Yoksulluk…
Bazı şeyleri anlatmak gerçekten çok zor. Ama yılmadan usanmadan anlatmaya devam edeceğim.
Ülkemizde derin bir buhran ve süreklileşen yoksulluk yaşanıyor. Lakin aynı zamanda çılgın bir zenginlik…
Yani bir tarafta yoksulluk derinleşiyorken diğer yanda çılgın zenginliğin görülmedik şımarıklıkları.
Hani Boğaz yalılarındaki partiler var ya… İşte onlar sadece durumun özet birer yansıması.
Ön caddede lüks araba kuyruğu varken arka caddede ucuz ekmek kuyruğu. Ya da fakir semtlerde kepenkler kapanırken zengin semtlerde mekanlarda yer yok.
Gelin durumu izah etmeye çalışalım.
Grafiklerde 3 ayrı çizgi var.
Önce genel durumu söyleyelim: Açlık Sınırı (Türk-İş Gıda fiyatları) grafiğinde gördüğünüz gibi ülkemizde fiyat seviyesi dolar bazında adeta patlamış durumda. 2021 yılında 298,3 dolara satın alınan aynı gıda ürünleri için 2026 Şubat ayında 740,8 dolar ödemek zorundayız.
4 yılda dolar bazında fiyat artışı 2,5 kat…
Dolar bazında fiyatların 2,5 kat arttığı yerde gelirinizin de dolar bazında aynı oranda artması sizi sadece aynı alım gücünde tutar. Eğer geliriniz dolar bazında 10 binden 20 bin dolara çıkarak 2 kat artmışsa siz zenginleşmemiş tersine fakirleşmişsiniz demektir.
İşte tüm mesele burada yatıyor.
2021 yılında 9.727 dolar olan gelirimiz şimdi 18.588 dolara çıkıyor. Fakat Türk-İş’in gıda fiyatı ölçümü olan “Açlık Sınırı” fiyatlarına göre bu gelir artışı tamamen fiyat şişmesinden geliyor. Hatta fiyat şişmesi o kadar fazla ki, gelir artışı bu fiyatlara yetmiyor.
Dolar bazında 1,91 kat artış bizi zenginleştirmedi, fiyat şişmesine karşı daha da fakir durumdayız.
***
Gelelim emeklilere…
TÜİK ve İTO fiyatlarını dolar bazında görüyorsunuz. Nisan 2022 sonrası fark açılıyor. Farkın durumunu daha net ortadaki grafik veriyor. 2016 ve sonrası fark yüzde 3-5 civarında artı ve eksi seviyesinde giderken Nisan 2022 sonrası fark yüzde 38,3’e kadar çıkıyor.
Tek soru: TÜİK-İTO fiyat farkı tam da TÜİK’in madde sepeti listesini yayından kaldırmasından sonra nasıl bu kadar açılmış olabilir?
Mart 2022’den Şubat 2026’ya gelirken TÜİK fiyatları 4,5 kat artış gösterirken İTO fiyatları 6,2 kat artış göstermiş.
Peki, emekli ve memur neye göre zam alıyor derseniz elbette TÜİK fiyatlarına göre… Yani bugün bir emekli İTO fiyatlarına göre zam almış olsaydı mevcut maaşından yüzde 35-40 arası daha yüksek maaş alacaktı.
Mesela bugün 23 bin lira emekli maaşı olan birisi aslında 31-32 bin lira maaş alacaktı.
Bu farklar ne oldu?
Emekli sayısı artarken bütçeden SGK’ya giden payın azalışı tam da bu durumdan kaynaklanıyor.
Emeklinin alım gücü inanılmaz düşmüş durumda. Hele Açlık Sınırına göre durum daha da kötü…
Ya çalışanlar…
2021 yılına göre asgari ücret dolar bazında 1,69 kat artış gösterdi. Oysa aynı dönemde açlık sınırı 1,97 kat artış gösterdi.
Yani asgari ücretli gıda fiyatındaki (Türk-İş Açlık Sınırı) artışa göre ciddi bir refah kaybı yaşıyor.
Bugün açlık sınırı 32.365 TL ama asgari ücret 28 bin lira. Hele mart sonu açlık sınırı gelince farkın çok daha fazla açıldığını zaten göreceğiz.
Şimdi buna rağmen gelir dağılımı nasıl düzeldi diyeceğiz?
Oysa Mehmet Şimşek gelir dağılımının düzeldiğini söylüyor.
Keşke rakamlara daha derinden bakılsa da bu cümleyi öyle kullansaydı… Mesela TÜİK verilerinin doğruluğunu bu gösterdiğim grafikler üzerinden bir inceleyip öyle açıklama yapsaydı…
Çünkü TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisinin gerçekliği sorgulandığında tüm veriler yeni baştan ele alınmak zorundadır. Şu anda düzelmiş denilen gelir dağılımı gerçeği yerine daha da kronikleşmiş bir fakirlik-yoksulluk durumu ile karşı karşıyayız.

