Ben önceden uyarayım da: Kâhinlere inanmamak gerek

Bir dostum, ABD başkanı Donald Trump İran savaşı konusunda ne zaman bir mesaj yayınlasa, başını sallayıp ‘‘Yine birilerini zengin ediyor’’ demekten kendini alamıyor…

‘‘Savaş bitmek üzere, anlaşma yakın’’ dediğinde de, İran’da taş taş üstünde bırakmayacağını duyurduğunda da ekonominin dengeleri bozuluyor çünkü…

Petrolün fiyatı bir yukarı bir aşağı gidiyor, borsalarda hisseler sapıtıyor, Amerikan tahvilleri de bu gelişmeden olumsuz nasibini alıyor…

Trump’ın ne diyeceğini herkesten birkaç dakika önce öğrenen her iki durumda da milyonlar kazanabilir…

Oğulları, kızları, akrabaları, hısımları ile arasında bir bağlantı aracı herhalde vardır. Ancak, Trump, bu fırsatı daha geniş kitlelere de tattırmanın bir yolunu buldu. Elon Musk ile arasının açıldığı günlerde kullanımından vazgeçtiği Twitter/X platformu yerine, kurduğu ve en büyük hissedarı olduğu ‘Trump Media’ firmasının oluşturduğu Truth Social adını taşıyan platformunu görüşlerini açıklamada tercih eder oldu Trump.

Şimdi orayı da kendisine para kazandırma aracı haline getirdi; Trump, Media Trump’ın Truth Social’daki paylaşımlarına başkalarından önce erişmek isteyen ticari müşteriler için ayda 100 bin dolara kadar ücret alan bir veri hizmeti başlattı.

Yanlış okumadınız: Trump mesajlarını başkalarından önce öğrenmeyi isteyenlerden para topluyor…

Hem de 100 bin dolara kadar bir rakam ve her ay…

Şimdiye kadar on abone kaydedilmiş, ancak zaman içinde para ödeyenlerin artacağına güveniliyor…

On abonesi olsa 1 milyon dolar, 100 abonesi olsa 10 milyon dolar ve her ay…

Ufak olsa bile, ‘kısa günün kârı’ olarak düşüyor olabilir…

Vaktiyle şirketleri birkaç kez iflas tehlikesi geçirmiş bir işadamıydı Trump ve o yüzden kendisinden mali durumunu açıklaması her istendiğinde işitmezden gelmişti. Bir daha o duruma düşmek istememesi doğal ve zaten şimdilerde dünyanın en zenginleri arasında sayılıyor…

İran savaşının kolay kolay bitmeyeceği öngörümü birkaç kez yazdım ya, o tespitimde, İran’da yönetime hakim olan kadronun ABD’yi dize getirme fırsatı ele geçirmişken ihtilafı uzatabildikleri kadar uzatma amacıyla hareket edecekleri kanaatimin rolü var.

ABD’nin 39. başkanı Jimmy Carter’ı 1980 seçiminde rakibi olan Ronald Reagan karşısında hezimete uğratmada en ciddi rolü oynayanlar İran’lı öğrencilerdi; o günün öğrencilerinin pek çoğu şimdi İran devletinin yöneticileri durumundalar; onların ABD’nin 47. başkanını 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinde hezimete uğratmadan ‘hoh’ demeyeceklerinden eminim.

Hatta, belki 2028 başkanlık seçimine kadar…

Konu üzerinde düşünürken, dilimizde ‘‘Karun kadar zengin’’ biçiminde ifadesini bulan, zamanının en zengin adamı, Lidya hükümdarı Karun’un başından geçen olay geldi.

Dini kutsal kitaplarda da ‘Karun’ adı geçiyor, ama zengin hükümdar olan başka biri. Milattan önce 560 ile 546 yılları arasında yaşamıştı Karun (Kroisos) ve tahta geçtiğinde 35 yaşındaydı. Ülkesi altın madeni zengini olduğu için o da zamanının ‘en zengin hükümdarı’ olarak biliniyordu.

Hemen her tasarrufunda bir kâhine danışma ve onun kendisine verdiği öğüde uyma alışkanlığına sahipti.

Karun döneminin en güçlü devleti olan ve sınırlarını Lidya’ya kadar genişleten Pers İmparatorluğu’na (İran) savaş açmayı düşünüyor, fakat bir yandan da açacağı savaşın sonucundan emin olamıyordu.

Her zaman böyle durumlarda ne yapıyorsa yine öyle davrandı: Kâhine danıştı…

Danıştığı kâhin, kendisine, ‘‘Perslere saldırırsa büyük bir imparatorluk yerle bir olacak’’ kehanetinde bulundu. Karun bu öngörüyü, saldırısıyla Pers İmparatorluğu’nun sonunu getireceği olarak algıladı ve savaşı başlattı.

Kâhinin kehaneti tuttu, ama savaşın sonunda varlığı sona eren, Karun’un başında bulunduğu Lidya Krallığı oldu.

İki ordu MÖ 546 yılında karşılaştı. Karun ülkesinin başkenti Sart’a çekilmek zorunda kaldı. Pers Kralı Kiros kenti kuşatarak Lidya egemenliğine son verdi.

[Lidya’nın başkenti olan Sart, günümüzde ülkemizin Manisa kentinin Salihli ilçesinde; harabeleri gezilebiliyor.]

Demek ki neymiş? Bazen ava giden avlanıyor, öfkeyle kalkan zararla oturuyormuş…

Gelecekten haber verme iddiasındaki Nostradamus ve benzerlerine pek kulak vermem. Ancak, Bulgaristan’da Baba Vanga (1911-1996) adıyla bilinen kadın kâhine atfedilen ABD’yle ilgili kehaneti bir yerlere not etmiştim.

Baba Vanga, ABD’nin 44. başkanının bir siyahi politikacı olacağını söylemişti; gerçekten de 44. başkan olarak Barack Obama seçildi. Kadın, siyahi başkandan sonra ABD’nin çöküşe geçeceğini de iddia etmişti.

‘Kâhinlere inanmam’’ demiştim zaten…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.