Trump’ın kâbusu: UCM ve yeni nesil politikacılar
New York belediye başkanı Zohran Mamdani ABD başkanı Donald Trump’ın uykularını kaçırıyor…
Her yıl Eylül ayında New York’ta yapılan Birleşmiş Milletler (BM) yeni dönem açılış toplantılarına devlet veya hükümet başkanları katılıyor; Mamdani, Gazze’de işlediği insanlığa karşı suçlar sebebiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından verilmiş karara uyularak İsrail başbakanı Netanyahu’nun tutuklanabileceğini duyurdu…
Sözleri tahmin edilebilecek çevrelerce büyük gürültüyle karşılandı.
Belediye başkanlarının tutuklama yetkisi olmadığı hatırlatılınca Mamdani buna uyacağını söyledi ve yine yeni bir gürültü koptu.
Muhtemelen Mamdani’nin amacı Netanyahu’nun UCM tarafından suçlu ilan edildiğinin bilinmesiydi; kopan her iki gürültü arasında kimin hukuktan ve adaletten yana kimin soykırıma karşı kayıtsız olduğu iyice görülmüş oldu.
İngiliz İşçi Partisi de, iktidarı Muhafazakar Parti’den devraldığı seçimin ardından, 2024 yılı ortalarında, Netanyahu ve savunma bakanı Yoav Gallant’la ilgili UCM kararına uyulacağını açıklamıştı; gelen tepkiler üzerine geri adım atılsa da, Londra’nın belediye başkanı Sadiq Khan farklı görüşte.
Bu hafta Kral III. Charles ‘Sir’ unvanı vererek ödüllendirdi Sadiq Khan’ı...
ABD, 2002 yılında 125 ülke tarafından imzalanan Roma Antlaşması ile oluşturulmuş UCM’nin varlığını kabul etmemiş, İngiltere ise hem UCM’yi oluşturan antlaşmayı kabul etmiş, hem de Japonya, Almanya ve Fransa ile birlikte UCM’nin en büyük mali destek sağlayıcılarından olmuştu.
Netanyahu mahkemenin aldığı karar yüzünden tutuklanabileceği endişesiyle pek çok ülkeye gidemiyor; belediye başkanının tutuklama yetkisi olmasa bile, Londra ve New York’a gitmekten çekinebilir.
Donald Trump, ilk döneminde, UCM’ye zaten şiddetle karşıt bir tavıra sahipti, ikinci kez seçilmesi sonrasında ise UCM’ye yönelik tavrını daha da keskinleştirdi.
İlk dönemdeki karşıtlığı, Afganistan’da bulunan Amerikan askerlerinin orada işledikleri savaş suçları sebebiyle BM tarafından soruşturulması görevinin UCM’ye verilmesiyle başlamıştı… Trump, mahkemenin bütün üyelerine yaptırımlar getirdi.
Onun iki dönemi arasında başkanlığı üstlenen Joe Biden, Ukrayna’da Ruslar tarafından işlenen savaş suçları sebebiyle UCM’nin Vladimir Putin’i yargılamaya karar vermesini desteklemişti.
Netanyahu ile ilgili tutuklama kararı sonrasında UCM Trump’ı daha da öfkelendirdi. O öfkeyle, UCM başsavcısı Karim Khan’a karşı yeni yaptırımlar koydu Trump. Karim Khan ve mahkeme üyeleri kredi kartlarını bile kullanamaz haldeler…
UCM başsavcısı çekinmeden kullandığı yetkilerle, soykırıma kalkışanları, savaş suçu işleyenleri yargılamayı sürdürünce, arı kovanına çomak sokmuş oldu.
‘‘Bakalım başına daha ne dertler açılacak’’ merakında olanlar, kurum içinden iki kadının Karim Khan’ın kendilerine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla karşılaştılar.
Cinsel suç işlediği iddiası kendisinin görevden alınmasına yol açabilecek…
Herhalde ondan çekinenler görevden uzaklaştırılmasıyla rahatlayacaklardır.
Özellikle de Karim Khan yüzünden kâbus gören Trump…
Kongre eliyle azil işlemine maruz kalınca veya dönemi bittiğinde, vatandaşları üzerine ateş açan ICE örgütünün öldürdükleri veya İran’a saldırıda ilköğretim okulu üzerine gönderilen bombalarla masum kız çocuklarının öldürülmesi gibi suçlarla ilgili olarak, UCM, Trump üzerine gidebilecek...
Karim Khan’ın yerinden edilmesi Trump’ı biraz olsun rahatlatır.
Trump UCM’nin kapısına kilit vurmadan rahat edemeyeceği benziyor.
Dışişleri bakanı Marco Rubio, geçen hafta, ABD ve müttefiklerini hedef alan UCM’ye karşı müsamahakar davranmak bir yana, gerekirse tuğla tuğla onu yok edeceklerini duyurdu.
Mahkeme, Netanyahu’yu Gazze’de yaptıklarından dolayı suçluyor, ama Hamas’ın saldırısını görmezden geliyormuş, Washington Post’a göre…
Oysa, Netanyahu için tutuklama kararı alırken, UCM, Hamas’ın bazı liderlerini de unutmamış, onlar için de aynı kararı vermişti.
Dahası da var. Eğer 73 bin Filistinli’nin ölümü ile Hamas saldırısı arasında ilişki kurulacaksa, bu durumda Hamas’ın saldırısıyla da İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da yıllar ve yıllar boyu yaptıklarıyla ilişki kurulabilir.
Saçma bir bağlantı bu.
İsrail bir devlet, Hamas ise bir örgüt; devlete düşen uluslararası hukuka saygılı davranmaktır. Zaten UCM de, kararını, uluslararası hukuka ve savaş hukukuna uymayan İsrail’in soykırımcı tavrından dolayı verdi.
Uluslararası yargı ile Avrupa’da ve ABD’deki yeni nesil politikacılar İsrail’i zorlamakta, Trump’ın uykusunu kaçırmaktalar...
Eylül ayında, BM açılış toplantısı için devlet ve hükümet başkanları New York’a geldiğinde, bakalım aralarında Netanyahu olacak mı?
Trump kâbus görmeye devam eder…
