Fiyatlar yükselirken iflaslar da neyin nesi?

Cem Boyner’e ait cümleler olup olmadığını tam bilmiyorum ama olduğu gibi alıyorum.

“Milli geliri Türkiye’den daha yüksek birçok ülkede bazı maliyetler Türkiye’nin altına inmiş durumda. Fiyatlar yükselmesine rağmen işletmelerin önemli bir kısmı daha kârlı hale gelmiş değil. Yüksek fiyatlardan söz ediliyor ama birçok işletme para kazanmakta zorlanıyor. Maliyetleri sürekli yukarı iten bazı yapısal sorunlar var.”Şimdi bazı tespitlere bakalım:

Kişi başına geliri daha yüksek bazı ülkeler Türkiye’den ucuz. Ya da maliyetleri daha düşük. Cem Boyner özellikle işletme giderlerinden bahsederken hizmet sektörünü örnek veriyor.

Hizmet sektöründe iki ana bileşen var: Personel ve konut-kira giderleri. Bunun yanı sıra işletme giderleri olarak doğalgaz, elektrik ve su sayılabilir.

Önce konut-kira işine bakalım:

Yeni Konut Fiyat Endeksi 2010-2021 dönemi 144 ayda ortalama 88,8 $.

Şimdi 170,2 $.

Yeni konut fiyatı dolar bazında 2010-2021 ortalamasına göre yüzde 90’ın üzerinde artış yaşamış.

2019 yılına göre ise durum daha vahim: 65,1 dolar olan fiyat endeksi şimdi 170,2 dolara çıkmış. Dolar bazında artış oranı %160

Bir büyük fiyat artışı da gıda sektöründe yaşandı. 2019 yılında 4 kişilik bir ailenin ortalama aylık gıda gideri 365,0 dolardı. Bu rakam şimdi 773,0 $ oldu. Dolar bazında artış oranı %111,8.

Peki, acaba işçilik mi?

2019 yılında asgari ücret 356,1 $ iken şimdi 607,0 $. Asgari ücret artışı %70,0

Yine 2019 yılında ortalama net ücret 520,0 dolarken şimdi (Nisan 2026) 1.110 $ oldu. Ortalama ücret artışı %113

Buradan ne sonuç çıkarabiliriz?

Türkiye’de fiyatlar dolar bazında oldukça hızlı arttı. Bunun ilk sırasında ise konut ve kira geliyor. Hatta kira artışı konutun da üzerinde.

TESK Başkanı 5 ayda 53 bin esnafın kepenk indirdiğini açıkladı.

Oysa bir mahalle arası lokantaya gittiğinizde bile bir kap yemeği 500 liradan aşağı yiyemiyorsunuz. Hatta hamur maliyeti 4 lira olan bir poğaça dahi 30-40 liradan aşağı satılmıyor. Ama 53 bin esnaf kepenk indirmiş.

İnanılmaz bir çıkmaz sokak durumu.

Geçen yıl üst segment dediğimiz zenginlerin mekanında yer bile bulunmazken mahalle arası esnaf sinek avlıyordu. Bu sene durgunluk zengin semtleri de vurmaya başladı.

Acaba sorunlardan biri de müşteri yetersizliği mi?

Mesela bir mekan düşünün ki, başabaş noktası için 100 müşteri gelmesi gerekirken 50 müşteri geliyor. İşte o mekanın ayakta kalabilmesi için fiyat artışı da yetmiyor.

Türkiye’de bir şeyler ters gidiyor ve bunu ilk sırasında gelir dağılımı bozukluğu var. Gelir dağılımı bozukluğu yukarıda bahsettiğim müşteri dağılımı bozukluğunu da beraberinde getiriyor.

Bakalım işin içinden nasıl çıkacağız. Açıkçası ben de bilmiyorum.

Yaklaşık bir yıldır “pahalılık” adı altında bu duruma dikkat çekiyorum. Bizde fiyatlar dolar bazında o derece arttı ki, kişi başına geliri bizim çok üzerimizdeki ülkelerden bile pahalı duruma geldik.

Hatta kişi başına gelir artışımızın neredeyse tamamı fiyat şişmesinden oluşuyor bile diyebiliriz. Reel refah artışı yaşamadan sanal bir zenginlik içinde çırpınıp duruyoruz.

Sonu hiç iyi olmayacak. Yeniden söylemiş olayım.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.