Trump’ın aptallıkları ABD’yi İsrail’in maskarası yaptı...

Haydutlukta zirve yapan Amerikan Başkanı Trump, bebek ve çocuk katili olan yardakçısı Netenyahu ile birlikte Gazze’yi yerle bir etti, bununla da yetinmeyip bu kez de İran’a vahşice saldırarak orada yüzlerce öğrenciyi birlikte katlettiler.

Kaderin cilvesine bakın ki Trump’ın aptallıkları yüzünden, ekonomik ve askeri güç anlamında dünyanın en büyüğü olan Amerika, kelimenin tam anlamıyla bir terör devleti olan İsrail’in maskarası haline dönüşmüş durumda.

Bütün dünya gördü ki bu iki haydut, bebekleri, çocukları, sivilleri öldürmekte artık hiçbir sınır tanımıyor ve dünyayı ateşe vermekten asla çekinmiyorlar.

Ama dramatik olan şu ki mesleği insan öldürmek olan Netenyahu, geçmişte büyük acılar yaşamış Yahudi halkını bütün dünyanın gözünde bir ‘kötülük simgesi’ haline getirmiş bulunuyor.

Trump, ikinci kez yönetime geldiği günden bu yana sergilediği çılgınlıklar ve kural tanımazlıklar yüzünden, neredeyse bütün dünya halkları nezdinde Amerika’ya karşı büyük bir nefret dalgası oluşturmuş durumda. Bu haydutluğun, Amerikan toplumunda da bir kırılmaya yol açacağı kaçınılmaz gibi gözüküyor.

Nitekim Trump’ın ikinci döneminin en kritik istihbarat atamalarından biri olan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, görevinden istifa ederek anlamlı bir tepki ortaya koydu. İstifa mektubunda savaşı “vicdanen” destekleyemeyeceğini belirten Kent, çok ağır bir suçlamada bulunarak savaşın “İsrail’in baskısıyla” başlatıldığını ilan etti.

Evet Amerika ekonomisiyle, savaş teknolojisiyle güçlü bir ülke ama Trump, aptalca politikalarıyla ülkesini bütün dünyada yalnızlaştırıyor. Hatırlayalım, ikinci kez seçildiğinde bütün dünyaya parmak salladı ve özellikle de Avrupalı müttefiklerine meydan okudu.

Oysa Amerika’nın uluslararası anlamdaki geleneksel politikaları, zaman zaman küçük çaplı krizler yaşansa da genellikle müttefiklerini dikkate alan bir iklimde yürümüştür. Trump bütün diplomatik teamülleri alt üstü ederek ve de uluslararası hukuku yok sayarak, müttefiklerini bile düşmanlık parantezine alan hoyratça bir politik çizgiyi tercih etti.

Trump’ın, Netenyahu’nun kuyruğuna takılarak başlattığı haydutluk politikası, İran’a karşı başlattıkları saldırıyla birlikte kelimenin tam anlamıyla bir duvara toslamış durumda.

Özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte, dünya ekonomilerinde alarm zillerinin çalmaya başlaması, Trump’ın o hoyrat tavrını da kırmış görünüyor. Dünyayı ateşe verirken Avrupa’ya bile meydan okuyan Trump, şimdi çaresizce Avrupa ülkelerini yardıma çağırıyor. Öyle ki Çin’e bile “Gel yardım et, Hürmüz’ü birlikte çözelim” demek zorunda kaldı.

Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya başta olmak üzere Avrupa’nın önemli ülkeleri Trump’a rest çekerek, Hürmüz için destek vermeyeceklerini açıkladılar. Geçtiğimiz hafta Brüksel’de düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısının ardından açıklamalarda bulunan AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “(Birlik üyesi) hiçbir ülkenin bu savaşa çekilmek istemediğini” dile getirerek, “Bu bizim savaşımız değil” ifadesini kullandı.

Kuşkusuz ABD-İsrail saldırıları, İran’da büyük tahribatlara yol açıyor. Ama ülkenin dini liderini ve çocukları öldürecek kadar şeytani bir politikayla İran’a diz çöktürmek de hiç kolay olmayacaktır. Evet İran’ın yıllar içinde yaptığı hatalar ve despotik uygulamalar elbette savunulamaz. Ama bu İran’a karşı yapılan vahşi saldırıları da asla meşrulaştırmaz.

Taha Özhan’ı, geçtiğimiz günlerde Perspektif’te, savaşı ve İran’ı analiz eden çok önemli bir yazısı yayımlandı. Yazıdaki şu tespitin altını özellikle çizmekte yarar var: “İran ölçeği, tarihi, toplumsal muhayyilesiyle ve siyasal teolojisiyle istese de ‘tam teslimiyeti’ taşıyabilecek bir ülke değildir. İran’ın ABD’ye karşı askeri bir zafer elde etmesi mümkün değildir. Ancak ABD’nin de İran’dan bir Körfez yönetimi, hatta II. Dünya Savaşı sonrası Almanya ya da Japonya çıkarması da mümkün değildir.”
Geldiğimiz noktada, Trump ve Netenyahu’nun tam bir paranoyaya dönüşen çılgınlıkları, sonuçları itibariyle Amerika’yı da zora sokan bir görüntüyü ortaya çıkarmış bulunuyor. Zira savaşın dünya ekonomilerinde yarattığı krizden, doğal olarak Amerika da nasibini alacaktır.

Bu konuda geçtiğimiz hafta Financial Times (FT)’ta, savaşın küresel ekonomideki görünmeyen yüzünü ortaya koyan çarpıcı bir analiz yayımlandı. Cornell Üniversitesi’nden yaptırımlar uzmanı akademisyen Nicholas Mulder tarafından kaleme alınan analize göre; Amerika’nın Soğuk Savaş sonrası kurduğu “ekonomik savaş ve yaptırım tekeli” resmen sona erdi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve Çin’in nadir toprak elementleri kozunu oynaması, ABD’nin kendi yarattığı ekonomik silahların artık bizzat Washington’ı vurduğunu gösteriyor.

Maalesef İran’a yapılan vahşi saldırılarla bir kez daha gördük ki despotların çılgınlıkları sadece kendi ülkelerine zarar vermekle kalmıyor, bütün dünyayı da yakmaya devam ediyor…

YORUMLAR (21)
21 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.