Duruşma izlenimlerim: Askıda casusluk

İmamoğlu’na casusluk davası iki ay önce başlamış, bir casusluk faaliyeti bulunup bulunmadığının MİT’e sorulmasına karar verilmişti.

Öyle ya, casusluk olsa MİT bilirdi, kim bilecek başka?

Başta sorulması gereken kritik bir soru, sonunda sorulmuştu.

Önce tutuklamaya ve dava açmaya karar verilip sonra ortada bir casusluk, devletin gizli bir bilgisinin alınıp verilmesi, lehine çalışılan bir yabancı ülke var mı; aranıp soruşturulması dikkat çekiciydi.

Neyse ki MİT’ten gelecek cevapla dava aydınlanacaktı.

Ayrıca dava, Hüseyin Gün üzerine kuruluydu. Gün ise ne casusluğu, bilâkis devlete hizmet ettiğini, yetki belgesini de dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay’dan aldığını öne sürüp mahkemeye 2017 tarihli bir belge sunmuştu.

O belgenin doğrulanıp doğrulanmaması da davanın gizemini açıklığa kavuşturmaya yarardı.

İki ay sonra mahkeme yeniden toplandı, pazartesi günkü duruşmayı Silivri’de izledim.

Fakat ne yalan söyleyeyim, MİT’ten ve Fuat Oktay’dan gelecek cevapları merak ettiğim için gitmedim.

O gün İmamoğlu’nun üç ayrı davadan duruşması vardı; diploma, casusluk ve devam eden İBB davası.

Kuantum fiziğinde atom altı parçacıklar bile aynı anda en fazla iki ayrı konumda bulunabilirken, buna da süperpozisyon denirken... Bizim dünyamızın fizik kuralları, İmamoğlu’nun üç ayrı yerde bulunabilmesine nasıl izin verecekti? İşte bu entrika beni peşinden sürükledi.

Zaten diğer soruların esrarı çözülmedi.

Suçlamaya ve davaya konu bir casusluk MİT’e göre aslında var mı, yok mu? Hâlâ belirsizliğini koruyor, çözülememiş bir sır.

Hüseyin Gün’ün mahkeme sunduğu o yetkilendirme belgesi gerçek mi, sahte mi? Onun gizemi de iki duruşma arasında giderilebilmiş değil.

Dolayısıyla ikinci duruşma ilk duruşmanın kaldığı yerde bitti.

Tutuklular yine tutuklu, sorular yine cevap bekliyor, Tele1 yine kayyumda, casusluk suçlaması yine askıda.

Oysa Gün, mahkemede de polis ifadesinde de casusluğu itiraf değil reddetmişti. Kabul edilmeyen suçun ortaklığı mı olurdu? Zaten İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ’a hiçbir suç atmıyordu. Anlattıklarından da aralarında yüzeysel, sınırlı bir tanışıklık olduğu çıkıyordu.

Gün’ün FETÖ’yle mücadelede iktidara yardım ve devlete hizmet iddiasıysa daha geriye, daha derinlere gidiyor. Niye havada bırakılır?

Belge yalan olsa, casusluğun aslı olsa gür naralarla yeri göğü inletmezler miydi?

KÖPRÜYE AMERİKAN BAYRAĞINI BİR DE İMAMOĞLU YANSITSAYDI

Unutmuş olabilirsiniz, casusluktan yargılanan dört isimle ilgili suçlamayı hatırlatayım size:

“Seçim bölgelerine ilişkin analiz yaparak seçmen profili çıkardıkları ve strateji belirledikleri, bu çalışmayı gerçekleştirirken seçmenlere ait bilgilerin yabancı istihbarat servisleri ile paylaşıldığı, eylemin casusluk faaliyeti kapsamında olduğu...”

İmamoğlu’ndan gizli bilgi toplamayıp devlete kritik bilgi verdiğini söyleyen kişi yapmış bunu.

İmamoğlu’nun seçim kampanyasını yöneten Özkan, Gün’e ilk duruşmada tek tek sormuştu:

Seçim kampanyası için size İBB verisi veya bir bilgi verdim mi, aldım mı, veri analizi veya manipülasyon desteği istedim mi, e-mail ve şifre benzeri İBB verisi paylaştım mı, casusluk örgütüysek talimat ilişkimiz oldu mu, 2019’da henüz başlamamışken İstanbul Senin ve İBB Hanem uygulamalarından veri sızdırdınız mı?

Bittabii cevap ‘hayır’dı hep.

Hüseyin Gün dijital veri madenciliği ve analizi yapıyor, siber güvenlik işinde. Tarafların anlatımlarrına göre Özkan’dan bilgi almayıp sadece kullanabileceği seçmen verisi vermeyi teklif etmiş. O da istememiş. Duydunuz mu böyle casusluk?

İmamoğlu ve CHP’lilerle neredeyse selam alıp vermesi casuslukla suçlanırken aynı kişi, AK Parti’lilerle fotoğraflı, belgeli ilişki ve işbirliklerinde nasıl casus sayılmıyor?

İmamoğlu duruşmada sesleniyordu: “Hüseyin Gün casus mu, değil mi; cevap verin”.

Hüseyin Gün şaşkındı: “Devletime hizmetin karşılığı bu olmamalıydı”.

Gazeteci Yanardağ tepkiliydi: “Köprüyü Amerikan bayrağı renkleriyle ışıklandıranlar, bizi casuslukla suçluyor”.

Bense soruyorum:

Hüseyin Gün İngiltere, ABD ve İsrail’le ilişkilendiriliyor.

2020’lerde iktidar, Kılıçdaroğlu CHP’sini beşinci kol faaliyeti yürütmek, milli güvenlik sorunu olmak, düşmana ajanlık ve emperyalizme uşaklık etmekle suçluyordu. Oradaki emperyalist kimdi, neye ajanlık deniyordu? Köprüye Amerikan bayrağı renklerini CHP yansıtsa söylenmedik ne bırakılırdı?

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.