespitler, ellerinize sağlık. Birde islam kaynaklarına göre malazgirt savaşı isimli Prof. Dr Ali Sevim'in kitabından bahsederseniz iyi olur. Çünkü islam kaynaklarında malazgirtten bahseden ilk kitan İbn-i Kalanisi'nin kitabı olup bu savaşten 60 yıl sonra kaleme alınmıştır. Sonra yazılan çalışmalara ise bir çok hurafe karışmıştır
Duydun mu, Mehmet Bey ! Malazgirt, İnönü döneminde parlatılmış, Anadolu'nun Türklere aidiyetine kanıt olarak keşfedilmiş, Kemalist bir tarih projesidir. Alparslan'ın, vatanı İran'ı savunmak için, Bizans ordusuyla TESADÜFEN Malazgirt'te (Azerbaycan'dan gelişi iki gün gecikseydi, başka bir yerde karşılaşırlardı.) yaptığı bir ‘SAVUNMA SAVAŞI’dır. Alparslan’ın Anadolu’yu yurt edinmek gibi bir projesi yoktur. Zaten savaştan sonra, İran’a, kendi vatanına geri dönmüştür.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 06:12
Bilgiye dayalı yazılarınızla güzel tespitlerde bulunuyorsunuz. Gazetenizdeki yazarlardan bazılarının sizden öğreneceği çok şey var. Kinle, öfkeyle ve uydurma bilgilerle tarih yazmanın yanlış olduğunu gösteriyorsunuz. Ancak, okurlarının uyarılarına rağmen, bu işi inatla devam ettirenler var. Yazar nasıl olura güzel bir örneksiniz.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 01:04
Sütun komşularınız arasında Cumhuriyet Osmanlı ve Selçuklu'yu unutturdu diyenler var. İnönü'nün işiymiş. Haftada bir gün arkadaşları toplayıp 2 saat bu yazdıklarınızı onlara da anlatın lütfen belli ki okumuyorlar. Belki işe yarar.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 00:51
Her şey seviyesiz siyâsete malzeme yapılıyor. Maalesef tarihe bile ayrıştırıcı bir rol yükleniyor. Niyet tarihi ihya ise yap et takdiri millete bırak.Bir kulp takmak birilerini suçlamak(hem de hakikatten uzak)... Bu ülkeye bu şekilde zulmeden her kimse Allah'a(cc) havale ediyorum.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 00:12
Ben gencken, Malazgirt savasinda 20 bin Turk'un 600 bin Bizans askerini hezimete ugrattigini yazardi kitaplar. Bugunlerde sayilarda ayarlama yapiliyor; 600 bin diye bildigimiz sayi 300 bine indi son yillarda.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 00:00
Sayin yazar, bu ulkede tarih bir bilim dali olarak degil, propaganda amaciyla anlatiliyor. 65 yasindayim. 50 yil once Emin Oktay'in yazdigi tarih kitaplarini okuturlardi okullarda. Yalan - yanlis - eksik bir tarih anlatimiydi. Bilimsellikle ilgisi yoktu. Turklerin buyuk millet oldugunu, Orta Asya'dan dunyanin her tarafina goc edip tum insanlara medeniyeti ogrettigini, butun dillerin Turkceden geldigini yazardi kitaplar. Osmanli tarihi de anlatilirken hep tek tarafli bir bakis acisi vardi. Irkci nesiller yetistirmek icin kullanilirdi tarih dersi. Bugun de pek farkli degil.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 10:06
2
Türklerin dünya tarihinde çok önemli bir yeri var. Medeniyetin gelişiminde de. Bununla ilgili Avrupalı tarihçilerin kullandığı buna benzer sözler var. Yani o propagandanın gerçek yanı var.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 16:57
2
10:06...Turklerin icad ettigi 2 sey var: Yogurt ve mehter takimi. Askeri bando mehter takimindan esinlenmistir. Baska bir icadi yok. Medeniyetin gelisiminde nasil bir katkida bulunmuslar birkac ornekle yaz da biz de ogrenelim. Buna karsilik kullandigimiz butun arac - gerec, ilac, teknoloji, okullarda okutulan butun bilim dallari hepsi batililarin icadi. Onlarin bize verdigi nimetlerden faydalanarak yasiyoruz.
KARAR OKURU 28 Ağustos 2019 23:37
0
16:57 Ici bos yazdiklarinin. Batililar temel bilgileri calarak bu günlere gelmislerdir. En büyük bilgi hirsizliginida selehattin eyyübü zamaninda ve sonrasinda yapmislardir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN