Seçim duası

Seçim duası da nerden çıktı’ diyebilirsiniz. Yok öyle hususi bir seçim duası. Ama yeri gelince maksadım anlaşılır.

Mitingler, anketler, tv tartışmaları, (tv tartışmaları pek olmuyor aslında, programlar genellikle aynı fikirde olanların birbirini tasdikleme performansları şeklinde cereyan ediyor) küskünler, barışıklar, beka meseleleri, tanzim satışlar, varlık kuyrukları, mutfak sorunları, bayrak, ezan, cumhur, millet, zillet, illet, ihanet, sadakat, yalan, dolan derken, hepimiz seçimin sonuçlarını merak edecek, seçim sonuçlarına kulak kesilecek kıvama geldik.

Kampanyalar bizi eğitiyor, bizi havaya sokuyor demek ki.

Bakalım kimin anketi doğru çıkacak?

Bakalım millet ne demiş.

Daha doğrusu ‘seçmen’ ne demiş? Siyasetçilere ne mesaj vermiş?

Hoş ‘seçmen’ ne derse desin, siyasetçiler genellikle kendi almak istediği mesajı alıyor.

Bakalım sahillerde ne demiş seçmen, dağ başlarında ne demiş?

Şehirlerde ne demiş, kırsal kesimde ne demiş?

Bu akşam başlarız yorumlamaya.

Böyle gevşek gevşek yazıyorum ama, doğrusu ben de merak ediyorum.

Kazanmasını temenni ettiğim adaylar var.

İyi insan, düzgün insan diye düşündüklerim.

Kaybetmesini temenni ettiğim adaylar var.

Ne yapacağı belli olmaz, haram-helal tanımaz diye endişe ettiklerim.

Bakalım kazanacaklar mı, kaybedecekler mi?

Ben de herkes gibi nabız tuttum seçimler yaklaşırken.

Taksiciyle konuştum, berberle konuştum, tezgahtarla konuştum, garsonlar, akademisyenle, gazeteciyle, siyasetçiyle, hacı-hocayla, partili-partisiz insanlarla.

Tuttuğum nabızlar, doğru muymuş?

Bir eksiklik hissetmiyor değilim şu nabız bahsinde.

Kaç seçimdir ilk defa bizim Potlar Köyü’ne gitmedim.

Şu meşhur ‘Follu’nun Kahvesi’nde nabız tutmadım.

Halil Dayı’nın Mehmet ne diyor acaba?

Ya Kenan Coşkun? Şoför Osman’ın Muammer? Kızaluğun Recep?

Şimdi arasam konuşurum ama, geç oldu artık, Allah izin verirse seçimden sonra giderim.

Sert geçti kampanyalar, biraz gerildik galiba.

Kaybedecek ve kazanacak şeyleri çokça olanlar daha çok, azca olanlar daha az gerildi.

Hiç umursamayanlar da mutlaka vardır.

Kim gelirse gelsin ve kim giderse gitsin hayat şartlarında bir değişiklik olmayacaklar...

Gerilenlere bakıp bir anlam veremeyenler.

Tabii ki kendisi için bir şey değişmeyeceği halde gerilenlerle beraber gerilenleri de unutmamak lazım.

Benim dememle olsa, ‘Allah herkesin muradına göre versin’ derdim.

Ama olmuyor maalesef.

Birinin muradı gerçekleşince ötekinin muradı gerçekleşmemiş oluyor.

Bizim aklımızla böyle.

Allahu Teala her şeye kadirdir, belki lütfeder. Bizim bilmediğimiz bir yaratışla herkese muradını verir...

Ya da mahdut düşünmeye devam edelim.

Şöyle desek olur mu?

‘Doğrular kazansın.’

O zaman da ne dediğimiz belli olmuyor ki?

Herkes kendisinin doğru, karşı tarafın yanlış olduğunu düşünüyor.

‘İyi olan kazansın?’

O da aynı, bize göre biz iyiyiz, onlara göre onlar...

Şöyle diyelim...

Kimisi kaybetsin, kimisi kazansın.

Zaten öyle olacak!

Hepsini alt alta topladığımız zaman memleketin, insanların hayrına bir netice hasıl olsun.

Bu akşam herkesin bir beklentisi var.

Adayların, taraftarların.

Yüksek beklentiler.

Kimi umduğuna nail olur, kimi olmaz.

Kimi sevinir, kimi öfkelenir.

Kim ne için dua ediyorsa, şunu da ilave etsin. Çünkü önemli. Bilhassa bu akşam için... Ve tabii sonrası için.

Allah, insanlarımızın kalbine ‘sekinet’ indirsin.

Nedir ‘sekinet’ derseniz, bilen bilir ama söyleyeyim.

‘Sükunet’tir.

‘İç huzuru’dur.

YORUMLAR (14)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
14 Yorum