Yeni Türkiye’nin hukuk devleti (!)

Ortada hem hukuki hem siyasi kaos var.

Seçimler (doğal olarak parti kongre ve kurultayları dahil) demokrasilerin ayırt edici ve olmazsa olmaz unsurudur. Her hukuk devletinde koruma altına alınırlar. Yüksek Seçim Kurulunun, ona bağlı il ve ilçe seçim kurullarının varlığını esas olarak bu açıklar.

Kuralları açıklayan demokratik hassasiyet de bununla ilgilidir. Kurallar açıktır:

Yüksek Seçim Kurulu ve seçim kurulları seçim süreçlerini, sonuçlarını izler ve onaylar. Onaya, yani vereceği karara ilişkin itiraz süreleri vardır. O sürelerin sonunda Yüksek Seçim Kurulu kararları kesinleşir. Başka hiçbir merci, hiçbir mahkeme tekrar devreye giremez ve bu sürenin sonunda karar tersine çevrilemez. Bu doğal olarak bir anayasa hükmüdür.

Aksi hâlde seçim süreç ve sonuçları siyasi müdahalelere açık hâle gelir. Aksi hâlde örneğin seçimden üç yıl sonra alınacak “hükümsüz seçim kararı”, üç yıl süresince o seçimde seçilmişlerin tüm kararlarını “hükümsüz” hâle getirir. Demokratik düzen bu durumda kökeninden sarsılır. İlgili seçimde hile yapan varsa kişisel olarak bu eyleminden dolayı yargılanabilir ama seçimlere halel gelmez.

Türkiye şu anda kurallarla ilgili bir ihlal yaşıyor.

Yaşanan, tartışmasız bir şekilde tam bir anayasa ihlalidir. Bu ihlalin merkezi ve kaynağı, hükmü veren istinaf mahkemesidir. İhlalin ilk sonucu, seçilmiş bir iktidarın mahkeme kararıyla devrilmesidir.

Devrilen iktidarın yaptığı işlemler, aldığı kararlar, örneğin aday gösterdiği seçilmiş belediye başkanları ne olacak, peki?

Mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin kararını, istinaf mahkemesinin Yüksek Seçim Kurulunu tanımadığı bir kaos var…

Madalyonun diğer yüzünde ise siyasi kaos bulunuyor…

Kılıçdaroğlu, yapılan işlemin anayasaya aykırı olduğunu bildiği hâlde CHP Genel Başkanlığını devralmaya hazırlanıyor.

CHP’nin içinde çatlak şimdiden oluştu: Kılıçdaroğlu ve Özel’i destekleyenler…

Buradan nasıl bir sonuç çıkacak? Özel nereye kadar direnecek? CHP bölünür mü? Bu durumu fırsat bilen iktidar baskın seçime gider mi? Özel ve İmamoğlu çevresini yolsuzlukla suçlayan Kılıçdaroğlu, devam eden yargı süreçleri hakkında nasıl bir tavır takınacak? Yargıtay ne zaman ve nasıl bir hüküm verecek?

Soru pek çok… Belirsizlik mutlak…

Ancak şu açık: Böyle bir adım; anayasal kurallar, yaratacağı hukuki ve siyasi sonuçlar dikkate alınınca siyasi iktidarın desteği, isteği olmadan atılamazdı.

Daha dün, istinaf mahkemesinin kararının hemen ardından, Yargıtay’a da gidecek dosya hakkında yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek şöyle diyebiliyordu: “Hangi parti söz konusu olursa olsun, delegenin ve üyenin iradesinin menfaat, baskı ya da yönlendirme ile sakatlanması kabul edilemez. Verilen bu karar, vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştiren bir karardır.” Ve ekliyordu: “İrade milletindir, delegenindir, üyelerindir; bu iradeye gölge düşüren her unsurun karşısında hukuk devleti dimdik durur.”

Yeni Türkiye’nin hukuk devleti işte buraya kadar.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.