Üniversite kapatmak!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CB Kararı ile Bilgi Üniversitesi’ni kapatması, üç gün sonra ise “YÖK’ün yazısı üzerine” açması birçok bakımdan önemle üzerinde durulması gereken bir sorundur.
* Evvela bir üniversitenin tek imzayla böylesine kolayca kapatılması…
Oysa üniversiteler ancak kanunla kurulabilen ciddiyet ve ehemmiyette akademik kuruluşlardır. Prof. İzzet Özgenç’in belirttiği gibi, kanunla kurulan üniversitenin ancak kanunla kapatılabilmesi lazımdı.
* Böyle fevkalade ciddi bir konuda, gerekli araştırma yapılmadan kapatma kararı verilmesi…
YÖK Başkanı Prof. Erol Özvar’a göre, kapatıldıktan sonra “sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız…” öğrenci ve ailelerinin hassasiyetini gözeterek açma kararı verilmiş.
Öğrencileri ve ailelerini elbette alkışlıyorum. Peki, bu “raporlar ve güncel durum”un kapatma kararı verilmeden önce araştırılması gerekmez miydi?!
Bu da CB sisteminin nasıl çalıştığına dair örneklerden biridir.
ÖZERK ÜNİVERSİTE
Bizde matbaanın ve sanayinin gecikmesi nasıl “geri kalmışlığa” mal olduysa, üniversitenin gecikmesi de aynen öyledir.
Avrupa Orta Çağı’nda üniversitenin başlangıcına kadar gitmeyelim. Moskova Üniversitesi 1755’te kurulmuştu. Tarihçi Akdes Nimet Kurat, 1890’larda Rusya’da okuryazarlık oranını yüzde 21 olarak verir. 1914 yılında Rusya’da bilimsel itibara sahip 8 üniversite vardı.
Bizde, çeşitli tecrübe ve hazırlıklardan sonra Darülfünun, resmen 1874’te açıldı, çeşitli aşamalardan geçti. Rusya’dan bile yüz yıl sonra!
Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye’de bir tek Darülfünun vardı.
1933 Üniversite reformuyla modern üniversite yapısı tesis edildi fakat siyasi ayırımcılıkla birçok bilim insanı üniversiteden atıldı; tıp ve matematik dallarında bile!
Modern “özerk üniversite” zihniyetinin yerleşmediği, siyasetin en üstün değer sanıldığı bir kültürde, iktidarlar üniversiteye baskı yaptı, darbeler birçok öğretim üyesini tasfiye etti. Ak Parti iktidarı da OHAL kararnameleriyle, FETÖ’cü diyerek üniversitede yargısız tasfiyeler yaptı; bu vesileyle solcu birçok akademisyeni de tasfiye etti.
SİYASET VE BİLİM
İktidar, atadığı YÖK vasıtasıyla tüm öğretim üyelerini kontrol etmek için 703 Sayı KHK’yı yasalaştırdığında, AYM, “üniversite özerkliğine aykırıdır” diyerek iptal etmiştir. (K: 2019/20)
AYM’nin bu kararı, özerkliğin doğru bir tanımıdır; iktidarlar üniversite yönetimlerini belirleyemez.
Bizde kimsenin içine sinmeyen budur maalesef.
Her güçlü iktidar, üniversiteyi ve de yargıyı denetim altına almak istedi. Adalet ve bilim kavramları, bizde siyasetin üstünde değer kazanamadı.
DP iktidarı, akademisyenlerin emeklilik yaşını değiştirerek üniversite üzerinde baskı kurmak istediğinde, DP Trabzon Milletvekili tarihçi Prof. Osman Turan, kendi partisinin grup toplantısında buna şöyle itiraz etmişti:
“Üniversitenin özerkliğine zerre kadar halel gelirse o memlekette ilim olamaz, ilim olmayan bir memleketin ise istikbali manen tehlikededir.” (21 Haziran 1954)
Matbaa ve sanayide gecikmemiz gibi üniversite alanında gecikmemizin sonuçlarını “geri kalmışlık” belasıyla yaşamış olmamız, merhum Osman Turan hocamızın ne kadar haklı olduğunu gösterir.
‘SIRA BİZDE’
Kabul edelim ki milletçe zihni hastalıklarımızdan biri, aşırı politizasyondur, “bizden” duygusunun bütün değerlere hükmetmesidir.
İnönü Üniversitesi’nde büyük bir akademik atılım başaran Rektör Prof. Cemil Çelik, “Üniversitelerin İdeolojik Kimliği Olur mu?” başlıklı yazısında muhafazakarların üniversiteye bakışını anlatırken şöyle yazmıştı:
“Önceki dönemlerin yaptığı yanlışlıkları, ideolojik saplantıları, ‘bu sefer sıra bizde’ diye tekrar etmenin bilim üretimine faydasının olamayacağını hepimiz yaşayarak göreceğiz.” (Karar, 15 Ağustos 2017)
Şehir Üniversitesi’ni kapatmak, Boğaziçi Üniversitesi’ni hırpalamak, tek bilimsel makalesi olmayan rektörler atamak, kişilere göre KHK ile YÖK Kanunu’nda geçici tadilat yapmak, tek imzayla üniversite kapatabilmek…
Her ilde bir üniversite mi diyeceksiniz? Üniversiteyi liyakat ölçüsüyle açmak, gençleri ekonominin ihtiyaçlarına göre mesleklendirmek gerekmiyor muydu?
Yargı bağımsızlığı için de üniversite özerkliği için de esaslı reformlar lazım.
