Back To Top
Ankara bir zamanlar televizyona da direnmişti...

Ankara bir zamanlar televizyona da direnmişti...

 - Son Güncelleme: 03.08.2019 Cumartesi 09:05
- A +

Ankara bir zamanlar televizyona da direnmişti... 

Apollo 11’in Ay’a gitmesinin üzerinden 50 yıl geçti.  

20 Temmuz 1969 günü Neil Armstrong’un Ay’a ilk adımı attığı anları dünyada milyonlarca insan televizyonlarının başında canlı olarak izlemişti.

Pek çoğu da renkli olarak. 

Ama o şanslı dünyalılar arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yoktu. 

Çünkü o sırada Türkiye’de sadece Ankara Televizyonu vardı. 

O da 31 ocak 1968 günü test yayınlarına başlamış televizyon Ankara’nın yüzde 1’i tarafından izlenebilen bir protokol kanalından fazla bir şey değildi.

Kanalın ilk yayını Ankara Televizyon Müdürü Mahmut Tali Öngören'in konuşmasıyla başlamış, ardından Afet İnan "Türk Devrim Tarihi" dersi vermiş, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın Libya’dan dönüşünü gösteren bir filmden sonra da çizgi film, Antalya'nın Suları ve Antalya'nın Ormanları adlı belgeseller gösterilmişti.

Halbuki 1940’ların ortalarından itibaren ABD ve Avrupa’da televizyonlar radyonun yerini çoktan almıştı. 50’lerde ABD’de kablolu televizyonlar bile yayındaydı. 1960’a gelindiğinde Avrupa’dan Afrika’ya dünyanın 63 ülkesinde televizyon yayını vardı.

Bu ülkeler arasında Türkiye’nin komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Sovyetlere bağlı Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan. İran, Irak ve Suriye de vardı. Pakistan da bile televizyon yayınları Türkiye’den önce başlamıştı. 

70’lerden itibaren bütün bu ülkelerde televizyon yayınları renklenmişti. Türkiye renkli televizyona da bütün Avrupa ülkeleri ve komşu ülkelerinden yıllar sonra ancak 1984 yılında geçebildi. 

Peki, Türkiye neden bu kadar geç kalmıştı?

Aslında geç kalmayabilirdi. Avrupa ülkelerinde televizyonun yaygınlaşmaya başladığı 1950’lerin başında Türkiye’de de televizyon kurma girişimleri olmuştu. 

1950’de iktidara gelen Demokrat Parti’nin en heyecan verici projelerinden biriydi televizyonu Türkiye’ye getirmek.

16 Kasım 1950’de bir basın toplantısı düzenleyen dönemin Basın Yayın Umum Müdürü, Amerikalı firmaların İstanbul ve Ankara’da televizyon kurmak için tekliflerde bulunduğunu açıklaması büyük heyecan yaratmıştı.

Ardından 1952’de Türkiye’nin ilk televizyon kanalı İTÜ TV dar bir çevreye yayınlara başladı.

50’ler boyunca gazetelerde zaman zaman Türkiye’de televizyon kurmak isteyen Amerikalılar ve Alman heyetlerin Ankara temaslar yürüttüğü haberleri çıktı. İTÜ TV’nin İstanbul’da daha geniş bir alanda yayın yapması için Amerika’dan verici desteği gelmişti. Ama Demokrat Parti, televizyonu Türkiye’ye getiremedi. 

27 Mayıs darbecileri de televizyonu getirme sözü vermişler, Alparslan Türkeş, basına bir Alman heyetin Türkiye’de televizyon kuracağını açıklamıştı ama oradan da bir sonuç çıkmamıştı.

1 Mayıs 1964’de TRT yani Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu  adıyla kurulduğunda ortada hala televizyon yoktu. 

TRT için yapılan kanunda yayınlarla ilgili çizilen çerçeve ise radyo-televizyon yayınlardan duyulan endişeyi ve ona biçilen misyonu yansıtmaktaydı:

“Programların Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkelerle Cumhuriyet niteliklerini benimsetici ve bu görüş, ilke ve niteliklere uygun düşünce ve davranış tarzını geliştirici bir zihniyetle Türk toplumunun çağdaş uygarlık seviyesine erişmesi amacını güden Atatürk devrimlerinin getirdiği dünya görüşü ile yaşama tarzını geliştirici bir tutumda hazırlanması gerekir.”

Televizyondan duyulan bu endişe, çoğu yurtdışında televizyon yayınlarının olduğu ülkelerde okumuş ülkenin en yetişmiş kadrolarının çalıştığı Devlet Planlama Teşkilatı’nın 1963 yılında hazırlandığı Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’na da yansıdı.

Plan için hazırlanan Radyo Televizyon Özel İhtisas Komisyonu raporunda 1968’e kadar televizyona yatırım yapılması uygun bulunmamıştı. 

DPT’nin gerekçeleri özetle şöyleydi; “Televizyon masraflı bir yatırım.  O yüzden sadece varlıklı insanlar bundan istifade edebilir. Bu da televizyonun ondan beklenen kültür ve eğitim gibi fonksiyonları yerine getirmesine manidir. Çünkü böyle bir eğitimden faydalanması gereken insanlar dar gelir grubundadır. Boş yere televizyon ve verici ithal ederek döviz kaybına sebep verilmemelidir.”

TRT’nin bağlı olduğu Turizm ve Tanıtma Bakanı televizyon konunun kapandığını açıklamış, gazetelerde üst üste çıkan yazılarda Irak’ta, İran’da bile olan televizyonun Türkiye’ye gelmemesi eleştirilmişti.

Kararın arkasındaki isimlerden biri de Birinci Beş Yıllık Kalkınma Raporu hazırlanırken DPT’nin Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürü Yalçın Küçük’tü. 

Yıllar sonra bunu “Ben Birinci Plan döneminde Türkiye”ye televizyonun gelmemesini yazdım. Çok büyük tartışmalar oldu. Elimden gelse idi hiç sokmazdım, bugün bile sokmam. Ve çok memnunum. Türkiye’ye televizyonun girişini beş yıl geciktirdim” diye gururla anlatmıştı.

Birinci Beş Yıllık Plan’da televizyon yerine eğitim ve ulusal bütünlük için ülkenin her yerinde dinlenebilen bir radyo kurulması hedef olarak gösterilmişti. 

Televizyon, 1968-1973 dönemlerini kapsayan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’na da zor bela girebildi. Plana göre televizyon yayınlarına kademeli olarak geçilecekti.

Herhalde televizyona af çıkmasında, bu planın hazırlıkları sırasında DPT içinde yaşanan tartışmalar sonucunda Yalçın Küçük’ün teşkilattan ayrılması ve 1967’de DPT’nin başına Turgut Özal’ın gelmesi etkili olmuştur.

Ama kalkınma planında radyo ve televizyon yine bir güvenlik ve eğitim meselesi olarak ele alınmış, planda Güney Doğu illerinde yabancı radyo ve televizyonlarının izlenme alışkanlığına dikkat çekilmiş, 50’yi aşkın kaçak radyo istasyonunun kontrol altına alınması istenmişti. Planda yer verilen rakamlara göre 1960’ların başında İstanbul’da 3000, Güney illerinde ise 4000 evde televizyon vardı. Bu televizyonlar ve kurulan vericilerle vatandaşlar yurtdışındaki televizyonları izliyordu. Hatta 1972 yılında bu anten ve vericiler kaldırılmaya çalışılınca Manisa’da televizyon sahibi binlerce kişi vericilerin olduğu Spil Dağı’na yürümüştü. 

DPT’nin televizyona karşı direnci Özal’ın ayrılmasından sonra 70’lerde de sürdü.  Bütün dünyada televizyon yayıncılığı renklenirken Türkiye televizyon sistemini siyah beyaz olarak kurdu. Dünyanın eski teknolojisi ve televizyonları Türkiye’ye aktı.  Iraklılar, İranlılar renkli televizyon izlerken, 1984’e kadar Türkiye’de siyah beyaz televizyon yayını izlemesinin sebebi de DPT’nin Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bunu öyle öngörmesiydi. Gerekçe olarak da  mevcut sistemin ve televizyonların kullanım ömürleri gösterilmişti.

1990’da Ankara’nın yeni sınavı özel televizyonlar ve radyolar olmuştu. 

Cumhurbaşkanı Özal’ın teşvikiyle başlayan yayınlar TRT’nin Anayasa’daki yayın tekelini ihlal ediyordu. Radyo ve televizyon Yüksek Kurulu, bu yeni duruma karşı TRT’nin güçlendirilmesini önermiş, ille de yayınlar olacaksa da “Devletin varlığı ve bağımsızlığı, bölünmez bütünlüğü genel ahlak” diye giden uzun bir çerçeve çizmişti. 

Özel televizyon ve radyo yayınlarındaki serbestlik, ahlaksızlık, bölücülük, şeriatçılık gibi eleştiriler alıyordu. 

Bu, 1993 yılında özel radyoların “Telsiz hatlarını bozuyorlar” diyerek kapatılmasıyla sonuçlanmış ama  başlayan “Radyomu istiyorum” kampanyası karşısında Ankara daha fazla direnememişti.

1990’lı yıllarda Türkiye’de her konunun tartışılması, çok renkli bir kamusal tartışma alanın açılması, tabuların yıkılmasında özel televizyon ve radyolar büyük rol oynadılar. 

Yani devletin korktuğu kadar vardı. Ama devletin esas korktukları başına gelmedi; sonunda toplum ahlaksızlaşmadı, ülke bölünmedi, şeriat ilan edilmedi. 

Medyanın büyük oranda kontrol altına alındığı bugünlerde Ankara’nın yeni sorunu internet merkezli dijital platformlar ve alternatif medya kanalları. 

Ahlak, kültür, güvenlik, başıbozukluk gibi yine tanıdık gerekçeler sözkonusu. 

Yeni yasayla Netflix gibi platformalar ve internetten yayın yapan televizyonlar RTÜK denetimine sokulmuş oldu.

Uygulamanın nasıl olacağı henüz belirsiz. İnternet üzerinden yayın yapan bir platformu yasaklamak, sansürlemek kolay değil. Ama işler bugünkü kolaylığından çıkabilir.

Acaba Ankara’da birileri bu dijital ortamların ve internet merkezli medyanın Türkiye’nin iyi yetişmiş insanları, gençleri için ne anlam ifade ettiğinin tam olarak farkında mı?

50’lerde 60’larda komşu ülkelerdeki radyolar ve televizyonlar, 90’larda özel radyo ve tvler neyse bugün de internet merkezli medya o demek. 

Ülkedeki ağır, mutsuz, yasakçı siyasi ve sosyal ortamdan kaçış yerleri buralar. 

Taşralaşan, içeriksizleşen medya ve kültür hayatına karşı Türkiye’nin şehirli eğitimli muhafazakar ya da seküler yeni nesli burada alternatif bir ortak üst kültürü paylaşıyor. 

Devlet, insanların kaçtıkları, sığındıkları bu alana girmeye çalışmamalı, Ankara’daki bürokratlar hayatla, teknolojiyle kavga etmeyi bırakmalı, tanımlayamadıkları cisimleri riskli ve tehlikeli görme alışkanlığından vazgeçmeli artık. 

1960’larda televizyona direnenler bugün gülerek hatırlanıyor...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 23:16
Sana ne Ankara'dan. Sen Paris'i anlat, Londra'yı anlat...
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 15:58
Beni en çok güldüren ve dincilerin naekadar samimiyetsiz olduklarını, dini nasıl çırlarına göre eğip büktüklerini gösteren şey ise kısa bir süre öncesine kadar tv seyretmeye günah diyenlerin, eve tv sokturmayanların, tv nin propaganda gücünü keşfettikten sonra hepsinin tv istasyonu sahibi olması ve çatır çatır tv ye çıkmalarıdır.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 22:14
5
15.58, Bundan daha komiği; dinciler TV'ye karşı diye rahatsız olanlar, dinciler TV'yele barışık olunca da rahatsız oluyorlar...
Muhtefi. . 03 Ağustos 2019 15:18
meşhurrrr çok meshurrr Softa var İstanbulda Molla Kasım. !..en büyük alametleri Sakal, bıyık cuppe vb. :)))..herseylerini buna bağlamışlar. Yaralı parmağa isck bilgileri yok.Ama Cennette en büyük Arsaya, Huriler, Şaraplar vb Göz dikmişler. :)). Atar, tutarlar.Sanayi,Tarım, Mimari, Tıp, Tarih vb Hak getire. :))..sakal, şalvar biraz Nakil bilgi birde Retorik, Demogoji.Bu adam diyor ki brosorunde canımı sıkmayın Tv'yi sokmayın evinize. paramparça etme istedim o broşürü. !..bana ŞEYTAN Krallığı verirlerdi. :))..
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 14:57
Kaz dağlarını ,nerdeyse hergün öldürülen kadınları düşünüyorum!Gülay Şimşek vb. Devlet kadınları,çocukları,masumları korumakla mükellef.Ama nasıl oluyorsa kadınlar korunmuyor.Diyanete de çok görev düşüyor.Kılık kıyafetle uğraşmak en basiti tabii.
musto 03 Ağustos 2019 13:54
Televizyon iyi bir şey yerinde kullanılırsa bir ara açık öğretim veriyorduk. şimdi bakıyorum alt yazı geçiyor doğal gaz fiyatlarında ayarlama yapılmıştır.Eskiden kıyamet kopardı %15 zam yapılmış bu gün yine alt yazı sigara fiyatlarında ayarlama yapıldı marketten sigara aldım 18 tl behey vicdansızlar insafsızlar 3 ay içinde %50 zam yaptın maaşıma %5 Amerikan başkanına jest yaptın tütüne koyduğun vergiyi sıfırladın hıncını bizlerden aldın eşeğine gücü yetmeyen hıncını kürtününden alırmış.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 12:20
Sadece yorumlari okumak insani karamsarliga itmeye yeter. Bu ulkede hala ciddi oranda baskalarinin dusunce ve ahlak polisi olma istegi varsa elbette bu ulkeden hic bir sey olmaz. Size ne ya kim ne seyrederse seyreder. Sen seyretmezsin olur biter. Haa homoseksuellik propagandasi son 15 senedir yapiliyor ciddi ciddi ama onla mucadele yolu bu degil.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 12:03
'' Iraklılar, İranlılar renkli televizyon izlerken, 1984’e kadar Türkiye’de siyah beyaz televizyon yayını izlemesinin sebebi de DPT’nin Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bunu öyle öngörmesiydi. Gerekçe olarak da mevcut sistemin ve televizyonların kullanım ömürleri gösterilmişti.'' ne kadar ikiyüzlülük...! gerekçe sırıtıyor. üç kuruşa satın alınan siyah beyaz tv ve teferruatlarını, bize araba fiyatına sattılar önce. tıpkı onlarca sene, teneke yığınlarını araba diye (mercedesten pahalı) sattıkları gibi. ahh ankara... ve bürokrasi iş birliktelikleri.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 11:46
Küçükken bizim köyde televizyona "fitnelezyon" diyorlardı. Fitne yayıyormuş! Köyün imamı evine televizyon alınca, önce arkasında namaz kılmadılar, birkaç ay sonra da imamın evi ajansı dinlemek isteyen halkla dolup taştı. Tabii zenginlerden başlayarak tüm köy yavaş yavaş TV sahibi oldu. Biz televizyon nesliyiz, çok şey öğretti bize. Üstümüzdeki koyu karanlığı biraz yırttı. Bugün en çok karşı çıkanlar yararlanıyor TV 'den: Muhafazakarlar. Çok ironik değil mi? Demek ki ön yargılar yıkılmaya mahkum.
Kemal Atatapmaz 03 Ağustos 2019 11:39
Aynen katılıyorum devlet Netflix’e falan karışmamalı. 8 yaşındaki kız çocuklarının lezbiyen ilişkisini neden izleyemiyoruz? 10-12 yaşındaki çocuklarımız neden pornografik şiddetten mahrum kalıyor? (Sonra hamile kediciği pitbull’a parçalatıyorlar ama o kadar olur). Gay polis memurlarının eğlenceli ilişkilerine devlet neden karışıyor, neden? Muhalif, seküler insanlar olarak özgürlüğümüzü yaşayabildiğimiz bu internet ortamlarında bari bizi ve çocuklarımızı rahat bırakın. Özgürlüğümüze dokunmayın. Yeter artık.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 13:00
2
Yerinde bir saptama dostum. Ben de eroini niye içemediğime içerliyorum; kime ne ya!.. Bunları yasak etmemeli. Hem yasak olursa daha çok ilgi çeker. Tarihten ders alınsın, Çin birara afyon ticaretini yasaklamaya kalktıydı da, yasak olunca daha çok ilgi çekeceğini bilemeyen İngilizler canları pahasına Çinlileri özgürlüklerine kavuşturmuşlardı. Herşeyi emperyalizmden beklememek lazım; “tanımlayamadıkları cisimleri riskli ve tehlikeli görme alışkanlığından vazgeçmeli artık” CANIIIIM....
Karar Okuru 03 Ağustos 2019 13:02
7
Kapalı ve kısıtlı toplumlarda her tür kepaze sapkınlık çok çok daha yaygındır. Nerede abartılı ahlak bekçiliği var ise orada her türlü sapkınlığa zemin olduğu anlaşılmalıdır. Kendi zihinlerindeki sapkınlığı ahlak polisliği ya da yansıtma ile başkalarını suçlayarak örtme çabasıdır bu.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 16:00
1
Agalar
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 16:02
2
Agalar, netflix ücretli kanal değil mi. Rahatsızsanız satın almazsınız izlemezsiniz. Başkalarının neyi seyredip neyi seyretmeyecagine karar verme arzusu neden??
dipten akıllı 03 Ağustos 2019 11:29
Anahtarı elinde olmayan, bilgisi, dili,yazılımı,teknolojisi, kendine ait olmayan bir şeyi yasaklama çabası çok komik.Buna ancak ''DİP AKIL'' sahipleri tevessül eder.Şöyle diyelim.İleri Teknolojiyi Gelişmiş Medeniyeti Elinde tutan ''ÜST AKIL'' teknolojiyi insanlığa üç usulle tanıtır, tanıştırır. 1-Herkesin Bilebileceği,kullanabileceği,oyalanıp yapabileceği teknolojiler, 2-Herkesin Görebileceği ama ancak bir kısım ülkenin bir kısmını yapabileceği,kullanabileceği teknolojiler,3-Hiç kimsenin bilmediği, kullanmadığı,yapamayacağı kendine has özel gizli teknolojiler.Tabiki hepsinin kontrolü kendinde
Matbanın gecikmesiyle birebir aynı mantık.Birincisinde kalemden kazananlar, ikincisinde idealojiden ekmek yiyenler.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 11:08
Cok mu iyi oldu tv olması rezillikler lağım gibi yillarca üzerimize boca ediliyor dallaslar la ahlak gitti hele şimdi o cukur gibi ahlaksız aldatma içki uyuşturucu gibi pislikler resmi geçit yapıyor
KARAR'lı okur 03 Ağustos 2019 11:07
Evet doğru, sayın Oğur'un dediği gibi bunların yaptıklarına yarın kendileri de gülecekler.. Bi insan yarın kendisinin de başkalarının da gülecegi şeyleri neden yapar, ya da neden bunu bu günden öngöremez acaba?!! Herhalde görmemesinden olsa gerek.. Yahu zaten bu gün körse, göremiyorsa, bu günü göremiyen insan yarını nasıl "öngörebilir" ki.. Böyle dostlar düşman başına...
Musto 03 Ağustos 2019 10:05
Onlarca trt kanali var tamamı iktidarın borazanı bir donem bunlar evlerinde televizyon izlemezler izleyenleride tenkit ederlerdi simdi ele geçirmek için milyon dolarları feda ediyorlar. Elerinden gelse kapatmasak uykuda bile zorla marifetlerini izletecekler.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 09:56
Sahi ne oluyor, her ne oluyorsa bize oluyor. Önce muhafazakar bir duruş sonra etrafına, bir sürü samimi dava adamı, okur ve hayran... Daha sonra cihangir hayranlığı, derken uluslararası bir entelektüel kimliği ve bir köşeden herşeye muhalefet yazılar... Gün gelir ben ne idim ne oldu muhasebesi ancak yine olan bize oldu. Çünkü daha dün yine bizim mahalleden bir dava adamı cihangire kaydı. Artık bizde de cihangiri aratmayacak kurumlar kurduk ki mesala kadek, mesela akabe vb...
Kazım TANRIVERDİ 03 Ağustos 2019 09:51
Yazilariniz o kadar uzunki okumak istiyorum yorucu oluyor kisa ve oz lutfen
KARAR OKURU 04 Ağustos 2019 10:11
1
avrupada insanlar günde 200 sayfa kıtap okuyor. Bu halde olmamızın en büyük sebebı okumayan bır toplum olmamız. Ilk ayet oku olmasına ragmen
Takipci 03 Ağustos 2019 09:37
Rahmetli Ozaldan once TV gunah sayilirdi.
Elçi 03 Ağustos 2019 08:23
Yıldıray bey meseleyi çok iyi özetlemişsiniz ancak şunu da ifade etmekte yarar var: devlet denen organ iştirakten çok denetimle meşgul olmalı, teknolojinin bize geç gelmesi vs. Bunlar özel teşebbüsle hallolacak işlerdi ama devlet vatandaşlarının huzuru, toplumun akıl ve beden sağlığı için denetim erkini hiçbir zaman elden bırakmamalıdır, çünkü bizim ondan beklediğimizde tam olarak bu..
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 08:09
Yalçın Küçük ne kadar öngörülü bir adammış. Televizyon hiç gelmese daha iyiyimiş
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 13:50
4
Yalçın Küçük; evinde iyi bir "radyosu" olan; en az üç dil bilen; yazdığı kitapları üst üste koysan Yazarımızın boyunu geçecek bir adamdır.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 16:33
2
yalçın küçük kaç kitap yazdı bilemem ama, onu ciddiye alan hiç kimseyi görmedim. Sadece sen, numune olarak ortaya çıktın şimdi.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 22:07
1
Yalçın Küçük'ün yazdığı kitaplar kendi boyuna bir etkisi olmamış nedense
Lokman 03 Ağustos 2019 07:54
Bu aralar Netflix avukatları çoğaldı ülkemde. Hem ülkemizden para kazanacaklar, hem de aile, toplum ahlakını bozacaklar. Buna rağmen denetlenemeyecekler öyle mi? Kimden yanasınız anlayamıyorum.
Karar okuru 03 Ağustos 2019 11:09
4
“Toplum Ahlaki” nasil birsey oluyor…
Karar okuru 03 Ağustos 2019 11:11
2
Yazar ozgurluklerden yana… Acikca yazmis, sizin aile ve toplum ahlakinizin cercevesinemi yerlestirilsin hersey istiyorsunuz?? Bende benimkine uysun istiyorum… Gayet basit seyretme istemedigin seyleri, tek mecra yok ki, senin “aile ve toplum ahlakina” uyanlari seyret, bulamiyorsan seyretme…
Antik 03 Ağustos 2019 12:23
3
Lokman, bunlar paralı kanallar, isteyen izler isteyen izlemez.. Senin bildiğin toplum ahlakı ne olaki, Karısını bırakıp esnafın karısını kaçıran imam, Camide adam bıçaklayan müezzin, kadın cinayetleri, hamile kadının arabasını tekmeleyen magandalar, Daha çocuk istismarını yazmıyorum bile. Bumudur senin toplum ahlakı dediğin.hadi kardeşim hadi işinize gidin bizim ne izleyecegimizden size ne yahu. Siz önce evinizin önünü süpürün.
Lokman 03 Ağustos 2019 13:14
6
Çocuklarımız izliyor çocuklarımız. Engelleyebiliyor muyuz? Paralı parasız. Bugünün çocuklarının erişemeyeceği mecranın olmadığını görmemezlikten gelemeyiz. Nasıl bir mantık bu? İzleme olsun bitsin öyle mi?
murat 03 Ağustos 2019 13:30
4
güzel kardeşim,üye olma para verme ve izleme.böylece ahlakın bozulmaz.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 15:26
1
Toplum ahlakı şudur; ne halt edersen gizli yapacaksın, açıkça yapanı ayıplayacaksın. Bir ara Türkiyede en çok içki tüketilen il Konya idi, doğru mu acaba?
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 20:41
0
Sana ne benim ahlakımdan ya??
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 21:08
1
15.26 konya hiç bir zaman Türkiye'nin en çok alkol/içki tüketen ili olmadı. Bu yalanları kimlerin ürettiği herkesin malumu.
Okur 04 Ağustos 2019 05:18
0
13:14, günümüzde TV´lerde çocuklar için uygun olmayan kanalların açılmamasının teknik yolu var. Ayrıca, çocuğun velileri, çocuğun hangi programları ne kadar süreyle izleyebileceğini belirleme hak ve yükümlülüğüne haiz. Nihayet insanlar terbiyesini, eğitimini yalnızca TV´den almıyor. Hülasa çocukları lüzumsuz, sonuçta sıkıcı ama etkin olmayan siyasi yasakların bahanesi yapmayın.
Levent 03 Ağustos 2019 16:06
1
Lokman kardeşim, Kaygılarında haklı olabilirsin. Ama birde özgürlükler bağlamında değerlendir. Ben TRT ve yandaş medyanın yayınlarını seyretmiyorum. Bir paralı kanala üye olup sadece şifrem ile ben izliyorum. Kime ne bundan.
Karar Okuru 03 Ağustos 2019 06:36
Orta doğunun bu çorak medeniyetinde akıl aramak mı? Hadi canım sende. beşer çöplüğüne dönmüş buralar öyle de kalır artık.
Ehl-i İrfan 03 Ağustos 2019 06:02
"Düzeltme: 14 Ocak tarihli İstanbul'daki İslam Devleti grubu destekçileri haberinde, The Associated Press yanlışlıkla İstanbul'dan başkent diye bahsetmiştir. Ankara Türkiye'ninbaşkentidir, İstanbul en büyük şehridir."Gerisini okumaya ne gerek var hissi uyandıran düzeltme.Ama dünya çapında 1700 gazete, 3000'e yakın TV abonesi olan Amerika merkezli en büyük haber ajansının milyonlarca insana ulaşan haberinin neredeyse her cümlesi böyle düzeltmeleri gerektiren cehaletlerle dolu.Cehalet doğru kelime mi emin olamıyor insan."11/10/2014 Y OĞURDemek ki ABD merkezli kuruluşlar çok masum olmayabilirmiş.
Yıldıray bey iyi guzel de televizyonun ve özellikle de Anap dönemindeki denetimsiz özel tv lerin Türk toplumunun ahlakini ne kadar bozduğunu da umarım hatirliyorsunuzdur. (Cem Uzanin tv leri, show tv yabanci tv ler vs) Asgari bir denetim olmali her zaman. Zararli yönleri torpulenmeli ama faydali yönleri de azami kullanima acilmalidir. Önemli olan nokta bunu kimin nasıl ve ne şekilde yapilacagidir. Çok hassas bir denge var burada.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 05:43
6
Senin ahlak anlayisini herkes benimsemek zorunda degil. Bu devirde en buyuk ahlaksizlik kendi ahlak anlayisini insanlara kabul ettirmek icin temel hak ve ozgurlukleri kisitlamak veya yasaklamaktir. Kaldi ki devleti yonetenlerin ozel televizyonlari, internet sitelerini yasaklamalarinin sebebi toplumun ahlakini korumak degil, bilgi ve fikir alisverisini engelleyerek insanlarin sorgulama ve mukayese etme yeteneklerini yok etmektir. Sorgulama ve mukayese etme olmadan ozgur dusunce olmaz cunku.
KARAR OKURUMehmet atay 03 Ağustos 2019 12:15
0
Ne ahlakmış önceden Cazibesi geçmiş olmasında
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 02:13
özel tv kanallarının ve dışa açılmacı siyasetin gelenek ve ahlaki yapı üzerindeki olumsuz tesiri görmezden gelinemez. Keza sosyal medya ve netflix benzeri denetimsiz mecraların muhtemel tahribatları da önlem alınmadan geçiştirecek konular değil. İnsanığlunun fıtratına aykırı “şey”lerin; özgürlük/liberalizm başlığı altında; set olarak alınmasına karşı sergilenen direnci/tedbiri, “iktidarın varlığına tehdit” gerekçesi ile açıklama kolaycılığına kapılamamak gerekir. İktidarlar da bazen Hüsnü zan beslenmeyi hak etmelilerdir. Saygılar
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 09:05
3
Başka iktidar belki hakedebilir ama bu iktidar değil. Çünkü bu iktidarın medya konusundaki sicili ortada.
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 02:09
Bir coğrafyanın kaderi hiç mi değişmez:-((( Matbaaya direndik, TV'ye direndik, Wikipedia'yı yasakladık, internete sansür. Sırada ne var?
Çerkez Ethem 03 Ağustos 2019 02:01
Ne kaybederiz hepsi yasaklansa ? Beş para etmez, hertarafı oynuyan, ne cins olduğu belli olmuyan mahlukların her kanaldan, bizlerin beyinlerini istilası biterdi. Normal bir toplumda hayat süremiycek nekadar karakter varsa kanallarda önümüze çıkıyor. Toplumu bozan, nesilleri bir garip eden, ne olduğu belli olmuyan,ne cins oldukları belli olmuyan mahluklardan, yeni nesilleri kendileri gibi olmasının önüne geçilirdi ! İnsanlar gerçek hayatı bulurlardı ! Bunların önünde kaybettikleri zamanları, örnek olarak sadece, yürüyüş yaparak geçirilseydi t.c. nin %90 sağlık problemleri olmazdı !
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 09:02
7
Stalin de öyle diyordu
KARAR OKURU 03 Ağustos 2019 01:41
"Şehirli,eğitimli,muhafazakar yada seküler...Kellepaça çorba.
Karar Okuru 03 Ağustos 2019 06:38
5
Geriye kalan ise sosyal moloz ve çöplük
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN