Savcı neyi bekliyor

Davutoğlu, suç örgütü lideri Peker’in ifşaatları karşısında iktidarın sessizliğini eleştirdi. "Susurluk, bugün yaşananların yanında devede kulak bile değil" diyen Gelecek Partisi lideri, yargıya seslendi: Türkiye’yi narko-devlet durumuna getiriyorlar. Bütün veriler araştırılsın ve hukuki süreç başlatılsın. Cumhurbaşkanı bir şey söylemeden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı'nın soruşturma başlatması gerekiyor. Talimat beklememeli.

ESKİ BAŞBAKAN OLARAK UTANÇ DUYUYORUM: Milliyetçi-muhafazakar kesimin ciddi bir arınmaya ihtiyacı var. Özgürlükçü din anlayışı ile yıpranmış değerleri inşa etmemiz lazım. Eski bir Başbakan olarak uluslararası basını takip edince utanç duyuyorum. 'Bir mafya lideri Türkiye'yi hizaya getiriyor, çökertiyor' diyorlar.

SİSTEM ÇÜRÜDÜ, DEVLET TANZİM EDİLMELİ: Beni üzen; toplum ve siyasetin refleksini kaybetmesi. Kaç gün oldu, Cumhurbaşkanı konuşmadı, net tavır sergilemedi. Bugün karşı karşıya kaldığımız şey; münferit bir olay değil. Sistemin tümünün çürümesi ile ilgili. Devletin yeniden tanzim edilmesi şart.

MESAJ YAYIMLAMAMASI BİLE TEŞVİKTİR: Akşener'e yapılan saldırı doğal görüntü vermiyor. Bu bir halk tepkisi değil. Dışarıdan yönlendirilmiş bir grubun yaptığı faaliyetler. Erdoğan'ın açık mesajlar vermesi gerekiyor. Geçmiş olsun dediğini hatırlamıyorum. Mesaj yayımlamaması bile bu tür faaliyetleri teşviktir.

DEĞERLERE İHANET EDEN CUMHURBAŞKANI: Dolandırıcı diyerek kişisel hukuku yerle bir etti. Bir sadakat eksikliği varsa, ihanet söz konusuysa tamamıyla bu Cumhurbaşkanı’nın bizim değerlerimize ihanetidir. AK Parti bugün Mescid-i Aksa ile değil ahlaki çürümüşlükle anılıyor.

DAMATLAR NE KONUŞTU?

Davutoğlu, ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınmasından sonra Albayrak ile Kushner arasında gerçekleşen görüşmelere işaret etti: "İsrail’le normalleşme esnasında damat bakan ile Trump’ın damadı arasında ne tür görüşmeler oldu? İsrail ve ABD tarafından hangi taleplerde bulunuldu? Ne konuşuldu? Devlet kayıtlarına geçti mi?"

ERDOĞAN DEĞERLERE İHANET ETTİ

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, KARAR TV'de Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını cevapladı. Akşener’in Rize’de yaşadığı saldırıyı değerlendiren Davutoğlu “Saldırıya baktığımızda hiç de doğal görüntü vermiyor. Bu bir halk tepkisi değil. Dışarıdan yönlendirilmiş bir grubun yaptığı faaliyetler. (Erdoğan’ın) Akşener’e geçmiş olsun dediğini hatırlamıyorum. Böyle bir mesaj yayınlamaması bile bu tür faaliyetleri teşviktir” diye konuştu.

Twitter’dan "Sayın Erdoğan bir gazeteci üzerinden bizi içimizdeki Mescid-i Aksa’ları yıkmakla suçladı. Erdoğan, biz yıllarca yüz yüze konuştuk, aracıya gerek yok. Allah’ın şahit olduklarını kulların da bilmesi için, istediğin kanalda her şeyi konuşmaya hazırım, hodri meydan" mesajını paylaşan Davutoğlu, söz konusu polemiğe ilişkin şunları kaydetti: "Başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra Mescid-i Aksa ve Kudüs bağlamında İsrail’le normalleşme esnasında Damat Bakan ile Trump’ın damadı arasında ne tür görüşmeler oldu? Normalleşme esnasında İsrail ve ABD tarafından hangi taleplerde bulunuldu? Filistin’in hakları ve Mavi Marmara’nın tazminatı dışında neler konuşuldu? Mescid-i Aksa orada dururken, İsrail ile normalleşme yaparken ne söylediniz, onu söyleyin bana? Şunu açıklasınlar: Devlet kaydına girmiş şekilde Trump’ın damadı Kushner ile Erdoğan’ın damadı Albayrak arasında ne konuşuldu? Hazine ve Maliye Bakanı neden Amerika’ya gidip İsrail ile normalleşmeyi konuşur? Orada ne konuşuldu? Devlet kayıtlarına geçti mi?"

"Benim dediğim vatandır, benim dediğim dindir’ dediğiniz zaman Peker de kendisine bir rol biçiyor. Herkes vatanı savunmak için kendisine rol biçiyor" diyen Davutoğlu, milliyetçi ve muhafazakar çevrelerin arınmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Peker’in iddiaları sonrası iktidarın sessiz kaldığını hatırlatan Davutoğlu “Pazartesi gününden itibaren il ve ilçe teşkilatlarımız ‘Temiz Siyaset, Temiz Yönetim, Temiz Eller’ kampanyası başlatacak. Parti binalarımız buna göre cepheleri düzenlenecek, oturma eylemi de dahil her türlü protesto gösterileri yapılarak toplum temiz siyasete davet edilecek” diye konuştu. Erdoğan’ın kendisine yönelik sözlerini hatırlatan Davutoğlu "Kişisel hukuku ben koruyordum. Cumhurbaşkanı korumadı. Fakat o ‘Dolandırıcı’ diyerek kişisel hukuku yerle bir etti” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, şöyle devam etti: “2016’da bıraktığım AK Parti hatta Cumhurbaşkanı bugünkü AK Parti ve Cumhurbaşkanı mı? AK Parti durduğu yerde durmuyor. Öyle görüyorlar ki AK Parti sabit, değişen benim. Hayır, AK Parti değişti, bozuldu ve çürüdü. Cumhurbaşkanı değişti, milletten koptu. Cumhurbaşkanı bizim inandığımız temel değerleri yerle bir etti. Dolayısıyla burada bir sadakat eksikliği varsa bir ihanet söz konusuysa tamamıyla bu Sayın Cumhurbaşkanı’nın bizim değerlerimize ihaneti, savunduğumuz değerlere ihanetidir.”

Peker’in iddialarını değerlendiren Davutoğlu, şöyle devam etti: "Susurluk olayı, bugün yaşananların yanında devede kulak bile değil. Sedat Peker İçişleri Bakanı’nın kendi himayesinde olduğunu, 20 senedir ona yatırım yaptığını söylüyor. Arkasından cinayet iddiası var, marinaya çökme iddiası var. Marinaya çökme iddiası da reddedilmedi, Ağar ‘Ben burayı aldım ama buraya mafya çökecekti’ diyerek Türkiye’de mafyanın varlığını tescil etti. Biraz uluslararası basını takip edince, bir eski Başbakan olarak utanç duyuyorum. ‘Bir mafya lideri Türkiye’yi hizaya getiriyor, çökertiyor vs.’ diyorlar. Beni üzen; toplum ve siyasetin refleksini kaybetmesidir. Susurluk’ta hemen bir toplumsal tepki oluşmuştu ve bir sembol haline dönüşmüştü.

Şimdi ise bakın kaç gün oldu, halen Cumhurbaşkanı konuşmadı, net bir tavır sergilemedi. Bu refleksin kaybolması kötü. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın bir soruşturma başlatması gerekiyor. Cumhurbaşkanı bir şey söylemeden görevi. Şu ana kadar başlatmaması hukuki eksiklik. Birinden talimat beklememesi lazım” diyen Davutoğlu, Peker’in iddialarının münferit olmadığını söyledi: “Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, sistemin tümünün çürümesi ile ilgili, kangren bir hal alması. Dolayısıyla buna müdahale, tek taraflı müdahale olmaz.

Şimdi Soylu’yu konuşuyoruz ama bugün benim yetki olursa, bütün devletin anatomisini çıkarırdım. Devletin bu konuda bütünüyle yeniden tanzim edilmesi şart. Çözüm; demokratik hukuk devleti. 15 Şubat’ta açıkladığımız belgede de şöyle demiştim: Otoriter yolsuzluk düzeni var bugün. Bir kartel devlet anlayışı. Bir narko-devlet anlayışı, bir otokrasi var. Buna karşı bizim savunacağım şey; demokratik hukuk devleti. Bunu da tanımlamak için siyaset, ekonomi ve medya üçgenini yeniden tanzim etmeliyiz."

CUMHURBAŞKANI RİSK VARSA KONUŞMAZ

"Erdoğan şu veya bu bagajlarla öyle bir noktaya geldi ki; eğer bir konuşma kendisine siyasi prim getirecekse hiç kaçırmaz. ‘Herkes sussun ben konuşacağım’ der. Bütün kazanç kendisine ait olacaksa konuşur. Risk varsa kesinlikle konuşmaz. 5 ton kokain iddiası, Türkiye’de yargılanmalı. Bu hukuki süreci Türkiye’de yapmazsanız yarın uluslararası bir mahkeme başlar ve aynı Reza Zarrab mevzusundaki gibi Türkiye Cumhuriyeti ve hükümetinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılır. Türkiye’yi narko-devlet durumuna getiriyorlar. Olacak şey mi bu? Çıkın açıklayın, böyle bir şey yok diyorsanız bütün veriler araştırılsın ve bir hukuki süreç başlatılsın."

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (8)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

İlgili Haberler

Osmaniye Teksas oldu
Sedat Peker'in kardeşi gözaltına alındı
Davutoğlu: Erdoğan bize ihanet etti

Güncel Haberleri