Müslümanlar olarak neyi gözden kaçırıyoruz?
Hayat, her ne olursa olsun kendi akışında ilerler, ne demek istediğimi biraz daha açayım: Hayat, karşısındaki insanın Müslüman olup olmadığına bakmaz, gerekeni yapan için yolunda ilerler. Gerekeni yapmayanlar ise yapmadıklarının ceremesini, konu ahirete intikal etmeden daha bu dünyadayken çekmeye başlarlar. Ahiret kelimesinin anlamına biraz odaklanırsak bu inceliği hemen yakalamamız mümkündür. “Ahir” sonrası demektir, mesela bugünden sonraki günlere “ahir günler” diyebilirsiniz. Bu anlam ilgisinden yola çıkarak anlayabileceğimiz gibi “ahiret” ölümden sonra tekrar var olacağımız sonraki dünyadır. Günlük dilde “öteki dünya” deriz. Öteki dünya; hayatını Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak geçirenler için cennet, tersini yapanlar için ise cehennem olacaktır. Yine bu ilahî bilgiden yola çıkarak düşünelim: Bu dünya hayatında da bugün yapmamız gereken neyse, onu, hakkını vererek yaparsak, yarın işler iyi gidecektir. Yani yarın, bir cennet misali olacaktır. Cennet temelde derdin, tasanın olmadığı; insanın her istediğine erişebildiği bir yerin imgelemi değil midir? İşte bu dünyada da insan bugün yapması gereken ne ise, onu, gereği gibi yaparsa yarın karşısında cennet gibi huzurlu bir hayat bulma ihtimalini yakalar. Tersini yaparsa yani bugün yapması gereken her ne ise onu ihmal ederse, bu ihmaller birikir, birikir, birikir ve sonrasında bir gün karşısında adeta bir dertler, tasalar yumağı bulur. İşte böyle bir kişi, sanki daha bu dünyadayken cehennemi boylamıştır.
Bu, böyle olmasına böyledir de bunun kaç kişi farkındadır? Kaç kişi, yaşadığı hayatın bugününde yapması gereken ne ise onu elinden gelenin en iyisi şeklinde yapmaktadır ya da aynı soruyu diğer yönden sorayım: Kaç kişi, bugün yapması gerekenleri ihmal edip de hayat şartlarının kötü olduğu, işlerinin hep kötü gittiği vb hakkında şikâyetlenip durmaktadır?
Yüzleşmesi ne kadar zor bir soru değil mi?
Ben kişisel olarak bir insanın bunu başarması halinde, bir dünyanın başarılı olacağına inanırım çünkü bir insanın bile dünyası güzelleşirse yani bu dünyası cennet misali olursa çevresinin dünyasının da güzelleştiği bir gerçektir. Bunu romantik bir iyimserlikle söylemiyorum, hayat kolay bir yolculuk değil, bunu kendi hayatımda da tecrübe ediyorum ama çevremdeki ve tarihteki başarılı kişilerin hayatlarını dikkatlice gözden geçirdiğimde bunu açıkça fark ediyorum. Bu yüzden yaşadığımız günün gerekliliklerini yerine getirmek gözden kaçırılmaması gereken bir şey.
“Yaşadığımız günün gereklilikleri” derken yanlış anlaşılmasın, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun şekildeki gerekliliklerden söz ediyorum. Konuyu somutlaştırayım, mesela kişinin kendi denk bütçesini oluşturmasından örnek vereyim çünkü günümüzde neredeyse en çok çiğnenen yasaklardan biri faiz yasağı. “Bu çağda faize bulaşmadan yaşamak mümkün değil.” söylemi o kadar çok dillendiriliyor ki sanki gerçek gibi algılanıyor. Şunu da unutmayalım: “Faiz yasağı bireyler içindir; çünkü dinden insanlar sorumludur.” Bu yüzden faiz konusunu devlet politikaları vb büyük ölçeklerde değerlendirmiyorum, bireyler düzleminde değerlendiriyorum. Bir kişi, muamelatında faiz almaktan da vermekten de kaçındığı takdirde bir süre sonra bütçesinde bunun bereketini mutlaka görür. İhtiyaçları, imkânlarından daha fazla olduğu zamanlarda daha çok çalışması, üretmesi gerekir, belki daha fazla yorulur ama dirayet gösterdiği takdirde düze çıkması, sürekli faizle içli dışlı olan birine göre daha kolay ve bereketli olur. İmkânları, ihtiyaçlarından daha fazla duruma geçtiğinde ise önce kendi hayatı, sanki bir cennetteymiş gibi güzelleşecek, sonra yaşadığı dünyayı da güzelleştirmeye başlayacaktır ama bunun için önce Allah’ın emir ve yasaklarını ciddiye alması, sonrasında da yaşadığı anın gerekliliklerini yerine getirmesi, mesela daha çok çalışması gerekmektedir.
Konu başka başka örneklerle de açıklanmaya müsait, belki başka yazılarda başka örneklere de değinirim ancak konunun özü gelip şuraya dayanıyor: “Yaşadığımız anda neyi gözden kaçırıyoruz?” Müslümanlar olarak, Allah’ın emir ve yasaklarını daima birinci sırada, gündemimizde tutmalı, bu emir ve yasaklara uyarak çağımızın gerekliliklerini yerine getirmeliyiz ki dünyamız güzelleşsin.
