AİHM’e haddini bildirince hukuk devleti mi oluyoruz?

10 Mart 1954: Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) onaylamıştır.

-28 Ocak 1987: Türkiye, AİHM’e bireysel başvuru hakkını resmen kabul etmiştir.

-28 Ocak 1990: AİHM’in zorunlu yargı yetkisi tanınmıştır.

-23 Eylül 2012: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu yürürlüğe girmiş, AİHM’e gitmeden önce tüketilmesi gereken zorunlu bir iç hukuk yolu olmuştur.

-2004 yılında yapılan değişiklikle Anayasa 90’ıncı maddeye eklenen son fıkra şöyledir: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Bu kural gereğince, insan hakları ve temel haklar alanında uluslararası sözleşmeler (meselâ Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ile iç kanunlar çelişirse, uluslararası antlaşma hükümleri uygulanır.

-Hükümetin “Terörsüz Türkiye” hamlesi kapsamında TBMM bünyesinde oluşan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı, 18 şubat 2026 tarihinde 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edilen 7.1 maddesi şöyledir:

7.1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararları Anayasa’mıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını icra etme oranı yaklaşık %90’dır. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık %80’dir. Bu yüksek orana rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli; ayrıca etkili yeni mekanizmalar Bütün bunlar Türkiye’nin müktesebatıdır. oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.”

Bütün bunlar Türkiye’nin “demakratikleşme – hukuk devletini güçlendirme” müktesebatıdır.

Bu süreçte Ak Parti hükümetlerinin önemli katkıları vardır. Evet, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin “AİHM kararlarının bağlayıcılığı”na ilişkin eki bu iktidar döneminde (2004) Anayasa’ya girmiştir.

O dönemler Ak Parti’nin Avrupa Birliği’ne giriş coşkusu vardı ve Kopenhag Kriterleri’nin ülkeye taşınması iktidar çevrelerinde heyecan uyandırıyordu. Gelgelelim, önce AYM, paralelinde AİHM, iktidarın icraatını onaylamayan, hatta yer yer onları hukuk dışı bulan kararlar vermeye başlayınca iş değişti.

İçerde “AYM üst mahkeme değildir”, “Dışarda AİHM üste mahkeme değildir” söylemleri oluşmaya başladı. Özellikle AİHM kararları için “siyaset” suçlaması geliştirildi.

Oysa “siyaseten mahkûmiyet” kararları verildiği gerekçesiyle AİHM’e baş vurulmuş, AİHM de bu siyasi kararları hukuk dışı bulmuştu.

TBMM Komisyonu’nun “AİHM – AYM kararları uygulanmalı” kararı, tam da bu nitelikteki AİHM – AYM kararlarını işaret etmekteydi.

Evet, bizim sistem Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin AİHM’in ihlâl kararlarını takmıyordu!

Bu iki kişinin cezaevi günleri hayatlarının 8-10 yılını alıp gitmişti. AİHM’in verdiği kararlar, arkadan dolanmalarla boşa düşürülüyordu.

İşte bir örnek daha, son örnek:

-AİHM Büyük Daire, Osman Kavala için 6 maddede ihlal kararı verdi.

-İfade özgürlüğü – Madde 10

-Toplantı ve örgütlenme özgürlüğü – Madde 11

-Adil yargılanma hakkı – Madde 6/1

-Özgürlük ve güvenlik hakkı – Madde 5/1

-Hakların amaç dışı kullanılması – Madde 18

-İnsanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı – Madde 3

Derhal tahliye edilsin” talebi de var kararda.

Hadi ne yapacaksınız bakalım, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasını uygulayıp adamı tahliye mi edeceksiniz, yoksa “iç hukuku bağlamaz”a mı sığınacaksınız?

Diyor ki Beştepe’den bir “başdanışman”, “, Mehmet Uçum adı, “AİHM de Amor da haddini bilsin!”

Bir başka danışman, birisine “Suyun ısındı” mesajı yollamıştı da, adam o gece baskına uğramıştı.

Sözleri bıçak gibi kesen başdanışmanlarımız var.

Mehmet Uçum, “had bildirme” mesajının sonunda “Zorlanıyoruz” diyor. Neye? “AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkânını gözden geçirme”ye…

Son sözü şu Uçum’un:

Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur.”

Bu “Baş danışman” zılgıtlarından sayın Cumhurbaşkanı’nın haberi vardır umarım. Bunların bizzat Ak Parti’nin Anayasa’ya yerleştirdiği hukuk standartlarını işlevsiz hale getirdiğini görmektedir sanırım. Ülkede “yargının siyasallaşma” tartışmalarına, yargıya güvenin sürekli aşındığına, AİHM’de bireysel hak ihlâli baş vurularında en tepede bulunmamıza, ve bu açıklamalara bakıldığında pek çok çevrede “AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru hakkını gözden geçirmeye zorlanıyor muyuz, yoksa bahane mi arıyoruz?” sorusu sorulacaktır.

Süreç Komisyonu’nun raporunun mürekkebi henüz kurumadı. Oradaki 7’inci maddenin üstünden geçiyor Baş danışman… Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasının üstünden geçiyor. Belli ki yeni bir hukuk düzeni kuruyor kendi kafasından…

Bunun da Türkiye’ye bir bedeli var. Toplum bu bedeli canında kanında hissediyor. Açlık – yoksulluk sınırının altında milyonlar… “Sana da çıkabilir” izlenimi veren operasyonlar…

Geldiğimiz yer kime mutluluk veriyor merak ediyorum…

YORUMLAR (13)
13 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.