Anıtkabir, Atatürk Stadyumu’na karşı

Cumartesi günü aynı gün içinde iki farklı Türkiye yaşandı.

Ankara’da iki CHP karşı karşıya geldi. Karadeniz’de husumet yüzünden aynı köyde iki farklı cami yapıp, namazlarını orada kılan köylüler gibi Kılıçdaroğlu genel merkezin önünde, Özel Güvenpark’ta partililerle bayramlaştı.

Özel, tartışmasız daha büyük bir kalabalık topladı, sonra da o kalabalıkla Anıtkabir’e yürüdü.

Tarihi bir kırılma anı da orada yaşandı.

Tarihte ilk kez Anıtkabir’in kapıları CHP’lilere önce kapandı. Özel, ancak çelenginin üzerindeki “Özgür Özel-CHP Genel Başkanı” şeridini çıkarınca Atatürk’ün huzuruna çıkarıldı.

Orada da cebinden şeridi çıkarıp bir hamleyle çelenge takınca Anıtkabir’in sivil kıyafetli asker görevlileriyle CHP’liler yine tarihte ilk kez Atatürk huzurunda itiş kakış yaşadılar.

Sonra Özgür Özel oradan çıkıp, Anıtkabir’in bahçesini dolduran CHP’lilere elindeki Nutuk’tan Ey Türk Gençliği’ni okutturan bir gence eşlik etti.

Ülkenin kurucu partisi CHP’nin devlet karşısında direnişinde kırmızı flamalı tüm sosyalist partiler de imdada yetişmişlerdi.

Bir tarafta devletin, resmi onaylı CHP’si vardı, diğer tarafta gittikçe daha fazla polisle, tomayla, devletle karşı karşıya direnişteki CHP.

Türkiye ve demokrasi için ciddi bir kırılmanın görüntüleriydi bunlar. Normal bir ülkeyi altüst edecek, tansiyonu yükseltecek, kaotik bir gün yaşandı Ankara’da.

Ankara’da bu kaosun yaşandığı günün akşamında İstanbul’da sadece konser telaşı vardı.

İstanbul’un iki büyük stadyumunda birbirinin tam zıddı iki müzik türünün en ünlü isimleri sahne aldılar.

Halkalı’daki Atatürk Olimpiyat Stadı’nı Kanye West için gelen 118 bin kişi dünyada biletli konser rekorunu kırdı.

Beşiktaş’taki eski İnönü Stadyumu’nu dolduran 50 bin kişi ise İtalyan tenör Andrea Bocelli’yi dinledi.

Hitler için şarkı yapınca İngiltere, Almanya, Polonya’daki konserleri iptal edilen Ye lakaplı Kanye, İstanbul’da ifade hürriyetinin keyfini çıkardı.

Daha birkaç ay önce Mabel Matiz’i şarkısındaki “Sal kuşu hanesine” cümlesi için müstehcenlikten gözaltı aldıran savcılar, Ye’nin “I wanna f… you hard”ını hoşgürüyle karşıladılar.

UEFA finali için gelen İngiliz ve Alman taraftarlar için kuş uçturulmayan Gezi Parkı’nda kurulan fan zoneda bira stantları açtıran dışsal hoşgörü yine devredeydi.

İstanbul’un yaz sefası bir akşamlık da olmayacak.

Bu yaz İstanbul, eski Türkiye sevdalılarının özlediği bir yaz geçirecek.

Dün gece rapçi Travis Scott sahne aldı.

Haziran boyunca İtalyan tenor Alessandro Safina, Belaruslu sanatçı Max Korzh, Rock müziğin yaşayan efsanelerinden Alice Cooper, Arap pop müziğinin önemli isimlerinden Ragheb Alame, metal müziğin öncü gruplarından Megadeth, Alman rock efsanesi Scorpions,
elektronik müziğin dünyaca ünlü ismi Moby ve Kanadalı alternatif rock grubu Three Days Grace İstanbul’da konser verecekler.

Temmuz ayında yıldızlar geçidi tür değiştirecek bu kez de NATO liderleri muhtemelen Trump da NATO Zirvesi için İstanbul ve Ankara’ya gelecek.

Türkiye’de uzmanlar mutlak butlan kararı NATO Zirvesi öncesi çıkmaz türü iyiniyetli analizler yaparken, NATO liderlerini bizden daha iyi tanıyan iktidar bunun aralarında mesele olmayacağını önceden biliyordu herhalde.

Nitekim, öyle oldu. Birkaç göstermelik kaygılıyız mesajı sonrası şu ana kadar zirveyi boykot edecek bir lider olmadı.

Türkiye, NATO için her zaman demokrasisi değil, ordusu ve askeri kapasitesi yüzünden bir ortak olageldi. 1980 darbesini, 28 Şubat’ı umursamamış bir NATO’nun CHP’nin pasifize edilmesini neden umursasın?

Üstelik İran, Lübnan, Ukrayna, Gazze’de savaş sürerken Türkiye bölgede güvenilir, dengeli, iyi bir müttefik olduğunu da defelarca gösterdi.

Yani içerideki otoriterleşmenin Türkiye’nin dünyayla ilişkilerinde bir karşılığı yok.

Hatta devletimiz içerideki hasımlarına dışarıdakilerden daha sert.

CHP’ye mutlak butlan kararından kısa bir süre önce Türkiye, sessizce Irak Hizbullah’ı Kataib Hizbullah’ın liderini Türk medyasında haber dahi yapılmayan bir sessizlikte ABD’ye teslim etti. Ve ne kadar iyi bir müttefik olduğunu bir kere daha gösterdi.

Türkiye’deki iktidar Batı’ya İslamcı, yayılmacı, Batı karşıtı bir sinyal de göndermiyor. Yani laik muhalefet bu anlamda da dikkate alınması ve desteklenmesi gereken bir alternatif olarak görülmüyor.

Muhtemelen Eylül ayında da çok sayıda Batılı lider Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılışı için İstanbul’a gelebilir.

1971’de kapatılmış Ruhban Okulu’nu açan bir iktidarın otoriterliği Batılıların çok da umurunda olmayabilir.

Bu arada son 60 yılın en Türkiye yanlısı ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Suriye ve Irak’tan sorumlu özel temsilciliğinin bir kaç sallandıktan sonra tekrar Trump tarafından iade edilmesi de iktidarın elini güçlendirecektir.

Böyle bir dünyada CHP’nin bölünmesi, mutlak butlan, Türkiye’de demokrasinin gerilemesi dünyanın ne kadar umurunda olur?

Daha da önemlisi İstanbul’da ve diğer şehirlerde hayat, yaz, tatil, konserler sürerken Ankara’daki siyasi kriz Türkiye’deki vatandaşların ne kadarının gündemine girebilir ya da girdiyse kalabilir?

Genel olarak siyasete karşı tiksinti, ikrah, hiçbirşey değişmeyecek biz kendi hayatımıza bakalım hissi nasıl tersine döndürülebilir?

Bu sadece Türkiye’ye özgü bir apati hali de değil.

Türkiye ve dünyada 20. yüzyılın büyük bölümünde siyaset insanların hayatının merkezindeydi.

İnsanlar kendilerini sınıf, ideoloji, parti, dava, devrim, milliyetçilik, din gibi kolektif kimlikler üzerinden tanımlıyordu. Bir insanın hayat projesi ile siyasi projesi arasında güçlü bir bağ vardı.

Bugün ise özellikle şehirli toplumlarda bu bağ zayıfladı.

İnsanlar artık dünyayı değiştirmeyi değil, kendi hayatlarını yönetmeyi daha gerçekçi buluyor.

Devrim yapmak yerine iyi bir kariyer kurmak, parti toplantısına gitmek yerine tatile çıkmak, siyasi mücadeleye enerji harcamak yerine spor yapmak, çocuk büyütmek, seyahat etmek ya da bir konsere gitmek daha anlamlı görünüyor.

Çünkü ideolojilerin, siyasetin kurtarıcılığına güven azaldı. Siyasetin insanların hayatlarını değiştirme gücü de düştü. Devletler, sisyem, ekonomik yapı artık siyasetle sarsılamayacak kadar güçlü.

Ve tabii bizde olmadığı için dizlere vurulan birey nihayet geldi. İnsanlar hep özlendiği gibi kendilerini artık bir sınıfın, partinin veya hareketin parçası olarak değil, kendi hayat hikâyelerinin öznesi olarak görüyorlar.

Peki iyi mi oldu? Özellikle böyle kriz durumlarında hiç de iyi olmadı.

Ve tabii Türkiye kriz yorgunu. Son 10 yılda olmadık şey kalmadı.

Gece darbe girişimi oldu, sabahında insanlar işlerine gittiler.

Her şeyin tarihi olduğu söylemek de işe yaramıyor.

Siyasetçiler tarihi bir dönemeçte olduğumuz söylüyorlar ama insanlar aynı anda konserlere gidiyor, Netflix izliyor, yaz tatili planlıyor, çocuklarını okula götürüyor ve hayatlarına devam ediyorlar.

Özgür Özel’in ve CHP’nin sivil itaatsizlik eylemleri daha ne kadar böyle bir dünyada ve Türkiye’de toplumun yükselmeyen siyasi nabzını tutabilir?

Çok zor görünüyor.

Hayatın normalliği, siyasetin anormalliğine galebe çalıyor.

Ankara’da Anıtkabir’de Ey Türk Gençliği diye seslenilen gençlik, İstanbul’daki Atatürk Stadyumu’nda konserde.

Çaresizlik, benim gücüm yetmez zaten hissi, korku ve ümitsizlikle apati daha da yükselebilir.

Tansiyonu yükseltecek tek şey sandık olacaktır.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.