Devler sahnesine dönüş, gerçeklerle yüzleşme
Sezonda tek bir maçta bu kadar yüksek gelir elde etme şansı olan başka bir karşılaşması yoktu Fenerbahçe’nin.
Yaklaşık 31 milyon euro değerinde, tam anlamıyla "kader" niteliğinde bir maça çıktı. Takımın üzerinde uzun yıllardır Şampiyonlar Ligi’ne katılamamanın getirdiği ağır bir yük kura şansı yine yanında değildi, üç ön eleme geçmek zorundaydı ve "finalleri iyi oynayamama" psikolojisi hat safhadaydı. Takım henüz tam hazır değildi ama kazandı. Bu galibiyet, hem psikolojik bir rahatlama sağladı hem de tüm sezona yayılacak o motivasyonun temelini attı.
İsmail Kartal başarı anlamında son yıllarda kulübe gelen birçok isimden daha önde bir grafik çiziyor. Eleştiri her zaman vardı, olacak devam edecektir. Saha kenarındaki en büyük sınavı iletişimi gibi görünüyor; Söylediği bazı sözler çok başka yerlere çekiliyor, düzeltmesi de önemli sorunlara yol açabiliyor.
Sezona formsuz giriş yaptığını yazmıştım;
Çarşamba akşamı takımını mükemmel hazırlamış neredeyse kimsenin beklemediği o turu alarak taraftarına büyük bir mutluluk yaşattı.
Rakibine çok iyi çalışmıştı; onları kendi silahlarıyla vurdu. Orta saha baskısı, Lyon ön alanındaki doğru parslamalar, uç forvet planı ve kilit isimlerin sahaya koyduğu ekstra performans turu getiren anahtarlar oldu.
Kadro kalitesi tarafına bakıldığında temsilcimiz, özellikle Lyon’un son dönemde yaşadığı idari ve finansal sıkıntıların da etkisiyle rakibinin önünde bir profile sahipti. Nitekim ilk maçtaki tecrübesizlik yerini ikinci maçta kalite ve soğukkanlılığa bıraktı.
Sonuca gelirsek; "tarihi zafer" gibi abartılı söylemleri bir kenara bırakırsak, camianın uzun süredir hasretle beklediği o kritik eşik geçildi.
Peki bu kadro ileride neler yapar? Kağıt üstünde "daha çok para harcayan, az harcayanı yener" gibi sığ bir düşünce var ancak maçlar sahada kazanılıyor.
Kura çekimine bakıldığında iki temsilcimiz de oldukça zorlu rakiplerle eşleşti. Fenerbahçe için alt torbalardan gelen fiziki ve hırslı takımlar ters rakip olarak dikkat çekerken, Galatasaray ilk torbadan belki de finale kadar yürüyebilecek devlerle eşleşti. Aston Villa, Villarreal ve Sporting Lizbon gibi eşleşmeler, iki takımımızın da seviyesini ve gruptaki kaderini belirleyecek zorluk derecesi yüksek maçlar olacak.
Bu yeni formatta iç sahada fire vermeden puanları toplamak, deplasmanlardan da olabildiğince eli boş dönmemek gerekiyor. Şansları yanında olsun, yolun sonu aydınlık yanında kazançlı olsun.
Beşiktaş’a uyarı, Trabzon Konferansa kaldı
Midtjylland maçı sonrası siyah-beyazlıların sezona erken havlu atmayacağı hissi doğmuştu birçok futbolsever için. Italiano yönetiminden dolayı ben de aynı şeyi hissetmiştim. Ancak Karviná (Kralove), Eyüp, Alanya dün akşam oynanan Kaunas maçı "Acaba?" dedirtmeye başladı. İlk maçın verdiği 3-0'lık rahatlık, futbol literatürümüzde kullanılan o "gazozuna maç" söyleminin tam bir karşılığıymış meğer…
Litvanya takımı, gücüne göre ilk yarıda siyah-beyazlıları durdurdu; fırsatını bulunca da golünü attı. Kaunas, Vlahovic maaşının yarısı kadar bütçeyle kurulmuş bir ekip. Dün akşam biraz tecrübeleri olsaydı ikinci, hatta üçüncü golü bile bulabilirlerdi.
Nitekim Zalgiris Teknik Direktörü Sopić maç sonu şaşkındı: "Ne diyeceğimi bilmiyorum ama Beşiktaş'ı yendiğimize inanamıyorum. Beşiktaş ile aramızda devasa bir evren var ama bugün onları yendik."
Siyah-beyazlılar erken uyarıları Alanya ve Kaunas maçlarında aldı. Bitiricilik anlamında eksikliği olan Beşiktaş'ın bu uyarılara nasıl önlem alacağını hep birlikte göreceğiz.
Takımınızda Salah gibi bir süper yıldız bile olsa Avrupa arenası çok farklı bir yer. Bir de rakibiniz bu alanların gediklisi olan bir Macar ekibi ise işiniz iyice zorlaşır. Kendi evinizde mağlubiyet alıp rövanşta eksik kalmak ve skorda geriye düşmek ise tam anlamıyla intihardır.
Trabzonspor belki de tarihinin en şaşalı kadrosunu kurdu. Salah, Fabinho, Cabral, Onana, Savic, Onuachu ve Muçi bordo-mavililer için üst düzey oyuncular. İlk maçta bulduğu pozisyonları değerlendiremeyen Fırtına, ikinci maçta gördüğü kırmızı kartlarla rakibine boyun eğdi ve Konferans Ligi’nde yoluna devam etmekle yetindi.
Sonuca gelirsek; mevcut oyunlarıyla Kartal yüksekten uçamaz, Fırtına dal koparamaz.
