Vatandaşa yoksulluk maaşından son haberler
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek kibar siyasetçi tabii, nafaka lâfını kullanmıyor. Her vatandaşa asgari gelir düzeyi sağlayacak bir devlet güvencesi olarak anlatıyor.
Resmi adı GETAD, Gelir Tamamlayıcı Aile Desteği. Kısaca vatandaşlık maaşı diye biliniyor.
Ben ise vatandaşa devletten yoksulluk nafakası bağlamaya benzetiyorum.
Siz isterseniz, hep seçime ayarlı bir müjde olduğu için seçim nafakası gibi de düşünebilirsiniz.
Hâneler için geçimlik bir asgari gelir düzeyi belirlenecek. Eksik maaşların üstünü de devlet, sosyal yardımla tamamlayacak.
Sorun şu ki, yoksulluk nafakası bekleyenlerin gözü yollarda kaldı. Ara ara sesi geliyor, kendi bir türlü gelemedi.
Şimdi yeni bir haber var. Bakan Şimşek, milletvekillerinin soru önergesine cevaben nasıl çalışacağını açıklamış ama ne zaman? Yine gün ve ayıyla bir tarih vermiyor. Ayrıca anlatıyı da biraz değiştirmiş.
Şimşek’e sorarsanız; uyguladıkları ekonomi programı sonuç vermeye başladığından, sağladıkları ekstra refah artışını toplumun tüm kesimlerine âdil bir şekilde dağıtmayı amaçlıyorlar.
Bu durumda GETAD, kötü ekonomi yönetiminde halkın yoksullaşmasının bir sonucu değil. Sadakayı bölüştürerek günü kurtarma çözümü gibi geliştirilmedi. Ya ne? Bir ekonomik başarının meyvesi, zenginleşmenin halka âdil dağıtılması için düşünülen bir şahlanma modeli oluyor.
Şimşek, fazla refahı paylaştırmak maksadıyla bütçeden sosyal desteklere ayrılan payda ciddi bir ivme yakaladıklarını söylemiş. Devlet yardımları 2002 yılında bütçenin yüzde 1,3 oranındayken 2026’da yüzde 4,8 seviyesine ulaşacaklarını gururla öngörüyor.
Kibarlığından hep; yoksullukla mücadele vaadiyle çıktığımız iktidar yolculuğunda devlet yardımına muhtaçların sayısını nereden alıp tâ nerelere getirdik, bu ekonomik kalkınma mucizesi bizim mi diyecekti?
Devletin baktığı, sosyal yardıma bağımlı hâne sayısı 2 milyonun altından 5 milyona geldiyse bu, yoksul sayısını azaltacakken patlatarak yoksullukla mücadeleyi başaramadığımızı gösterir, diyecek hâli yok.
Çarkları çevirmek için yurt dışından yana yakıla para ararken nereden bulup da ‘eksik maaşların üstü devletten’ ağalığı yapacaklar? Bir de onu izahla mı uğraşsın? Her zamanki kibarlığı üstünde, fazla refahı halka dağıtma jesti olarak sunuyor.
Türkiye Yüzyılı’nın bereketini halkımız da bütün kibarlığıyla yaşayacak demek.
Ama zamanını sormayın...
SEÇİM NAFAKASI OLARAK MI DAĞITILACAK?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından şu an simülasyon ve test aşamasındaymış. İlgili yasal düzenlemeler Meclis’ten geçince hızla vatandaşın emrine, hizmetine takdim edeceklermiş.
En son temmuzdaki AK Parti kampında ayak sesi duyulmuştu. Şimşek, ekimde Meclis açılınca düzenlemenin geçirileceğini açıklamıştı.
“Nerede kaldı şu vatandaşlık maaşı” başlığıyla aktarmıştım.
Oysa okuduğum haberlerde Şimşek bu kez ekimden, bağlayıcı bir zamandan söz etmiyor. Takvim belirsiz. Belli olan tek şey, etkisini simülasyonla analiz ettikleri.
Kibarca etsinler tabii, nâzik konu, aceleye gelmez.
Hazır, sanal ortamda gerçek hayata etkilerini test ederken ısrarla sorup durduğum bazı hususlara da baksalar bir zahmet.
Aslında iktidarın 2023 seçim vaadiydi. Hemen o yaz başlayacaktı. Eksik kalan hâne gelirlerinin üstü 500 dolara tamamlanacak, deniyordu.
Beklentiye sokulan fakir fukara, bu vaade oy verdi ama 3 yıldır hâlâ vaat edileni alamadı.
Seçimden 2 yıl sonra kasım 2025’te müjde tazelendi. Kısmetse inşallah seneye, 2026’da artık devreye girecekti.
Takvim nihâyet belirlenmişti. Bu yaz pilot uygulamayla prova edilecek, 2027’de de tüm Türkiye’de yürürlüğe sokulacaktı.
O yazın ortasındayız ve takvim yine belirsiz. Pilot illerde provanın yeriniyse simülasyon aldı.
Ne zaman geçilecek, seçime üç kala mı, bir.
Eksik gelir hangi rakama tamamlanacak, iki.
Hem geçilse bile ‘eksik maaşların üstü devletten’ modeli nasıl sürdürülecek? Karadeniz gazıyla Gabar petrolü yeter mi, üç.
Finanse edecek petrolünüz, gazınız yoksa demokrasi ve hukuk açığını yoksulluk nafakası bağlayarak kapatabilir misiniz, dört.
Ve beşincisi; mevcut sosyal destekleri yeni bir adla birleştirip vermeye ‘yapısal reform’ denir mi, nesi yeni?
