Açık konuşalım yoksa geç olacak

İki yıla yaklaşan bir zamandan beri ne idüğü hala tam belli olmayan yeni “süreç”le yatıp kalkıyoruz. Buraya nasıl gelindiğini iyi anlamak lazım. Yirmi yılı, bir bakışla kırk yılı, hatta yüz yılı aşan bir hazırlığı var.

Yüz elli yıl önce çokça yaşandığı gibi Kürtleri Türklerden koparmak ve ayrı bir devlet kurdurmak hedefti. Fakat halkta karşılığı olmadığı için söylenmiyordu. Hatırlayın, son yirmi yılın aralıklarla beş yılı hariç durum tam da böyleydi. Azıcık direnen ve “Sorun dediğiniz nedir, açık söyleyin!” diyen olursa da bir daha o programlara çağırmadılar.

Birini söyleyeyim, on beş yıl olmuştur. Sanırım Haber Türk’teydi (CNN Türk de olabilir). Yine malum konu etrafında konuşuluyordu. Sadi Somuncuoğlu da aralarındaydı. Nasıl olduysa çağırmışlardı. Şimdiki Dem’in ağır toplarından Mithat Sancar, bütün kanallardaki o tartışma programlarının on beş yirmi kişiyi aşmayan değişmez kadrosundandı.

ULUS DEVLETLERİNDE KURUCUYA ORTAKLIK İDDİA EDİLEMEZ

Mithat Sancar’ın ne düşündüğü kapalılığı içinde açıktı. Dediklerine bakılırsa demokrat batı ülkelerindeki kesin ve keskin millet devleti modeli sanki yoktu. Ona bakarsanız Batı’da kırk parçalı bir sistem olduğuna hükmedebilirdiniz.

Ona ve benzerlerine çıktıkları kanallarda, “Fransa’da, Almanya’da, İtalya’da hatta elli devletli Amerika’da şu veya bu etnik kimlik için etnik ayrıcalık istenebilir mi?” diyecek kimseler olmuyordu. Bu devletler modern ulus devletleridir ve vatandaşları tek tiptir. Mesela Fransa’da her vatandaş alt kimliğine bakılmaksızın Fransız’dır. Aksini söyleyen başına geleceklere hazırdır. O toplumda yeri yoktur.

Federatif sistemlerde bile öyledir. Mesela Almanya’da Almanca, Amerika’da İngilizce tek dildir. Belediyelerinde bizdeki gibi şu veya bu dilin levhalarını koymaya kalkanları bekleyen son da bellidir. Bizdeki millet devletinden ve üniter sistemden tam bir sapmadır. Yıllardır kadrolu konuşmacılardan bunları söyleyen de olmuyordu.

Her zaman yapıldığı gibi serbest atış hali devam ederken söz Sadi Bey’e gelince hava değişti.

SADİ SOMUNCUOĞLU YALAN-YANLIŞ KURGUYU BOZDU

Sadi Somuncuoğlu, konuyu çalışanlardandı. Kurguyu da biliyordu. Kitaplarında etraflıca yazdıklarını anlatmaya başladı. Mithat Sancar araya girmeye çalıştıkça anlattıkları daha netleşti. Belge istedi. Örnek ülke istedi: “Mithat Bey, Self determinasyonun mutlak bir hak olduğu bir Batı ülkesi söyleyin!” Mithat Sancar yine İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre kararlar var diyerek yuvarlamaya devam ettikçe Sadi Bey, “Karar da o değil, şudur” diyerek hukukçu insan hakları uzmanımızın uzmanlığını anlamamızı sağladı. Ben bulmayı becerip de buraya koyamadım. O kaydı bulun ve lütfen seyredin!

Program bitince Sadi Bey’i aradım ve “Bu programdan sonra sizi bir daha çağırmazlar” dedim. Sonra Millî Düşünce ve Misak toplantılarında bu görüşmemizi konu açıldığında hep tekrar ettiğimiz için bileni çoktur.

Ne oldu dersiniz? Maalesef yanılmadım ve Sadi Somuncuoğlu bir daha çağrılmadı.

DOĞRUYU ARAMA-SÖYLEME YASAĞINA TAKILDIK

Demem o ki bir ezber var ve o ezber Sevr’in yıldönümünde PKK için çerçeve kanun çıkaranların pervasızlığında görülen Türk’e ve devletine mesafelilik ezberidir. O ezber, bilmeye, anlamaya ve tartışmaya kapalıdır. Biz bunu on yıllardır yaşıyoruz.

Son yılların hızı baş döndürücüdür. Konu değişmiyor, bir etnik kimliktir. O etnikten millet yaratma işlemleri Türk devletinin imkânları sonuna kadar kullanılarak yürüyor. Şimdi değil, baştan beri öyle.

Batı demokrasileri şimdilik bu gibi bozgunculuklardan kendini koruyor. Sert tedbirler uyguluyorlar. Bir bilen, Batı’da adında “halklar” bulunan Sovyet sosyalizminin döküntülerine sarılan Dem gibi bir ayrıştırıcı partiye ve uzantılarına izin verilip verilmeyeceğini mutlaka yazmalı.

KANUNLAR UYGULANMAZSA BUNLAR OLUR

Türkiye’de kafalar sersemletildi. Şimdi her tür yanlışın-yanılgının doğrunun üstünde değer bulduğu yerdir burası. Bu tablo oluşturulmasa “halklar” diyerek bölücülük yapılamaz. Millet devletlerinde bunlar olmaz. Örneği yoktur. Bir devlette ayrılık isteyen elbette çıkabilir. İsterse ve şartlar oluşursa da ayrılabilir. Fakat kurucu unsura ortak getirilmesi olmaz. Türk’e iftira normal karşılanamaz. Tarihini ortaklık iddiasıyla tahrif etmenin bilgisi-belgesi de yokken ısrarla tekrar edilmesi iyi niyetle anlaşılacak bir mesele değildir.

Bizim terörcü başına sığınan siyasetçi esnafı da biliyor ki Türkiye’de Kürt-Türk veya başka bir etnisiteden gelen Türk (vatandaş) olmanın fert planında farkı yoktur. Yeni sürecin açtığı yaradan sonrası için emin olunamaz ama halk arasında hala husumet yoktur. Bile bile ayrımcılık ederek olmayan kollektif haklardan mağduriyet kurguluyor, düşmanlık ekiyorlar.

Peki yaşanan ne derseniz derim ki: Ezilen varsa hepimiziz. Haksızlık hukuksuzluk da derece farkıyla da olsa hepimize. Şimdi ben bazılarımıza vurulan fiske bahanesiyle “Bize balyoz indirdiler” diyerek anlatırsam apaçık bir abartma, yanıltma olmaz mı? Bunu bir de halkı birbirine karşı tutum almaya yönelterek yaparsam ne olur?

Birliği baltalarım ve şimdi olanlar olur.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.