Hukukun taammüden katli
Osman Kavala 3 bin 223 gündür hapiste.
Neden?
Yargının hukuku, “Siyasi veya cezai mekanizmaları muhalifleri susturmak, çoğulculuğu boğmak veya örtülü bir siyasi hedef gerçekleştirmek için” kullanmasından dolayı.
Bunu kim söylüyor?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi.
Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ (AİHS) nin 18. Maddesinin ihlali demek. Bir üye devletin AİHS’nin 18. maddesini ihlal etmesi, yok sayması, kendi hukuksal temelini dinamitlemesi anlamına geliyor. Devletler için büyük utanç bir yerde.
Osman Kavala AİHM Büyük Daire kararı, sıradan bir AİHM kararından çok daha fazlası… Bu karar kesin ve ağır bir karar.
Yargının bağımsızlığına ilişkin yapısal eksikliklerinden tutun, benzer yargılamalarda ceza yargılamasının baskı kurma aracına dönüştürülmesine, tutuklamanın aşırı kullanılmasından, AİHM ve AYM kararlarının uygulanmamasına kadar sistematik ağır bir eleştiri. Alınması gereken tedbirleri de bildiren kırık bir karne ve ev ödevi niteliğinde bir karar var önümüzde.
Hatta bir yönüyle de AİHM Öcalan Umut Hakkı kararını da hatırlatan; “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları için gerçekçi bir koşullu salıverilme ve gözden geçirme mekanizması kurulması” gerekliliğini söylemeyi de ihmal etmemiş.
AİHM, AİHS’nin 18. maddesinden hak ihlali kararını sıklıkla vermez. “Devletler buna yeltenerek kendilerini imha etmez” diye düşünür.
18. maddenin ihlalini de içeren Kavala kararı, aynı zamanda Türkiye’nin dolaylı olarak 1954 yılında imzaladığı AİHS’ni de fiilen yürürlükten kaldırdığını ya da en azından dikkate almadığını da kayda geçiriyor.
Bir diğer endişe veren yanı da Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi üyeliğini tehlikeye atıyor olması. Zira AİHS, Avrupa Konseyi’nin anayasasıdır, Konsey’de kalarak Konsey’in anayasasını yok saymaya devam edilemez.
Devletlerin kendi Anayasasını ve uygulamayı devlet olarak taahhüt ettiği evrensel hukuku yok sayması pek görülmüş bir şey değildir.
Şöyle somutlaştırabiliriz, bugüne kadar AİHS’nin 18. maddesinden ihlal alan sadece 8 ülke var… Bu ülkeler Azerbaycan, Rusya, Gürcistan, Ukranya, Moldova, Ermenistan, Bulgaristan ve Türkiye.
Ne yazık ki 18. maddeden en çok ihlal alan bu 8 ülke arasında Azerbaycan ve Rusya’dan sonra gelen üçüncü ülke olduk.
2018 ile 2026 arasında, yani 6 yılda 5 kez AİHS’nin en can yakıcı maddesi olan 18. maddesinden ihlal kararı alan ülke olmayı başardık.
Tabii AKP açısından daha da hazin bir yan var.
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmaların esas alınacağına dair hükmü içeren cümleyi AK Parti hükümeti eklemişti.
2004 yılında “temel hak ve özgürlüklere” ilişkin milletlerarası sözleşmelerin iç hukuktan üstün olduğunu anayasa maddesi yapan AKP iken aynı AKP yüzünden 2026’da Türkiye AİHS’nin 18. Maddesini en çok ihlal eden ülkeler arasına girdi.
Üstelik de AYM Kararlarının herkesi bağladığını teminat altına alan Anayasa’nın 153. Maddesi ile AİHM Kararlarına uygulamayı zorunlu hale getiren 90.maddesin uygulanmaması da bu iktidar döneminde oldu.
Hatta daha da trajikomik bir hal var.
HSK Derece Yükseltmeye Dair İlke kararlarına bu yönde bir madde eklendi:
“Yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkeleri temelinde;
--Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesince yapılan incelemelerde ihlal kararına sebebiyet verip vermedikleri,
--Neden oldukları ihlalin niteliği ve ağırlığı ile ilgililerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile teminat altına alınan hakların korunması konusundaki gayretleri…”
Gelinen nokta tam bir kendini inkâr hali… Baktığınızda bugün bu maddenin tam aksine bir uygulama olduğunu, AYM ve AİHM kararlarını uygulamamanın bir terfi kriteri haline geldiğini görürsünüz.
Ama biz en güncel ve temel soruya geri dönelim:
Osman Kavala serbest kalacak mı?
Kendi varoluş nedenini açıkça inkâr eden bu siyasal iktidar, uluslararası taraf olduğu antlaşmaları, anayasayı, evrensel hukuku uygulamaya geri dönecek mi?
Yoksa mevcut “ihlalci” konumunu sürdürmekte ısrar mı edecek?
Edecekse, hiç kimse hiçbir şeyden umutlanmasın… Ne yaparsanız yapın, hukuksuzluk, acıdan ve yoksulluktan başka bir şey yaratmaz.
