Çin’in Latin Amerika’daki stratejik savaşı
Çin’in Latin Amerika’daki stratejik ve ticari ilerleyişi, ABD’nin kapısının önüne kadar gelen yeni bir global çatışma alanı yaratıyor. Latin Amerika artık ABD ile Çin arasında alışılagelmiş ekonomik yaptırımların ötesinde, amansız bir stratejik rekabetin yaşandığı coğrafyaya dönüştü.
Çin’in Latin Amerika’nın birçok ülkesinde inşa ettiği ve neredeyse tüm kullanım hakları kendisine ait olan uzay, ölçüm ve gözlemleme istasyonları ABD’yi en çık rahatsız eden yatırımların başında geliyor. Bunun yanında Çin’in birçok ülkede kurduğu ve işlettiği limanlarda da ABD’nin Latin Amerika’daki ekonomik geleceği adına artık küçümsenemeyecek bir rakip.
Arjantin’in güneyinde Çin tarafından 9 yıl önce inşa edilen ve 35 metrelik bir teleskoba sahip olan Estacion De Espaco Lejano isimli ölçüm istasyonu resmi olarak uzay araştırmalarını kontrol ediyor. Çin bu istasyonu 50 yıl boyunca kullanılacak. Çin’li personel tarafından kullanılan istasyonda Arjantinliler günde sadece 100 dakika kullanım hakkında sahip. Arjantinlilerin günün diğer saatlerinde olan biteni kontrol etme hakkı yok.
Bu istasyonda kullanılan yüksek teknolojik ölçüm cihazları ile sadece bilim ve ticari amaclı uydular değil, askeri amaçlı uydular da gözlemlenebiliyor.
ABD Kongresi’nin yaptırdığı bir araştırmaya göre Çin’in Latin Amerika’da kurduğu ve işlettiği uzay gözlem istasyonları Arajantin’in yanında Brezilya, Bolivya, Şili, ve Venezuela da bulunuyor. Çin’in Arjantin’de inşa etmek istediği yenir bir gözlem istasyonu ise 2025 yılında güvenlik gerekçeleri ile Devlet Başkanı Javier Milei tarafından engellendi.
Çin’in rahat hareket ettiği ülkelerden birisi Küba. ABD, Çin’in Küba’da yıllardık gözlem ve dinleme istasyonları kurduğunu ve bu tesisleri sürekli geliştirip büyüttüğünü iddia ediyor.
ABD Kongresi tarafından hazırlanan rapora göre Çin Latin Amerika’daki gözlem üslerinde bilimsel çalışmalar maskesi altında, sistematik olarak jeo stratejik bölgelerden bilgi topluyor. Çin bir kurşun bile atmadan bölgede ABD’nin stratejik üstünlüğünü günden güne daha da azaltıyor.
ABD’nin bir diğer endişe duyduğu konu ise Çin’in Latin Amerika’da işlettiği limanlar. Panama Kanalı’nın Atlantik ve Pasifik taraflarında Hongonglu Hutschison Ports tarafından işletilen iki liman, Trump’ın Panama’da Çin’e izin vermeyeceğini beyan etmesiyle, bu şirketin elinden alındı. Hutschison’un özel bir şirket olması bu yasaklamayı engelleyemedi.
Peru’da Çin devlet şirketi Cosco tarafından işletilen Chancay Limanı büyük stratejik öneme sahip. Liman dünyanın en büyük konteyner gemilerinin yanaşabileceği ebatlarda. Uzmanlar bu limanın bir savaş durumunda büyük savaş gemileri tarafından kullanılabileceğin söylüyor. Çinlilerin Peru’daki gücü o denli fazla ki, Cosko’un bu limanın işletme hakkını alabilmesi için bir yasa değişkliği yaptırabilmeyi başardılar. Çinliler benzeri büyüklükteki bir limanın da Arjantin’de kurulması için büyük ilerleme kaydetti.
Bu tür projeler Çin’in ilgili ülkelerdeki etki alanını bir hayli geliştiriyor. Bu projeler için verilen krediler, Çin firmalarının kontrolü ele alması, sınırsız ve kalıcı hareket imkanları kazanması şartı ile veriliyor.
Çin 2000 ve 2025 yılları arasında finansman, inşaat ve ortaklık bazında 90 ülkede 168 liman projesinde bulundu. Toplam 363 projeye dahil oldu. Şu anda ise tahminlere göre 50’nin üzerinde ülkede yaklaşık130 liman projesinde doğrudan işletmeci ya da ortak olarak bulunuyor. Çin’in dünyanın toplam 10 ülkesinde ise uydu yer istasyonları, derin uzay takip antenleri ve astoronomik teleskop işbirlikleri var.
Çin ABD ile kendine mahsus yatırım stratejileri ile dünyanın her bir yerinde rekabet halinde. Latin Amerika gibi ABD’nin arka bahçesi sayılan bir yerde bu yatırımlar gözle görülür stratejik bir ağırlık haline geldi. Bu yatırımların geleceği ve Çin’e sağladığı nüfus hakkında ise henüz kesin bir bilgi yok. Ancak artarak çoğaldığı kesin.
