Hedefi de kendisi de sürekli yükselen şey!
Görünen, ölçülen ve anlaşılan ve hissedilen o ki ekonomi yönetimi başarılı değildir. Başarısızlığın tek sebebi elbette ekonomi yönetimi değil. Bir ekonomiyi rayından çıkaracak akıl almaz yanlışlar yapan başta yargı olmak üzere yukarıdan aşağıya iktidarın bütün unsurları da başarısızlıkta birer faktör ama neticede fatura önce ekonomi yönetimine çıkar. Bahaneler kurtarmaz…
Tablo apaçık ortadayken, yargı eliyle yapılanlara kayıtsız görünmek ekonomi yönetiminin karizmasını da amiyane tabirle, çiziyor.
Birinci başarısızlık kriteri zayıf ve iddiasız hedefler ilan etmelerine rağmen bunları tutturamamış olmalarıdır. İkinci kriter ise, toplumun en büyük problem olarak ekonomiyi görmesi ve çözüm için umut taşımamasıdır.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan geçtiğimiz günlerde ülkenin en önemli meselesinde işlerin yolunda gitmediğini sessiz sedasız ilan ediverdi. Operasyonlar, tutuklamalar, davalar, celseler, kasetler, mesajlar derken insanlarda mecal kalmadığı için Karahan’ın “ölmüşüz de ağlayanımız yok” dedirten mesajına kimse bir şey diyemedi.
Enflasyon hedefi MB Başkanı’nın şu sözleriyle bilmem kaçıncı kez revize edildi: “2026 yılı enflasyon ara hedefini yüzde 16’dan yüzde 24’e, 2027 yılı ara hedefini yüzde 9’dan yüzde 15’e, 2028 ara hedefini ise yüzde 8’den 9’a yükselttik. Enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26, 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz.”
Bütün hedeflerin ıskalanması bir yana, enflasyonun 2028 sonunda yüzde 9’a ineceği iddiası bir hedef değil, umutsuzca “hepten pes etmedik görüntüsü” vermek gayreti. Hedefleri tutturamamaktan daha yakışıksız ve fazlasıyla siyasi bir iddia… Bu yıl hedeften neredeyse iki katı sapan bir ekonomide enflasyonun iki yıl sonra tek haneye inemeyeceğini gayet tabi Merkez Bankası Başkanı da çok iyi biliyor. Bütün kurumlar işi gücü bırakıp siyaset yaparken varsın o da yapıversin, ne olacak!
Hedeflerin tutmayacağını, bu yıl enflasyonun yüzde 26/27’den aşağıya asla inemeyeceğini daha ilk günden beri herkes biliyordu. Ekonomi yönetimi de herkesin bildiğini biliyordu. Şimdi, görevi enflasyonla mücadele olan kurum hedefi yüzde 24 olarak revize edince yine herkes bu yılın boşa geçeceğini anlamış oldu. Geçen yıl gibi yahut geride kalan 10 küsur yıl gibi….
Enflasyon artıyor hedef artıyor, ekonomi idaresi daha ilk çeyrekte pes ediyor.
Geçen senenin 19 Mart’ında başlayan ve hala bitmeyen İmamoğlu’nu tasfiye operasyonu varken ekonomiden bahsetmek zaten anlamını yitirmişti.
Hayat pahalılığında, enflasyonda, döviz kurunda, faizde dünyanın en kötüleri listesine demir atan bir ülke sanki böyle dertleri yokmuş gibi siyaset mühendisliğinde uzmanlaşmaya ağırlık verdikten sonra ne hedef kalır ne güven ne de istikrar. Şimdi olan da budur aslında. Enflasyonu artırmaktan gayrı sonuç doğurmayan operasyonlar yapıyorsa ve ülkenin ana muhalefet partisine kayyum atanması dahil her türlü siyasi mühendislik girişimi masadaysa iktidarın enflasyonu düşürmek gibi bir hedefi olduğunu varsaymak eşyanın tabiatına aykırıdır.
Enflasyon, döviz kuru, işsizlik düşmeyecek ama belli ki seçim vakti geldiğinde bütün bunlar popülizmle pansuman edilecek. Sonra gelsin yine yüksek enflasyonla, yüksek kurla, yüksek işsizlikle ve illa da yüksek faizle geçecek bir beş yıl daha… küçük esnaf, büyük tüccar, sanayici, yatırımcı, bankacı, işçi, çiftçi, emekli dar gelirli, geniş gelirli herkes enflasyon hesabını bildiği gibi bu döngüyü de biliyor. Herkesin bildiğini ekonomi yönetimi de biliyordur herhalde.
