Hakem A.Ş Mısır Kralı Salah’a karşı
23 Ağustos 2026 Pazar akşamı Akyazı‘da , ligin ikinci hafta karşılaşmasında şampiyonluk namzeti Trabzonspor ligin güçlü ekiplerinden Başakşehir ile karşı karşıya geldi. Beklenildiği gibi zorlu geçen karşılaşmayı Trabzonspor 2-1 kazandı.
2022’deki şampiyonluk sezonu sonrası birbirinden sönük ve pısırık sezon başlangıçlarına sahne olan Akyazı‘da ,bu kez tribünlere olağanüstü bir canlılık, coşku ve gürültü hakimdi.
Üstelik 40.000’i aşkın Trabzonsporlu futbolsever son derece negatif bir görünüm arz eden hazırlık maçlarına, ligin ilk maçında Kasımpaşa’ya karşı hesapta olmayan puan kaybına ve daha üç gün öncesinde yıllardır hayali kurulan Avrupa Ligi’nde Frençvaroş’a karşı alınan mağlubiyete rağmen bu etkili ve coşkulu katılımı ortaya koyuyordu.
Ve yine üstelik (ve hem de ne üstelik) söz konusu 40.000’i aşkın Trabzonsporlu futbol sever , Trabzon şehrini koordine etmesi beklenen kamu yöneticilerinin kendilerine çıkardığı “akıl almaz engellere” rağmen Akyazı‘daki bu coşkuyu oluşturuyordu.( “akıl almaz engeller” bir sonraki yazıda detaylıca irdelenecek, zira hakem A.Ş. çok daha acil bir vaka)
Kuşkusuz bu olağanüstü coşku ve gürültünün çok büyük bir sebebi vardı; Trabzon taraftarının daha şehre gelmeden ve henüz imza atmadan dahi adına şarkılar bestelediği ve kendisine yakıştırdığı lakabı ile “Mısır Kralı Mohamed Salah”
Nitekim Mısırlı mega yıldız, Başakşehir maçında ortaya koyduğu performansla , daha önceki yazılarda kaydettiğimiz S.Ö ve S.S. (Salah’tan öncesi ve Salah’tan sonrası) anektodunu abartılı bulanlara inat , bu anektodun sadece Trabzon futbolunun değil Türk futbolunun da bir Salah öncesi ve sonrası ayrımına namzet olduğunu gösterdi.
*****
Fakat o da ne?
Her şey böylesine güzelken yani tribünlerdeki 41.000 kişi ve ekranları başındaki milyonlar, aralarındaki maçlar her zaman birbirinden zorlu geçen Trabzonspor ve Başakşehir takımlarının ortaya koyacağı kıyasıya mücadeleyi ve Mohamed Salah‘ın gösterisini beklerken, birden ortaya hakem olduğu iddiasıyla A.Ş. isimli siyah entarili biri çıkıyor, maçı yüzüne gözüne bulaştırıyor ve kelimenin tam anlamıyla her şeyi berbat ediyordu.
Daha maçın sekizinci dakikasında, tribünlerdeki 41.000 kişi ve ekran başındaki milyonların topun çizgiyi geçtiğini rahatlıkla gördüğü ancak nedense bir tek A.Ş. nin göremediği ve VAR da da izahi zor bir bekleyiş süresinden sonra verilen golden hemen önce Onuachu’ya yapılan net penaltıyı da göremiyordu A.Ş.
Başakşehir lehine çekilen şutta Wiwu’nun göğüs mesafesindeki el temasına takdirini Başakşehir lehine penaltı olarak kullanırken, aslında rakip fileleri tam dört kez havalandıran Mohamed Salah‘ın iki golünü de tartışmalı bir şekilde iptal ediyordu.
Maç içerisinde kornerler ve taçlar dahil çok sayıda yanlış kararlar veren A.Ş. asıl gösterisini ise 78. dakikada yapıyordu.
3 dakika önce Onuachu’ nun göğsü ile aldığı topta Emin Bayram’ın elle müdahalesini” göremeyen” A.Ş.
bu kez 78. dakikada Salah’ın verkaç ve çalımlarla tam kaleci ile karşı karşıya kalmış iken yine stoper Emin Bayram’ın tırpanıyla havaya uçmasını “ hakemi aldatmak” olarak algıladığı için konuyu Salah’a sarı kart çıkararak “kendince ve uyanıkça “ kapatıyordu.
****
Türkiye, son çeyrek yüzyılda başta savunma sanayi olmak üzere sağlık, bayındırlık, turizm, ticaret, ulaşım vs. gibi bir çok konuda ciddi gelişme kaydetti. Örneğin dünyanın neresinde olursanız olun THY bu ülkenin her vatandaşının onur duyacağı bir marka artık.
Fakat bu ülkenin maalesef hemen hemen hiç itibarı olmayan bir kurumu da var ve onun adı MHK.
Daha birkaç ay önce oynanan ve dünyanın futbol zirvesi sayılan Dünya Kupası’nda adı sanı bile duyulmamış ülkelerden bile hakem davet edilirken, UEFA üyesi koskoca Türkiye’den tek bir hakeme dahi görev verilmeyişi bizim üzüntümüz ama tek kelimeyle MHK’nin ayıbıdır.
Çünkü Dünya Kupası organizasyonu, Türk hakemlerini kesinlikle “güvenilir olmayan” kategorisinde görmüştür.
Bu rezilliğin sebebi de açık konuşmak lazım Türk hakemleridir
Türk hakemleri, maçlarda “eylemlere değil forma renklerine göre karar verme” ithamı altındadır.
Türk hakemleri,” bazı kulüpleri şampiyonluğa taşıma ve bazı kulüpleri küme düşürme” ithamı altındadır.
Türk hakemleri” bazı kulüplere çok yakın olma” ithamı altındadır.
Türk hakemleri” liyakatten ziyade torpille istihdam” ithamı altındadır.
Türk hakemleri” bahis olaylarına karışma” ithamı altındadır.
Ve en vahimi de;
artık Amedspor‘un da mücadele ettiği ligimizde “ortalığı karıştırmanın” adeta marjinal bir meslek olarak algılandığı ve bazı radikal siyasilerce bu durumun kurnazca kullanıldığı mevcut ortamda ,Türk hakemleri;” verecekleri ve vermeyecekleri bazı kararlarla” bu tür radikal ve marjinallere malzeme verebilme ithamı altındadır.
Yıllardır etrafı adeta cayır cayır yanmakta olan ve buna karşın iç güvenliğini özellikle önceleyen ülkemiz için de “bu durumun örselenmemesi adına” toplumun futbola olmasa da takımlara verdiği ehemmiyet açısından konu ,başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere kamuyu da yakından ilgilendirmektedir ,bize göre.
Bu gidişle MHK ‘nin yıllardır canını yaktığı kulüpler ve futbolseverlerle artık yetinmeyip, kurbanları arasına daha geniş kitleleri de ilave etme olasılığı ortaya çıkmıştır zira.
A. Ş. yılardır yabancı dili olmadığı için enternasyonel olamayan, hemen her maçından sonra çamlar deviren ama nedense bir süre sonra yine görev verilen ve aşağı yukarı hiç kimsenin güvenmediği tipik vasat hakemlerimizden birisi.
Bu ülkede olası bir referandumda belki de tarihte ilk kez “ % 100 evet” cevabı çıkacaksa o da “A.Ş. düdüğünü assın mı” tek sorulu referandumu olacaktır.
Türk futbolunun marka değerinin on yıllardır bir mm. olsun yukarı çıkamamayışının ilk ve en önemli sebebi ne yazık ki MHK ler olarak görülmektedir.
Ligin daha ikinci haftasını geride biraktigimiz bu hafta Beşiktaş kulübü de bir çok kulübümüz gibi MHK ‘den artık illallah demiştir ve TFF de bu MHK yi koruduğu sürece onun arkasından yuvarlanacaktır.
Akyazı‘ya Mohamed Salah’ı, Dolmabahçe’ye Vlaović’i ya da Kadıköy’e Gwenwood’u izlemeye giden gençlere ve çocuklara bu eziyeti yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
