Vicdanın sesinin engellenmesi vicdanlara ağır gelir
Fon vurgununun yarattığı deprem giderek bir tsunami dalgasına dönüşmüş bulunuyor. Skandalın ilk günlerinden itibaren meselenin vahametini göremeyen ya da görmek istemeyen iktidar, toplumda yükselen tepkiler karşısında ses vermeye başladı ama sadece Fatma Betül Sayan’ı tutuklamakla vicdanları ikna etmesi mümkün olmayacak gibi görünüyor.
Çünkü toplumun farklı kesimlerinden, özellikle de dindar-muhafazakar kesimlerinden öylesine güçlü bir itiraz sesi yükseliyor ki AK Parti iktidarı, fon dolandırıcılığına bulaşan siyasi aktörler dahil, partili partisiz ya da sorumluluk makamında bulunan bütün isimleri açıklayıp yargısal sürecin önünü açmadan bu tsunami dalgasından kurtulamaz.
Şu ana adar ortaya çıkan tabloya bakarak söylemek gerekirse iktidarın şimdilik Fatma Betül’le tepkilerin önünü keserek ‘zaman en iyi ilaçtır’ formülüyle durumu idare etmeye çalıştığı anlaşılıyor.
Ama bu süreç çoktan aşıldı. Temizlenme konusunda toplumun beklentileri, iki ay öncesine göre çok daha ileri bir noktada bulunuyor. Daha net ifade etmek gerekirse, asrın fon soygununu, sadece bir ‘kurban’ vererek temize çekmek kesinlikle mümkün olmayacaktır.
Ayrıca kirliliğin bu kadar ortalara saçıldığı bir ortamda, şimdi gözaltına alınıp tutuklanan bazı isimlerin, “biz bu kadar değildik, diğerleri nerede?” diye sormayacağının bir garantisi yok. Dolayısıyla iktidarın, skandala karışan isimlerin tamamını şeffaf bir şekilde açıklamaktan başka bir şansı bulunmuyor.
Ancak öyle anlaşılıyor ki, iktidarın şeffaflıkla arası pek iyi değil. Bırakın şeffaflığı, Adana ve Muş’ta görevli iki imamın organize fon vurgununa yönelik vaazlarına bile erişim engeli getirildi.
Peki ne demiş bu hocalar?
Yüreğir Merkez Camii imamı Mustafa İslam vaazında diyor ki:
“Onlar artık dağlarda değiller; sokaklardalar, caddelerdeler, çarşıdalar. Vallahi Mekke’deler, vallahi Medine’deler, vallahi camideler, vallahi saftalar. Kravatlı hırsızlar, sizinle omuz omuza secdedeler. O kadar açgözlüler. Bakıyoruz ki; bunlar sakallılar, güzel giyinmişler, başörtülüler... İçim yanıyor! İman kalbe gitmeyince şeklen iman gözükmüyor aziz kardeşlerim. Taktıkları başörtülerle, bıraktıkları sakallarla olmuyor.”
Muş Salih-Muhlise Çağlayan Camii imamı Mustafa İlci de vaazında “Yolsuzluk örtbas edilirse devlet hastalanır ve ölür” diyerek hakkaniyetli bir ses yükseltiyor.
Organize fon vurgunu eleştiren vaazları susturarak, eleştirenlerin sesini kısarak, gözaltına alarak toplumsal vicdanı ikna etmek asla mümkün olmayacaktır.
Eğer iktidar toplum nezdinde eksiye düşen itibarını biraz olsun düzeltmek istiyorsa, iddia edildiği gibi fon dolandırıcılığına bulaşan vekiller varsa onları hiç zaman kaybetmeden açıklamalıdır.
Ayıca Adalet Bakanı Akın Gürlek de vurgunun siyasi ayağının altını net bir şekilde çizdi. Gürlek, Türkiye’yi sarsan fon soruşturmasının yalnızca borsa manipülasyonuyla sınırlı olmadığını, üst düzey finans bürokrasisi, medya ve siyasi isimlere kadar uzanan organize bir suç yapılanmasının ortaya çıkarıldığını açıkladı.
Kısacası, bakanın da ifade ettiği gibi önümüzde bir suç örgütü var ve bu örgüt, tümüyle yargı önüne çıkartılıp adaletin terazisinde tartılmazsa Fatma Betül Sayan’ın kurban olarak ortaya atılması da bir işe yaramayabilir.
Görünen o ki skandal konusunda toplumun da muhalefetin de tepkisi kolay kolay dinmeyecek. Mesela DEVA Partisi lideri Ali Babacan, iktidara en can alıcı noktadan vurarak diyor ki: “Bu kadar büyük bir dolandırıcılık hadisesinin, belli ki piyasa aktörleri, bürokrasi ve siyasi iktidar içinden insanlar örgütlü bir biçimde bu suçu işlemişler. Yani hep karşımıza çıkan o ‘şer üçgeni’ yine devrede. Ancak dikkat edin, üçgenin sadece iki köşesine operasyonlar yapılıyor. Üçgenin siyasi iktidar köşesine ilişen yok. Böyle olmaz.”
YENİ Parti lideri Özgür Özel de iktidarın, siyasi ayağı açıklayacak ve böyle bir dolandırıcılığı önleyebilecek yönetim kabiliyetini kaybettiğini belirterek, acilen sandığın getirilmesi çağrısı yaptı.
Unutmayalım; bu ülkede Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş, hiçbir hukuki temeli olmayan gerekçelerle on yıldır cezaevinde bulunuyor, hem de AİHM’nin ‘serbest bırakın’ kararına rağmen… Hal böyleyken, organize fon vurgununa karışan siyasiler ve bazı imtiyazlı kişiler açıklanmazsa, bu kadarı vicdanlara ağır gelir.
