Özgür Özel güçlü bir siyasi lidere dönüşünce “mutlak butlan” kaçınılmaz oldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP’nin Özgür Özel’i genel başkan seçin kurultayı hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararının “demokratik bir karar” olduğunu söylemiş.

Bu kararın “demokratik” olduğunu söylemek, hukuki gerçekliği tersyüz etmektir. Bilakis bu karar Bakan Gürlek döneminde Türkiye’nin demokrasi tarihine geçmiş; izleri kolay kolay silinmeyecek bir lekedir.

Nitekim Türk Ceza Kanunumuzun mimarlarından olan Prof. Dr. Adem Sözüer hocamızın tespitiyle bu karar esasen “hukuk dışı”dır.

Çünkü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayıyla ilgili bir davayı görme, karar verme yetkisi yoktur, çünkü bir siyasi partinin kurultayına ilişkin seçimlerin iptali konusunda hukuk mahkemeleri görevli değildir, yetkili merci seçim kurulları ve nihai olarak yetkili YSK’dır.

***

AK Parti’nin YSK temsilcisi Recep Özel de siyasi partilerin kurultaylarında yapılan seçimlere ilişkin yetkinin seçim kurullarında ve nihai olarak YSK’da olduğunu; YSK’nın verdiği kararların adli yargı mercilerince ortadan kaldırılamayacağını ifade etmişti. Özel, 30 Haziran 2025’te Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek Kurultay Davası’ndan iki gün önce yaptığı açıklamada, “YSK’nın verdiği kararı mahkeme bozamaz. Bozarsa bütün sistem allak bullak olur. Asliye hukuk mahkemesi ‘ibra oldu mu, başkanlık divanı oluştu mu?’ bu konularda karar verebilir diyerek, seçim yargısının yetki alanına adli yargı eliyle müdahale edilmesinin hukuk düzenini altüst edeceği uyarısında bulunmuştu.

Recep Özel verdiği mülakatta kamuoyundaki CHP’ye “mutlak butlan” kararı çıkacak iddialarıyla ilgili şöyle demişti:

Elbette duyduk, biliyoruz ama siyasi partilerin davalarında, kongrelerinde ‘yok hükmünde kabul edilmesi’ gibi bir karar görülmüş bir şey değil. O kongrenin seçimle ilgili kısımlarında karar verme süreçlerini, itiraz süreçlerini, mazbatanın verilmesi gibi konuları belirleyen seçim kurullarıdır. En son da YSK’dır. Bunların kararlarını ortadan kaldıracak herhangi bir karar olamaz. Sistemin özüne de terstir. Seçim hukuku, seçim mecrası içerisinde Anayasanın 79. maddesine göre YSK yetkili kılınır, herhangi bir mahkemenin yetkisi olamaz.” (28 Haziran 2025)

Sadece “ibra oldu mu, başkanlık divanı oluştu mu” gibi konulara bakma yetkisine sahip olan mahkeme, YSK’nın onayladığı, meşru gördüğü CHP kurultayının geçersiz olduğuna karar verdi. Halbuki YSK’nın kararlarına itiraz yolu bile yokken bölge adliye mahkemesi YSK’yı yok saydı.

Şimdi bu kararın “demokratik ve hukuki” olduğuna inanmamızı istiyorlar. Bu karar hukuki değildir, hukuk dışıdır ve açıkça siyasi bir karardır.

Bütün gözler YSK’daydı… CHP, YSK’ya başvurdu ve dilekçesinde 2025 yılında yapılan olağanüstü kurultay ve kongreler sonucu düzenlenen mazbataların geçerli olduğunun tespitini istedi ve bölge adliye mahkemesinin mazbataları iptal edemeyeceğini söyledi.

CHP’nin kurultayını geçerli sayan YSK bakalım şimdi ne karar verecek? Hukuka uygun karar mı verecek, verdiği kararın arkasında mı duracak yoksa yerel mahkemenin yetki aşımını meşru mu sayacaktı?

Burada en önemli ayrıntının YSK’daki başkan dahil 6 üye değişikliği olduğunun altını çizelim.

Ve YSK kararını daha önce verdiği kararıyla çelişerek verdi. Hukuk mahkemesinin ‘kendi kararını yok saymasını’ haklı buldu. Kararı açıklamak için kameralar karşısına çıkan YSK Başkanı Serdar Mutta “Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir” dedi. (22 Mayıs)

***

Türkiye “anayasal hukuk devleti” olsaydı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi; Anayasa Mahkemesi’nin siyasi partilere ilişkin denetim alanını, YSK ve seçim kurullarının seçim hukukundan doğan yetkilerini by-pass eden, dahası ana muhalefet partisinin yönetimini yargı eliyle yeniden dizayn eden böyle bir yetki aşımı kararına imza atamazdı.

İtalyan siyaset bilimci Giovanni Sartori “Her devletin bir ‘anayasası’nın olduğunu ama ancak bazı devletlerin ‘anayasal’ devlet olduğu” tespitinde bulunur ve anayasal devletin tarifini şöyle yapar:

Anayasal devlet, normlar hiyerarşisinin en tepesine Anayasa’yı koyar. Anayasal devletin özünde şu vardır: Devletin her organı –yasama, yürütme ve yargı– yetkilerini Anayasa’dan alır ve bu yetkilerini de Anayasa’nın çizdiği sınırlar içerisinde kullanır. Kralın sözünün değil, hukukun sözünün geçtiği; devletin hukuka boyun eğdiği devlet, anayasal devlettir.

Hadi Bakan Gürlek yanıt versin:

Yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadığı, hatta yüksek mahkemenin bağlayıcı kararlarına adeta meydan okuduğu; yargı organlarının hukukun üstünlüğünü değil, iktidar partisinin siyasal çıkarlarını koruma refleksiyle hareket ettiği; bir bölge adliye mahkemesinin anayasal kurumları ve seçim yargısının yetki alanını by-pass ederek karar tesis ettiği bir ülkede, “anayasal hukuk devleti”nden söz etmek mümkün müdür?

Türkiye’de yargı bağımsız olsaydı, iktidar yargıyı araçsallaştırmasaydı Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi Anayasa’nın 79’uncu maddesinin üzerine basarak YSK’nın yetki alanına girebilir miydi?

Ülkemizde yargı bağımsızlığı olsaydı, yargı iktidarın sopası haline gelmeseydi CHP’ye “mutlak butlan” kararı çıkar mıydı?

***

Mahkemenin kararı elbette sürpriz olmadı. Bir yıldır beklenen bir karardı. 2023 seçimlerinde kendisine ağır bir yenilgi yaşatan CHP’yi yargı eliyle kuşatma altına alan iktidarın, ana muhalefet partisini içeriden bölmek, meşrutiyetini tartışmalı hale getirmek ve örgütsel bütünlüğünü dağıtmak için uygun zamanda “mutlak butlan” kararını devreye sokacağı konuşuluyordu.

Mahkemenin “butlan” kararı vereceği, karar metninin hazır olduğu, dosyanın bekletildiği, Beştepe’den “tamam” işareti geldiğinde kararın UYAP’a yükleneceği ve iktidarın sadece uygun siyasi zamanı kolladığı söyleniyordu. Hatta kararın daha “sahici” görünmesi için sonucun 2’ye 1 çıkacağı; mahkeme başkanının ret, iki üyenin ise kabul oyu vereceği iddia ediliyordu. İktidara yakın çevrelerde bazı isimler Kurban Bayramı öncesini, bazıları ise NATO Zirvesi sonrasını işaret ediyordu.

***

Madalyonun öteki yüzünde ise AK Parti duruyor.

CHP 2023 seçimlerinde AK Partiye ağır bir yenilgi yaşatmasaydı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları tutuklanır mıydı? CHP’li belediyeler yargı eliyle kuşatma altına alınır mıydı?

CHP lideri Özgür Özel başarılı bir lider olmasaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında güçlü, partisine seçim kazandıracak bir rakibe dönüşmemiş olsaydı, “CHP’nin yüzde 25’lik cam tavanını tuzla buz edip” dağıtmasaydı CHP’yi yüzde 30 bandının üzerine oturtmasaydı…

CHP’ye “mutlak butlan” kararı çıkar mıydı?

Ya da İBB Davası toplumda karşılık bulsaydı, davanın hukuki olduğuna kamuoyunu inandırabilseydi iktidar CHP’ye mutlak butlan kararı çıkar mıydı?

İktidarın devletin bütün aygıtlarını kullanarak yaptığı propagandaya rağmen toplumun yüzde 60’ı Ekrem İmamoğlu’na yapılan operasyonların siyasi olduğuna inanıyor.

Ülkemizde iktidar yargıya müdahale ediyor, mahkemeler adaletle hükmetmiyor, mahkemeler bağımsız değil diyenlerin oranı yüzde 71. Bu oran 2025 yılında yüzde 58 imiş. Bir yılda 13 puan artmış.

Bu kararın açıkça ortaya koyduğu gerçek şudur: AK Parti artık topluma yeni bir hikâye anlatamıyor; seçmeni ikna ederek değil, rakibini zayıflatarak ayakta kalabileceğine inanıyor. Karşısında güçlü ve bütünlüklü bir CHP ile seçim yarışına girmekten korkuyor. Çünkü iktidar, kaybettiği seçmenle yüzleşmek yerine, bu kopuşun sebebini kendi yönetim krizinde değil, CHP’nin varlığında arıyor. CHP bölünürse seçimleri daha rahat kazanacağını; CHP etkisizleşirse kendi tabanındaki çözülmeyi durdurabileceğini sanıyor.

Kaybetme ihtimalinin AK Parti’de yarattığı siyasal panik, artık yalnızca partinin değil, bütün ülkenin ödediği ağır bir faturaya dönüşmüş durumda. Vesayetle mücadele vaadiyle iktidara gelen AK Parti, bugün kendi siyasi tarihine yargı eliyle siyaseti dizayn etme ayıbını da ekledi. Bu gidişle, geride savunulabilir tek bir iyi miras bırakması bile zor görünüyor.

İktidarını korumak için hukuku araçsallaştıran bir hareketin, geride iyi bir miras değil, yalnızca ağır bir kurumsal enkaz bırakması ise kaçınılmazdır.

YORUMLAR (9)
9 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.