Trump’a cevap Belçika’nın Anvers kentinden…
Televizyon haberlerinde birden bire karşıma çıkınca gözlerim sulandı.
Biraz sonra okunacak ezanı bekleyen, üzeri çeşitli aşlarla müzeyyen iki kilometre uzunluğunda bir masanın etrafında buluşmuş binlerce insan…
O masaların kurulduğu cadde trafiğe kapatılmış…
Ezan okunuyor ve herkes hurmayı ağzına götürüyor…
Yakın zamanlara kadar her Ramazanda İhsan Eliaçık’ın düzenlediği Yeryüzü Sofraları iftarları gibi…
Ancak Beyoğlu çevresinde, İstanbul’da, hatta Türkiye’de değil bu iftar; buluşanlar bizim ülkemiz insanları da değil… Hatta bazıları Müslüman da değil…
Belçika’nın Anvers kentinde bir cadde burası…
Anlaşılan ilk kez değil birkaç yıldır tekrarlanıyor bu iftar…
İsrail-ABD cephesinin başlattığı anlamsız savaşın gölgesinde düzenlenen sokak iftarına, binlerce Anversli katılıyor…
Savaşı çıkartanlar, seçtikleri vakit için, Müslüman aleminin dini hassasiyetlerinin en yüksek olduğu Ramazan’ı özellikle tercih etmişe benziyorlar…
Bayram günlerinde de ara vermeden sürdürdüler saldırılarını…
Önceleri çıkan çatışmalarda, savaşan taraflar, dini açıdan önem taşıyan günlere dikkat eder ve çatışmaları durdurma nezaketini gösterirlerdi.
ABD başkanı Donald Trump bir yandan İran’a saldırı için saldırılan ülkenin rejiminin özgürlükleri kısıtladığını ileri sürüyor, bir yandan da en değerli özgürlüklerden sayılan din özgürlüğünü -daha doğrusu üzerlerine ölüm yağdırdığı halkın dinini- hiçe sayabiliyor…
Hıristiyanlık ve Musevilik söz konusu olduğunda ise farklı davranıyor Trump…
Nijerya üzerine Noel arifesinde füzeler gönderirken, bunu Hıristiyanların kıyıma uğratılması yüzünden yaptığını açıklayabiliyor…
İsrail karşıtı etkinliklere göz yumdukları için, anti-Semitizm iddiasıyla, ülkesinin bilim yuvalarına devlet yardımlarını kesebiliyor…
Bu davranışları başyazısında hatırlatan New York Times gazetesi, her fırsatta sarf ettiği “Din için her başkandan daha fazla çaba gösterdim” dediğini de naklediyor Trump’ın…
Trump’ın uğruna çaba gösterdiği ‘din’, hiç tereddütsüz Hıristiyanlık…
Hem de onun en bağnaz yorumu.
İslam söz konusu olduğunda, Trump ve ekürisi olağanüstü bağnaz…
Daha başkanlığı kafaya koyduğu ilk günden başlayarak, Trump, İslam dini aleyhine en aşırı görüşleri kamuoyu önünde açıklamaktan geri durmadı. Diğer başkan adaylarıyla birlikte katıldığı ilk TV programında ‘din olmayan din’ yakıştırması yaptığının videosu YouTube’da duruyor…
Başkan seçildikten sonra ilk icraatı da Müslümanların yaşadığı bazı ülkelere vize kısıtlaması olmuştu. İkinci başkanlığında kısıtlama uygulanan ülkeler sayısını artırdı Trump…
Çoğu Müslüman ülkeler bunların…
New York halkının Müslüman kimlikli belediye başkan adayına ilgi göstermesine de tahammül edemedi Trump. Yeni başkan Zohran Mamdani’yi, her fırsatta zehirli sözlerine hedef yapmaktan da çekinmiyor.
O böyle davranınca, gözüne girme yarışında olan etrafı ne yapar? Evet, onlar da Trump’ın söylemini bile geride bırakacak dehşetengiz açıklamalarla Amerikan kamuoyunu İslam ve Müslüman kimliği konusunda zehirleme yarışında.
Ellerinden gelse, Müslüman kimliğini ‘terörist’ olmaya eş sayan yasa çıkaracaklar…
İran’a saldırılar böyle bir atmosferde başladı.
Daha önce hiç değilse din açısından kutsallığı bulunan günlerde silahlar susarken, bu defa, Ramazan ayı içerisinde her gün, ya bizzat Trump’ın ağzından ya da onun savaş kabinesinde yer alanlardan, bayram günlerinin daha sert ve daha şiddetli saldırılara sahne olacağına dair açıklamalar dinledik.
Öyle de yaptılar.
İran’da ve Lübnan’da ABD ve İsrail füzeleriyle öldürülenlerin sayısı durmadan artıyor. Ölü sayısı İran’da 1500’ün, Lübnan’da da 1000’in üzerinde ve her geçen günle bu sayılar daha da artıyor…
Çoğu sivil bu insanların ve çoğu da çocuk…
Görüntü henüz o kadar belirgin olmasa da, zaman ilerleyip İsrail-ABD cephesinin söylemi daha hoyratlaşıp insafsız saldırılar yoğunlaştıkça, İran’ın saldırıları cevapsız bırakmamak ve karşı cepheye zarar vermek için İslam Dünyası’nı teşkil eden ülkelerdeki Amerikan üslerini hedef almayı azaltması veya bundan vazgeçmesi gündeme gelirse, görüntü biraz daha ‘din savaşı’ rengine bürünebilecek…
Tarihin derinliklerinde kalmış Haçlı Savaşları ile benzerlik daha kolay kurulabilecek…
‘Kıyamet Savaşı’ inanışlı Netanyahu’nun peşine takılmış İsrail böyle bir görüntüyü önemsemeyebilir ama, benzer bir inanışın temsilcisi Trump’ın iyice fark edilmeye başlanan bağnaz yüzü ile tanışan Amerikan halkı bu duruma tahammül edebilir mi?
Keşke Mamdani, New York’un ana caddelerinden birinde, tıpkı Anvers’te olduğu gibi, bütün inançlardan insanları iftar vesilesiyle ağırlasaydı.
Güzel bir cevap olurdu Trump’a…
