CHP’nin derdi nedir?

Buradaki dertten kasıt CHP’nin sorununun ne olduğu değil. Günlük kullanımdaki gibi CHP’nin Türkiye’de kendisine dert ettiği, ona oy verenlerin sahiden hayatını etkileyen, siyasetle çözüm aradıkları, seslerini duyurmaya çalıştığı mesele olarak dert.

Davadan da bahsetmiyoruz. Dava çünkü marjinal, büyük kitleleri ilgilendirmeyen ideolojik bir dert.

Ama bir de sahiden bir partiyi, kelimenin anlamıyla diğerlerinden ayıran, öne çıkaran bir mecraya çeviren esas olarak o derttir.

Sosyalist, komünist partilerin böyle büyük dertleri, dertleri olan insanlar için çareleri vardır. O dertlerin sözcüsü olmayı başarmaya çalışırlar.

Faşist partilerin de dertleri vardır. Dinci partilerin, azınlık partilerinin…

Mesela HDP’lilerin bir derdi var. Bugünlerde büyüyen partilerden Zafer Partisi’nin somut bir derdi var.

AK Partililerin bir zamanlar çok büyük dertleri vardı. Milyonlarca kadının başörtüsü yüzünden ayrımcılığa uğraması sadece kadınların değil, büyük bir toplumsal kesiminin büyük bir derdiydi. Dinin kamusal alandan dışlanması, dinin aşağılanması, dinin kamuda, siyasette, medyada, üniversitede görünür olmaması da büyük dertlerdi. Ayasofya Camii’nin müze olması da o dertlerle bağlantılı büyük bir dertti.

Bu dertler büyük bir öfkeye neden oluyor, o öfkeden büyük enerji, siyaseti ayağa kaldıran, büyüten hareket ortaya çıkıyordu.

Hala daha AK Parti, çoğunlukla bitmiş o dertlerin yarattığı tahribat, öfke, kutuplaşma üzerinden kitlelerle ilişkisini sağlıyor.

İşte bu anlamda CHP’nin derdi nedir peki?

CHP’liler ayrımcılığa uğramıyor, kamudan dışlanmıyor, üzerlerinde bir polis gücü baskısı yok. Diğer partililerin seçmenlerinin yaşadığı sorunları onlar da yaşıyor. Bunun dışında hayat devam ediyor.

Bugün CHP’ye oy veren kitlelerin en büyük derdi ve motivasyon kaynağı laikliği korumak, Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve görünür kılmak olabilir.

İçkiye zam, konser iptalleri, dinin devlet yönetiminde görünürlüğünün artması, Atatürk ve Cumhuriyet’ten daha az bahsedilmesi gibi somut dertlerden bahsedilebilir.

Ama bunların hiçbiri çoğunlukla kendisine benzeyen insanlarla birlikte yaşayan klasik bir CHP’linin günlük hayatını felç eden, onun Türkiye’de yaşamasını zorlaştıran, ayrımcılığa uğradığı hissini veren baskılar ve uygulamalar değiller.

Muhalefet partileri ve muhalif bir medya bütün bu meseleleri en sert biçimde zaten dillendiriyor.

Bu dertler kimsenin hayatını felç etmiyor, mutlaka halledilmesi için insanları siyasete, aktivizme motive etmiyor, siyasi katılımı, partililik ve dava şuurunu artırmıyor.

Türkiye’de laikliğin yıpratılması ve sünni İslam’ın devlet katındaki etkisinin artmasının doğrudan kimliğini ve hayatını etkileyen bir kesim var; Aleviler.

Bu yüzden Gezi Olayları’nın en ön saflarında Aleviler vardı. Polisin öldürdüğü göstericilerin neredeyse tamamı Aleviydi.

Yine bu yüzden CHP kadrolarında da Aleviler var. Örgütlerinde Aleviler var.

Bunda tabii ki CHP gibi bir partinin son 13 yıldır başında bir Alevi genel başkanının olması, onun kadrolarını seçerken, güven referanslarından birinin, tıpkı bir Rizeli ya da Trabzonlu siyasetçinin hemşehriciliği gibi Alevilik olmasının katkısı vardır.

Ama zannedildiği gibi bu sadece bir Alevi kadrolaşması yok. Alevilerin sahici dertleri var, o yüzden siyasete ve adres olarak da CHP’ye ihtiyaç duyuyorlar.

YORUMLAR (28)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
28 Yorum